Geçen yıl kasım ayında yapılan referandumla minareleri yasaklayan İsviçre yeni sürprizlere hazırlanıyor. Bu kez hedefte Almanlar var. Yüksek ev kiraları ve işsizlikten yakınan muhafazakâr kesim geçenlerde bunun sorumlusunun İsviçre’ye göç eden Almanlar olduğunu söyledi. Bugüne dek muhafazakârların hedefindeki yabancılar listesine bu tartışmayla Almanlar da katıldı. Karşılıklı suçlamalar siyasi tansiyonu yükseltti. Resmi kayıtlarda İsviçre’nin üç ana dilinden biri Almanca olarak görünse de Almanlar, İsviçrelilerin konuştuğu dilin Almancayla ilgisi olmadığını ve kendi dillerinin katledildiği görüşündeler. İsviçreliler de beş yüz yıllık demokrasi, barış ve tarafsızlık ilkelerini fırsat buldukça Almanlara hatırlatıyor.

Yıllardır hasıraltı edilen bu küçük atışmalar geçen günlerde bir gazete ilanıyla farklı boyuta ulaştı. İsviçreli bir grup öğretim görevlisinin ortak imzasıyla yayınlanan ilanın başlığı “Yabancılar yüzünden kiralar tavana fırladı” şeklindeydi. Bu konuda İsviçre’de çalışan Almanların büyük rol oynadığı belirtiliyordu. 200 öğretim görevlisi Almanları “ekmeklerini çalmakla” suçladı. İsviçre’deki iş imkânlarını kuruttuğu iddia edilen Almanların haksız rekabete neden olduğunu ileri süren öğretim görevlileri, tavan yapan ev kiralarından da yine kuzey komşularını sorumlu tuttu. İlan bir anda siyasi gündemin ilk sırasında yerini aldı. Aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi de muhafazakârların tepkisinden faydalanma konusunda hiç tereddüt etmedi. Öğretim üyelerini destekleyen açıklamalarda bulunan parti yetkilileri, yabancı düşmanlığı konusunda çıtayı biraz daha yükseltti ve ilk kez kuzey komşularını hedef alan açıklamalar yayımladı.

AB’ye üye olmayan İsviçre ile Almanya arasında 2002’den bu yana vizesiz sınır geçişleri yapılabiliyor. Şengen kapsamına girdikten sonra İsviçre’nin Almanlar tarafından istila edildiğini savunan muhafazakârların dayanağı resmi rakamlar. Nüfusu 7.6 milyon olan İsviçre’de, 28 bini Zürih’te olmak üzere 250 bini aşkın Alman yaşıyor. Bu sayı, her gün biraz daha artan işsizliğin nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Almanlar ise bu durum karşısında biraz şaşkın biraz da kırgın. Yabancı düşmanlığı politikasının kendileri üzerinden yürütülmesine anlam veremiyorlar. Minare referandumundan sonra İsviçre dünya kamuoyunun gündemindeydi. Farklı düşünceler, analizler, sosyolojik araştırmalar birbiri ardına yayınlansa da “Hoşgörünün beşiği olarak bilinen bir ülke nasıl olur da böyle bir yasağı onaylar” sorusuna net bir yanıt verilemedi. Yaşanan son gelişmeler bazıları tarafından doğrudan demokrasinin, halkın karar verme mekanizmasının bir sonucu olarak yorumlandı. Bazıları da bunun halkın bilinçaltında yatan yabancı düşmanlığı korkusunun dışa vurumu olduğunu söyledi. Farklı tezler tartışıladursun İsviçre’de son yıllarda yaşanan değişimden kârlı çıkanlar ülkenin sağ görüşlü siyasi partileri. Almanlara karşı yürütülen kampanyanın temelinde de yine oy kapma yarışı yatıyor. Yabancı düşmanlığının pirim yaptığı şu günlerde muhafazakârlar bu kozlarını sonuna kadar kullanmaya kararlı. Yaklaşan yerel seçimler de göz önüne alındığında Almanlara gösterilen tepkinin nedenleri anlaşılıyor. Bugün sırada Almanlar var. Bir sonraki seçimlerde hangi milletin hedef seçileceğini kestirmek güç. İsviçre, yıllardır savunduğu değerleri yavaş yavaş yitiriyor. Bir zamanların masal diyarı topraklarına ırkçılığın tohumları ekiliyor.

    Bu yazı 28 Şubat 2010 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

    Düşüncelerinizi yazmak ister misiniz?

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir