Borobudur Tapınağı

Tapınak, toplamda 2 milyon blok kullanılarak oluşturulmuş.
Tapınak, toplamda 2 milyon blok kullanılarak oluşturulmuş.

Borobudur | 25 Kasım 2019 (4.Gün)

Yus’la dün gece sözleştiğimiz gibi saat 03:00’te otelin önünde buluşup ilk durağımız Borobodur Tapınağı’na doğru yola koyulduk. Borobudur, Java kültürünü ve sanatını yansıtan 1200 yıllık bir Budist tapınağı. Dünya kültür mirası listesinde yer alıyor. Son derece sessiz, yemyeşil bir alanın ortasında kurulmuş. Dört köşe bir temel üzerine 9 kat platform halinde inşa edilmiş tapınak aslında tam bir mandala.

Hacı olmak için yılda bir kez tapınağa gelen Budistlerin doğuya bakan girişten girerek sırasıyla tüm katları üçer defa dolaşması ve Nirvana’yı temsil eden en üst kattaki içi boş stupaya (ters huni şeklinde tapınak) ulaşması gerekiyor. Taşlara işlenmiş 2672 rölyef ve 504 Buda heykeli dışında tapınağın en üst katındaki stupaların içine de 72 Buda heykeli gizlenmiş. Borobudur Tapınağı, Endonezya’nın Yogyakarta şehrine 1,5 saat uzakta. 124 metrelik uzunluğu ve 41 metrelik yüksekliğiyle dünyanın en büyük Budist tapınağı olma özelliğini taşıyor. Tapınak, toplamda 2 milyon blok kullanılarak oluşturulmuş. UNESCO tarafından 1991 yılında Dünya Miras Listesine kabul edilmiş. Tapınağın hangi tarihte yapıldığına dair resmi kayıt yok, Sailendra Hanedanlığı dönemine denk gelen MS 750 yıllarında yapıldığı tahmin ediliyor. Yapımı 75 yıl süren Borobudur uzun yıllar kaderine terk edilmiş. Ardından volkanik küller tapınağı tamamen yeryüzünden gizlemiş. Stamford Raffles tarafından 1814 yılında keşfedilmiş. Unesco’nun 25 milyon dolar desteği ile yapılan son restorasyon 11 yıl sürmüş ve tapınak bugünkü haliyle 1991 yılında tekrar ziyarete açılmış.

Nirvanayı temsil eden en üst kattaki ana yuvarlağın ise içi boş.

Tapınağa geldiğimizde hava hala karanlıktı. Özel gün doğumu biletini alıp karanlıkta tapınağın kapısını buldum. Girişte verilen fener yardımıyla dik merdivenlerden çıkıp tapınağın teras katına ulaştığımda güneş doğmaya hazırlanıyordu. Hava bulutlu olduğundan beklediğim bir gün doğumu olmayacaktı ama karanlıkta bu garip ibadethanenin içinde olmak bile büyük bir ayrıcalıktı. Yaklaşık 30 turistle birlikte güneşin doğmasını bekledik ama yoğun bulutlar nedeniyle o muhteşem anı yakalayamadık.

Hava aydınlandıktan sonra tapınağın diğer katlarını da gezdim. Katlarda dolaşan birkaç turistle karşılaştım. Issız bir ormanın ortasında yükselen bu kutsal yapının koridorlarında tek başıma yürüyordum. İki tarafı da Budist öğretiye ait rölyeflerle dolu koridorlardan geçerken, materyalist dünyadan ben de kurtulabilecek miyim diye merak ediyorum. İlk katı temsil eden terasta 432 Buda heykeli, ikinci katı temsil eden üç terasta da içerisinde birer buda heykeli olan 72 yuvarlak duvar bulunuyor. Nirvana’yı temsil eden en üst kattaki ana yuvarlağın ise içi boş. Alt katta, neden sonuç ilişkisini anlatan rölyefler, orta katta Buda’nın hayatına ilişkin birtakım hikayeler ve Jataka masallarından sahnelerin resmedildiği rölyefler, üst katta da duvarla çevrelenmiş kare balkon bulunuyor. Balkonu içine alan yuvarlak duvarlar, başlangıcı ve sonu olmayan bir çemberi anlatıyor. Yüzlerce kabartmada Buda‘nın hayatının anlatıldığı tapınağın neden Budizmin doğum yerinden çok uzakta yapıldığını ise anlamak zor.

Taşlara işlenmiş 2672 rölyef ve 504 Buda heykeli dışında tapınağın en üst katındaki stupaların içine de 72 Buda heykeli gizlenmiş.
Taşlara işlenmiş 2672 rölyef ve 504 Buda heykeli dışında tapınağın en üst katındaki stupaların içine de 72 Buda heykeli gizlenmiş.

Tapınağı gezdikten sonra gündoğumu turuna katılanlara özel bir kahvaltı verildi. Uzun süren yorgunluğu atmak için iyi bir fırsattı bu, yaklaşık bir saat dinlendikten sonra Merapi Volkanı’nı görmeye gittik. Yus Endonezya’da tanıştığım ilk şoför. Kibar, anlayışlı ve yardımcı. Her fırsatta bilgi verdi, ama mesafeyi de hiç bozmadı. İki gün boyunca kendisinden çok şey öğrendim. Onun yardımıyla çok zaman kazandım. Bugünkü Merapi Yanardağı’na gitmememiz gerektiğini söylediğinde şaşırmıştım. “Hava bulutlu, volkanı göremezsin onun yerine başka yerlere götürebilirim seni” dediğinde dinlememiştim. Haklı çıktı! Merapi’ye geldiğimizde bulutlar volkanı görmemizi engelliyordu. Bu havada jeep turuyla burada dolaşmanın da bir anlamı yoktu. Yolda boşuna geçen 2 saat… Oysa bu süreyi başka yerleri görerek geçirebilirdim.

Sultan’ın Sarayı: Kraton

Saray çalışanları
Saray çalışanları

Yogyakarta bir üniversite şehri, dünyanın her köşesinden öğrenciler akşamları şehirdeki ucuz lokanta ve kahvehaneleri dolduruyor, kızlı erkekli çalıp söylüyor.  Kentin içinde bulunduğu eyaletin valisi bir sultan. Sultanın sarayı Kraton oldukça sade. Sarayın bir bölümü müze haline getirilmiş. Duvar dibine dizilmiş onlarca saray hizmetlisi dikkat çekiyor. Onların tam karşısındaki bir alanda ise kadın görevliler şarkı söylüyor. Sarayda yaptığım geziden sonra Water Palace dedikleri özel bir alana geldim. Birbirinden ayrılmış farklı havuzlar bulunan bu mekân da sarayın bir parçası olarak kabul ediliyormuş.

Water Palace

Hava hala açmadı. Bugünkü son durağımız Pasir sahiliydi ama bulutlu bir havada sahilde günbatımı izlemek pek cazip gelmedi. Yaklaşık dokuz saattir geziyordum ve artık otele gidip dinlenme zamanı gelmişti.