<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Remzi Gökdağ</title>
	<atom:link href="http://www.remgo.com/11/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.remgo.com/11</link>
	<description>sıradan yazılar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 May 2012 11:57:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Düşmanı olmayan ordunun askerleri</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/dusmani-olmayan-ordunun-askerleri/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/dusmani-olmayan-ordunun-askerleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 11:09:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1230</guid>
		<description><![CDATA[Zürih Garı alışıldık telaşını yaşıyordu. Gideceği yere ulaşmaya çalışanlar sağa sola koşturuyordu. Birkaç dakika sonra Basel’e hareket edecek trende yolcular yerini almıştı. Karşımdaki boş koltuğa otururken selamlaştığımız orta yaşlı, takım elbiseli adam gazetesini okumaya başladı. Yanında oturan genç kız, cep telefonuna yüklediği müzikleri sessizce dinliyordu. İkisi de bu alemle ilişkisini çoktan kesmiş gibiydi. Vagonda hala [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zürih Garı alışıldık telaşını yaşıyordu. Gideceği yere ulaşmaya çalışanlar sağa sola koşturuyordu. Birkaç dakika sonra Basel’e hareket edecek trende yolcular yerini almıştı. Karşımdaki boş koltuğa otururken selamlaştığımız orta yaşlı, takım elbiseli adam gazetesini okumaya başladı. Yanında oturan genç kız, cep telefonuna yüklediği müzikleri sessizce dinliyordu. İkisi de bu alemle ilişkisini çoktan kesmiş gibiydi. Vagonda hala boş koltuklar vardı. Çaprazımdaki sırada dört Japon turist oturuyordu. Haritada bir noktayı işaret edip kendi dillerinde konuşuyorlardı. İsviçre’deki herhangi bir sıradan yolcu treninde olması gereken herşey olağan ritminde devam ediyordu. Kapılar kapandı ve tren hareket etmeye başladı. Son anda yetişen birkaç yolcu buldukları boş koltuklara oturdu. Tren sallanarak ilerlerken yanımızdan üç üniformalı asker geçti. Her birinin omuzunda SIG-550 otomatik tüfekleri asılıydı. Askerlerden ikisi boş koltuk ararken bir yandan da biralarından yudumluyor, diğeri çikolatalı çöreğini yiyordu. Koridorda ilerlerken tüfeklerinin namluları oturan yolcuların göz hizasında sallanıyordu. Askeri disiplinden uzak, daha çok konsere gider gibi bir havaları vardı. Askerler yanımızdan geçerken bir an çaprazımdaki turistlerle gözgöze geldim. Aramızda üçüncü askerin tüfeğinin namlusu sallanıyordu. Turistler şaşkındı. Askerleri pasaport görevlileri sanarak kimliklerini hazırlamaya çalışıyorlardı. Avrupa’nın göbeğinde böyle bir manzarayla ilk kez karşılaşıyor gibiydiler. Şaşkınlıkları gözlerine yansımıştı. Bakışlarını namlulardan ayırıp askerlerin bira kutularına çevirdiklerinde yüz ifadeleri görülmeye değerdi. Bir süre sonra üç asker vagonun ortasındaki boş koltukların yanında durdu. Çantalarını raflara yerleştirirken tüfekleri hala sağa sola savruluyordu. Oturduklarında silahlarını dizlerinin ucuna gelişigüzel dayadılar. Onlar da bizim gibi bu trenin yolcularıydı. Turistler kendi aralarında alçak sesle konuşmaya başladı. Gördükleri manzarayı yorumlamaya çalışıyorlardı. Trende, turistler dışında bu görüntüye şaşıran kimse yoktu. Hatta karşımda oturanlar dahil pek çok yolcu ne silahları ne de askerleri farketmişti. Ulaşım araçlarında silahlarıyla seyahat eden genç askerler bu ülkenin sıradan insan manzaralarından. Toplu taşıma araçlarıyla seyahat ediyorsanız yanınıza bu tür yolcuların oturma ihtimali yüksek. Yanlarında taşıdıkları otomatik tüfekleriyle halkın içine karışan, içki içip yüksek sesle şakalaşan bu gençler, silah sevdalısı İsviçre’nin milis gücünü oluşturuyor. </p>
<p>İsviçre’de 20-30 yaş arasındaki erkekler 3 aylık askerlik görevini yapmak zorunda. Bu süre dolduktan sonra her yıl en az dört hafta, silahlarını kuşanıp atış eğitimine gitmeleri gerekiyor. 34 yaşına gelene kadar toplam 260 günü tamamlamak zorundalar. Askerliğini yapan her genç silahını evine götürebiliyor. Terhis olduklarında silah ve mermilerin de sahibi oluyorlar. Evlerde saklanan silahların sayısı bilinmese de her iki kişiden birinde silah olduğu tahmin ediliyor. Babadan oğluna kalan silah ve cephanenin gerçek sayısını ise bilmek imkansız. Her fırsatta doğasını, çikolatasını pazarlamaya bayılan İsviçreliler, aslında büyük bir cephaneliğin üstünde oturuyor. Ancak bu konu dost meclislerinde pek konuşulmuyor. Halkın silah sevdasından bahsetmek yerine “swiss army” çakılarının işlevlerini anlatmayı seviyorlar. Oysa kişi başına düşen silah sayısında İsviçre’yi geçen tek ülke Amerika Birleşik Devletleri. Silah kültürü İsviçre’nin tarihi kadar eski. İlkbaharda 200 bin kişinin katıldığı silah festivalleri düzenleniyor, 12 yaşında çocuklar atış talimi yapabiliyor. Silah sahibi olmak mutfakta tencere tabak bulundurmak kadar doğal. Ancak ülkede silahla işlenen suç sayısının çok az olması da bir başka araştırma konusu. Aslında bu kadar silahlanmalarının gerçek nedeni eski bir korkudan kaynaklanıyor. Bu korkunun adı “düşman” işgali. Yüzlerce yıldır savaşmadan özgür kalabilmiş bu ülkenin insanları bir gün gerçekleşecek olası bir düşman işgaline hazırlıklı. Dünyanın şartları, Avrupa’nın siyasi iklimi ne olursa olsun onlar bu hazırlıklarına kesintisiz devam ediyor. Avrupa’nın göbeğinde tarafsızlığıyla bilinen dünyanın en sakin ülkesinde her ev karargah, her vatandaş bir asker.</p>
<p><em>13 Mayıs 2012 günü Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yayınlandı.</em></p>
<p><img src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2012/05/05.13.2012-600x879.jpg" alt="" title="05.13.2012" width="600" height="879" class="alignnone size-medium wp-image-1232" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/dusmani-olmayan-ordunun-askerleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamla ölüm arasındaki yasalar</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/yasamla-olum-arasindaki-yasalar/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/yasamla-olum-arasindaki-yasalar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Apr 2012 15:05:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1201</guid>
		<description><![CDATA[Almanya’nın Bremen kentinde 24 Ağustos 1963 günü oynanan futbol maçı, futbolseverlerin hayranlıkla takip ettiği Bundesliga liginin ilk resmi karşılaşmasıydı. Evsahibi Werder Bremen, Borussia Dortmund’u 3-2 yendi. Bu maçın en unutulmaz anı ilk dakikada gelen goldü. Borussia Dortmund maçı kaybetse de takımın yıldızı Friedhelm Konietzka, Alman futbol tarihine ligin ilk resmi golünü atan futbolcu ünvanıyla girdi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’nın Bremen kentinde 24 Ağustos 1963 günü oynanan futbol maçı, futbolseverlerin hayranlıkla takip ettiği Bundesliga liginin ilk resmi karşılaşmasıydı. Evsahibi Werder Bremen, Borussia Dortmund’u 3-2 yendi. Bu maçın en unutulmaz anı ilk dakikada gelen goldü. Borussia Dortmund maçı kaybetse de takımın yıldızı Friedhelm Konietzka, Alman futbol tarihine ligin ilk resmi golünü atan futbolcu ünvanıyla girdi. Arkadaşları onu ‘Timo’ diye çağırırdı. 2.Dünya Savaşı’nın efsanevi Rus generali Timeşenko’nun gücü ve dayanıklılığından esinlenmişlerdi. Friedhelm, sonraki yıllarda gerçek adını Timo olarak değiştirdi. Yeşil sahaların yıkılmaz futbolcusu Timo, başarılı kariyerinin ardından futboldan kopmadı. Uzun yıllar antrenörlük yaptığı İsviçre’ye 1988 yılında yerleşti. Sağlık problemleri nedeniyle yeşil sahalardan uzaklaştı. 10 yıl kadar önce kanser olduğunu öğrendi ancak yapılan müdahaleler sonuç vermedi. Doktorlar acı gerçeği yüzüne söyledi. Yaşama ihtimali olmadığını anlayan Timo, peşinden gelen Azrail’e son çalımını atmak istiyordu. Ölüm eğer tek seçenekse, bu seçeneği kendi şartlarına göre kabul etmek istedi. Kendi isteğiyle tedavisine son verdi ve hastaneyi terk etti. Son günlerini evinde, ailesiyle birlikte geçirmek istiyordu. Uzun yıllar eşiyle birlikte yaşadığı göl manzaralı evine döndü. Yakınlarıyla birlikte bir hafta uzun uzun sohbet etme imkanı buldu. Gitme zamanı geldiğinde geride bir veda mektubu bıraktı. Sevdiklerinin gözü önünde kendisi için özel hazırlanmış zehiri içerek intihar etti. Timo, 73 yıllık yaşamını kendi kararıyla, kendi belirlediği gün ve saatte, sevdiklerinin yanında sonlandırdı.</p>
<p>Timo’nun seçimi, uzun yıllar tartışılan ötenaziyi bir kez daha gündeme getirdi. İsviçre ötenazi konusunda en rahat hareket edebilen ülkeler sıralamasının başında yer alıyor. Avrupa’nın bu sevimli ülkesinde ölüm hakkını kullanarak intihar edenlerin sayısı diğer ülkelere oranla bir hayli fazla. Bu konuda özel yasalar mevcut. Kurtuluş umudu olmayan hastalar burada “ölüm hakkı”nı rahatlıkla kullanabiliyor.</p>
<p>İsviçre’de ötanazi 1918 yılından beri serbest. Uzmanlaşmış özel kliniklerde İsviçre vatandaşlarına ya da bu ülkede ikamet eden hastalara ötanazi uygulanabiliyor. Bu uygulamadan sadece tedavisi mümkün olmayan hastalığa ya da dayanılmaz ağrılara sahip, kurtuluş umudu olmayan hastalar yararlanabiliyor.</p>
<p>İsviçre hükümeti yasal olan ötenazinin sınırlandırılması için birkaç kez girişimde bulunsa da yapılan referandumlarda halk, umutsuz hastalara ölme hakkının tanınması gerektiğine karar verdi. Ötenaziyi tercih ederek ölümü seçenler sadece İsviçreliler değil. Diğer ülkelerden buraya ölmeye gelenler de var. İsviçre İstatistik Kurumu bu konuyla ilgili ilk resmi rakamları geçen yıl yayınladı. 2009-2010 tarihleri arasında 300 İsviçreli ötenazi ile hayatını sonlandırdı. Ölenlerin büyük bölümü 55 yaşın üstündeydi. Son 3 yılda ölmek için İsviçre’ye gelen yabancı ülke vatandaşlarının sayısı ise yaklaşık 1200’ü buluyor. Yabancıların sayısında gözlenen artışı “ötenazi turizmi” olarak adlandıranlar da var.</p>
<p>Her yıl tatil için sıcak kumsalları, kafa dinlemek için ormanı, kamp için dağları seçenler, hayallerini gerçekleştirecekleri mekanlara doğru yola koyulurken, ölümü kabullenen çaresiz hastalar İsviçre’ye geliyor. Bu alanda hizmet veren özel sağlık klinikleri de gelenlerin taleplerini kendilerine tanınan yasalar dahilinde karşılamaya çalışıyor. Yaşam standartlarının üst düzeyde olduğu bu küçük ülkede, ölüm hakkı da devletin koruması altında.</p>
<pre>22 Nisan 2012 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı.</pre>
<p><img class="alignnone size-medium wp-image-1204" title="04.22.2012" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2012/04/04.22.2012-600x879.jpg" alt="" width="600" height="879" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/yasamla-olum-arasindaki-yasalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Masal gibi&#8230;</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/masal-gibi/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/masal-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 21:31:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[notlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1194</guid>
		<description><![CDATA[* İnsandan önce, bu dünya nasıldı, insan gelince nasıl oldu? Cahit Kayra, “Masal”da bunu araştırmış, okumadığı kitap, araştırmadığı belge kalmamış, “İnsandan Öncesi Altın Yıllar”da, bunları yazmış&#8230; (*) Yani, insanlı dünyanın öncesi ve sonrası&#8230; İnsanlar geldikten sonra neler olmuş, bulmak zor değil, “belge”ler var, düşünen insanlar ve onların söyleyip yazdıkları&#8230; Ya onlar yok iken? Sayın Kayra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>* İnsandan önce, bu dünya nasıldı, insan gelince nasıl oldu? Cahit Kayra, “Masal”da bunu araştırmış, okumadığı kitap, araştırmadığı belge kalmamış, “İnsandan Öncesi Altın Yıllar”da, bunları yazmış&#8230; (*)</p>
<p>Yani, insanlı dünyanın öncesi ve sonrası&#8230;<br />
İnsanlar geldikten sonra neler olmuş, bulmak zor değil, “belge”ler var, düşünen insanlar ve onların söyleyip yazdıkları&#8230;<br />
Ya onlar yok iken?</p>
<p>Sayın Kayra “öğrendim de ne anladım?” diye sorar.<br />
“İnsan doğal değil sonradan yapma&#8230; Yapılma&#8230; Yeni deyimle çakma!” der.</p>
<p>İnsanın vücudunun bir yerine “akıl” diye bir çip konulmuş: “O da doğal olan her şeyi, bozup kırıp, ezip, yok etme, yani kendisine benzetme emirleri veriyor.”<br />
Cahit Kayra “bu büyük haksızlık” der:<br />
“İnsanların dünyayı tümüyle ellerine geçirmiş olmaları&#8230;”<br />
İnsanlar dünyaya ayak basar basmaz, ilk önce doğanın mutluluğunu kıskanmışlar.<br />
Sonra?<br />
“Ağaçları kestiler, ormanları kuru topraklara çevirdiler. Zümrüt kırları beton yığınları ile doldurdular. Toprakların altındaki pislikleri yeryüzüne çıkardılar. Denizleri kirlettiler. Sular kendi yollarında akmaz oldu. Temiz havalar, kirli yapışkan dumanlara boğuldu.”<br />
Yeter mi?<br />
İnsan doyar mı?<br />
“Hayvanlara öteki canlılara saldırdılar. Mağrur gergedanları onlar öldürdü.<br />
Muhteşem filleri maskaralar gibi sirklerde oynattılar. Fok balığı ile pengueni onlar birbirlerine düşman ettiler. Onlar yüzünden soylu aslanların masum zebraları parçalaması sadistçe seyirler haline geldi. Onlar yüzünden akbabalar serçeleri yedi. Onlar yüzünden zamanların en munis yaratıkları olan yılanlar, üstelik iftiralara uğradıktan sonra tehlikeli birer canavar kesildiler.<br />
Ve bunların hepsini insanlar, kendi uydurdukları öyküler içinde yaşattılar.”</p>
<p>Sıra kendilerine geldi, yani insanın insanla kavgasına.<br />
“Onlar da bittikten sonra Kabil yeniden doğdu ve insanlar birbirlerine saldırdılar. Kendi türünden olan yaratıkları, başka insanları öldürdüler. Önce elleriyle, dişleriyle; taşla sopayla&#8230; O da yetmedi; özel silahlar icat ettiler. Yeryüzünde yürüyen kaleler yaptılar. Denizlerin derinliklerine indiler, göklerin yedinci katına çıktılar. Hep birbirini yok etmek için&#8230;”</p>
<p>Ve bitip tükenmeyen barış destanları, savaş destanları:<br />
“İskender’ler acımasız Sezar’lar, kıtaları birbirine katan Cengiz’ler, insanları sefalete sürükleyen sonsuz ihtiraslarıyla Napolyon’lar, ölüm makineleri Hitler’ler&#8230; Gelip gittiler&#8230; Irklar, ırkları yok etti. Ve kendi dinleri için boğuşan kalabalıklar, yakılan, yıkılan uygarlıklar, petrol kavgaları, siyasi katiller, çılgın diktatörler, kökten yobazlıklar, ahlaksızlıklar ve hırsızlar ve cennete hile ile girmeye çalışan politikacıların çirkin oyunları&#8230; Tümü ile zırdeli bir dünya kaldı geriye&#8230;”</p>
<p>Peki, bu kitabın adı neden masal?<br />
İnsan da, insanlık da masal da ondan&#8230;<br />
Çocukluğumuzda, dedelerimiz bize masal söylemeye başlarken nasıl başlarlardı:<br />
Önce giriş:<br />
“Evvel zaman içinde,<br />
Kalbur saman içinde<br />
Deve tellal iken,<br />
Pire berber iken,<br />
Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken”<br />
Ve masal biterdi:<br />
“Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine”<br />
* * *<br />
Çıkılacak kerevet kalmışsa&#8230;<br />
—————————————————<br />
<em>Tarihçi Kitabevi</em></p>
<p>(*) Hasan Pulur &#8211; M&#8217;ll&#8217;yet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/masal-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtalyan Rivierası’nda 4 gün</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/italyan-rivierasinda-4-gun/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/italyan-rivierasinda-4-gun/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 21:01:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Cinque Terre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1185</guid>
		<description><![CDATA[Bu yılki Paskalya (Easter) tatilinde yine boş durmadık ve düştük yollara. 4 günlük tatilimizi geçirebilecek yerlerin listesini hazırladık. Kuzeyde görmek istediğimiz birkaç kent vardı ama sonuçta biz İtalyan Rivierası’nda karar kıldık. Yolculuğumuzdaki ilk durak Milano’ydu. Leonardo da Vinci’nin kentinde onun eserlerinin peşindeydik. Güne Santa Maria Della Grazie Kilisesi’nin bir duvarına yaptığı The Last Supper adlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yılki Paskalya (Easter) tatilinde yine boş durmadık ve düştük yollara. 4 günlük tatilimizi geçirebilecek yerlerin listesini hazırladık. Kuzeyde görmek istediğimiz birkaç kent vardı ama sonuçta biz İtalyan Rivierası’nda karar kıldık.</p>
<p>Yolculuğumuzdaki ilk durak <a href="http://photo.remgo.com/milan/" target="_blank">Milano</a>’ydu. Leonardo da Vinci’nin kentinde onun eserlerinin peşindeydik. Güne <a href="http://photo.remgo.com/milan/#!prettyPhoto[slides]/22/" target="_blank">Santa Maria Della Grazie</a> Kilisesi’nin bir duvarına yaptığı The Last Supper adlı eseriyle başladık.  <a href="http://photo.remgo.com/milan/#!prettyPhoto[slides]/20/" target="_blank">Duomo Katedrali</a>, <a href="http://photo.remgo.com/milan/#!prettyPhoto[slides]/6/" target="_blank">Castello Sforzesco</a> gibi tarihi eserlerin dışında <a href="http://photo.remgo.com/milan/#!prettyPhoto[slides]/4/" target="_blank">modanın</a> kalbinin attığı kentin dar sokaklarında zaman geçirdik.</p>
<p>İkinci gün <a href="http://photo.remgo.com/pisa/" target="_blank">Pisa</a> kentindeydik. Eğimiyle ünlü <a href="http://photo.remgo.com/pisa/#!prettyPhoto[slides]/7/" target="_blank">Pisa kulesini</a> yakından görmek, içine girip <a href="http://photo.remgo.com/pisa/#!prettyPhoto[slides]/25/" target="_blank">zirvesine</a> tırmanmak etkileyiciydi. Pisa’da 5 saat geçirdikten sonra akşam konaklamak için kuzeye, La Spezia’ya yöneldik.</p>
<p>Ertesi sabah Riviera di Levante denen Cenova’nın güneyindeki sahillerindeydik. Bu sahillerin tam ortasında <a href="http://photo.remgo.com/cinque-terre/" target="_blank">Cinque Terre</a> yani 5 Köy anlamına gelen milli park bulunuyor. UNESCO tarafından korunan ve her biri kartpostal güzelliğinde olan tarihi köylerde bir gün geçirdik. Sırasıyla Riomaggiore, Manarola, Corniglia, Vernazza ve Monterosso al Mare köylerine uğradıktan sonra Levanto’da günü kapattık.</p>
<p>Son durak <a href="http://photo.remgo.com/genoa/" target="_blank">Cenova</a>’ydı. Bir başka gezgin Kristof Kolomb’un bu tarihi kentinde, dar sokaklarda kaybolduk. Limanında ünlü denizcilerin sefere çıkış ve seferden dönüş noktalarında yürürken onların varlıklarını hisseder gibiydik.</p>
<p>Gezinin fotoğrafları:</p>
<ul>
<li><a href="http://photo.remgo.com/pisa/" target="_blank">Pisa</a></li>
<li><a title="Cinque Terre" href="http://photo.remgo.com/cinque-terre/">Cinque Terre</a></li>
<li><a title="Genoa" href="http://photo.remgo.com/genoa/">Cenova</a></li>
<li><a title="Milan" href="http://photo.remgo.com/milan/">Milano</a></li>
</ul>
<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/40708322?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" width="400" height="300" frameborder="0" webkitAllowFullScreen mozallowfullscreen allowFullScreen></iframe>
<p><a href="http://vimeo.com/40708322">Italy</a> from <a href="http://vimeo.com/remgo">Rem Go</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
<p><iframe src="http://maps.google.ch/maps?f=d&amp;source=s_d&amp;saddr=Z%C3%BCrich+HB,+Z%C3%BCrich&amp;daddr=Milan+Central+Station,+Piazza+Duca+d'Aosta,+Milan,+Italy+to:44.44607,8.91951+to:Pisa,+Italy+to:La+Spezia,+Italy+to:Riomaggiore,+Italy+to:c%2Fo+Manarola+railway+station,+19017+Manarola,+Italia+(Welcome+Center+-+Manarola)+to:Corniglia,+Vernazza,+Italy+to:Vernazza,+Italy+to:Monterosso+al+Mare,+Italy+to:Levanto,+Italy+to:Genova,+Italy+to:Milan+Central+Station,+Piazza+Duca+d'Aosta,+Milan,+Italy+to:Bahnhofplatz+15,+8001+Zurich+(Z%C3%BCrich+Hauptbahnhof)&amp;geocode=Fezt0gIdqlCCACHCqG1CRU5NQg%3BFXYMtgIdM2-MACGd_oNIVDtQ4Q%3BFXYxpgId1hmIACk_NTGuokbTEjHnTT8Q4dU3tg%3BFScOmwIdqKOeACn9PAnRnpHVEjEMRBgkvvpkTA%3BFfEDoQIdY_uVAClZd8sYlvzUEjGw1zxHfeYFBA%3BFTfloAIdEqKUAClfjCKpjvrUEjEvoiFAIvqgDA%3BFTUQoQIdEm6UACFuX0ln5KGm2Q%3BFew4oQIdYCWUACmpH3NWDvDUEjFDoHcwfx8JcQ%3BFUN3oQIdGsiTACk5aH_u3u_UEjGg2DxHfeYFBA%3BFdSeoQIdrFWTACknGvg0I-7UEjFkaurh9MY1Ag%3BFQ4AogIdl7CSACm121eox-3UEjFy9h86pPThLA%3BFRaZpQIdZVKIAClpb64h5kPTEjG7Arq1xlP3aQ%3BFXYMtgIdM2-MACGd_oNIVDtQ4Q%3BFf_q0gIdJVKCACF-rVA9ek6B5A&amp;aq=&amp;sll=45.552525,9.536133&amp;sspn=6.423536,14.27124&amp;gl=ch&amp;hl=en&amp;mra=pd&amp;via=2&amp;ie=UTF8&amp;t=p&amp;ll=45.552525,9.536133&amp;spn=4.615987,6.580811&amp;z=7&amp;output=embed" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" width="600" height="600"></iframe><br />
<small><a style="color: #0000ff; text-align: left;" href="http://maps.google.ch/maps?f=d&amp;source=embed&amp;saddr=Z%C3%BCrich+HB,+Z%C3%BCrich&amp;daddr=Milan+Central+Station,+Piazza+Duca+d'Aosta,+Milan,+Italy+to:44.44607,8.91951+to:Pisa,+Italy+to:La+Spezia,+Italy+to:Riomaggiore,+Italy+to:c%2Fo+Manarola+railway+station,+19017+Manarola,+Italia+(Welcome+Center+-+Manarola)+to:Corniglia,+Vernazza,+Italy+to:Vernazza,+Italy+to:Monterosso+al+Mare,+Italy+to:Levanto,+Italy+to:Genova,+Italy+to:Milan+Central+Station,+Piazza+Duca+d'Aosta,+Milan,+Italy+to:Bahnhofplatz+15,+8001+Zurich+(Z%C3%BCrich+Hauptbahnhof)&amp;geocode=Fezt0gIdqlCCACHCqG1CRU5NQg%3BFXYMtgIdM2-MACGd_oNIVDtQ4Q%3BFXYxpgId1hmIACk_NTGuokbTEjHnTT8Q4dU3tg%3BFScOmwIdqKOeACn9PAnRnpHVEjEMRBgkvvpkTA%3BFfEDoQIdY_uVAClZd8sYlvzUEjGw1zxHfeYFBA%3BFTfloAIdEqKUAClfjCKpjvrUEjEvoiFAIvqgDA%3BFTUQoQIdEm6UACFuX0ln5KGm2Q%3BFew4oQIdYCWUACmpH3NWDvDUEjFDoHcwfx8JcQ%3BFUN3oQIdGsiTACk5aH_u3u_UEjGg2DxHfeYFBA%3BFdSeoQIdrFWTACknGvg0I-7UEjFkaurh9MY1Ag%3BFQ4AogIdl7CSACm121eox-3UEjFy9h86pPThLA%3BFRaZpQIdZVKIAClpb64h5kPTEjG7Arq1xlP3aQ%3BFXYMtgIdM2-MACGd_oNIVDtQ4Q%3BFf_q0gIdJVKCACF-rVA9ek6B5A&amp;aq=&amp;sll=45.552525,9.536133&amp;sspn=6.423536,14.27124&amp;gl=ch&amp;hl=en&amp;mra=pd&amp;via=2&amp;ie=UTF8&amp;t=p&amp;ll=45.552525,9.536133&amp;spn=4.615987,6.580811&amp;z=7">View Larger Map</a></small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/italyan-rivierasinda-4-gun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz kenarında 5 köy: Cinque Terre</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/deniz-kenarinda-5-koy-cinque-terre/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/deniz-kenarinda-5-koy-cinque-terre/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 20:40:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[gezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1227</guid>
		<description><![CDATA[8 Nisan 2012 günü İtalya’nın La Spezia kasabasında güneşli bir Akdeniz sabahına merhaba dedik. Burada konaklama nedenimiz sabah erken saatlerde yapacağımız yürüyüşün başlama noktasına mümkün olduğunca yakın olmaktı. Bugünkü programımızda İtalya’nın incisi 5 köy (Cinque Terre) var. Rotamız sırasıyla Riomaggiore, Manarola, Corniglia, Vernazza ve Monterossoolacak, yani güneyden başlayıp kuzeye doğru ilerleyeceğiz. Dün gece etkili olan şiddetli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>8 Nisan 2012 günü İtalya’nın <strong><a href="http://g.co/maps/fnjng" target="_blank">La Spezia</a></strong> kasabasında güneşli bir Akdeniz sabahına merhaba dedik. Burada konaklama nedenimiz sabah erken saatlerde yapacağımız yürüyüşün başlama noktasına mümkün olduğunca yakın olmaktı. Bugünkü programımızda İtalya’nın incisi 5 köy (Cinque Terre) var. Rotamız sırasıyla <strong><a href="http://g.co/maps/ztu7h" target="_blank">Riomaggiore</a>, <a href="http://g.co/maps/j588v" target="_blank">Manarola</a>, <a href="http://g.co/maps/kmd93" target="_blank">Corniglia</a>, <a href="http://g.co/maps/yqst3" target="_blank">Vernazza </a></strong>ve<strong> <a href="http://g.co/maps/53y9p" target="_blank">Monterosso</a></strong>olacak, yani güneyden başlayıp kuzeye doğru ilerleyeceğiz. Dün gece etkili olan şiddetli yağış bu sabahki programımızın değişmesine neden oldu. İlk plana göre La Spezia’dan Cinque Terre’nin ilk köyü Riomaggiore&#8217;ye deniz yoluyla geçecektik. İlk sefer 9:15’teydi. İskeleye gittiğimizde aşırı dalga nedeniyle tüm seferlerin iptal olduğunu öğrendik. Planı değiştirip Riomaggiore’ye trenle gitmeye karar verdik.</p>
<div id="attachment_15249" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_01.jpg"><img class="size-large wp-image-15249" title="LaSpezia" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_01-650x487.jpg" alt="Yağmur sonrası La Spezia sahilleri" width="600" height="449" /></a><p class="wp-caption-text">Yağmur sonrası La Spezia sahilleri</p></div>
<p>La Spezia’dan 10 euro&#8217;ya günlük tren bileti (<a href="http://www.cinqueterre.com/eng/information/card/" target="_blank">Cinque Terre Card</a>) aldık. Bu bilet 24 saat süresince 5 köy arasında geçerliydi. Kart sahipleri ayrıca İtalyanların <em>Via Dell&#8217;Amore</em> dedikleri köyleri birbirine bağlayan patika yola giriş ücreti ödemiyor.</p>
<h2>Riomaggiore</h2>
<p>La Spezia’dan bindiğimiz tren yaklaşık 5 dakika sonra Riomaggiore vardı. Trendeki yolcuların tamamına yakını burada indi. Kalabalık nedeniyle tren istasyonunu köye bağlayan tünelden zorlukla çıkabildik. Sabahın erken saatleri olmasına karşın köy esnafı oldukça meşgül görünüyordu. Günün ilk turist kafilesinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlardı.</p>
<p>Köyün merkezindeki Via Colombo caddesinde biraz ilerledik. Birbiri üstüne gelişigüzel inşa edilmiş izlenimi bırakan tarihi apartman blokları yan yana rengarenk bir görüntü oluşturuyor. İtalya’nın bu bölgesinde sıkça rastladığımız dar ve karmaşık sokaklar Riomaggiore’da yine karşımıza çıktı. Sonu nereye çıkacağını bilmeden bu dar basamaklarda yürümek bu köyde yapılacak en güzel faaliyetlerden… Köyü oluşturan binaların büyük bölümü otel ya da pansiyon olarak kullanılıyor. Binaların geri kalanları da restorant, café ya da turistik eşya satan dükkanlardan oluşuyor. Köydeki tarlalarda yetişen ürünler taze taze alıcılara sunuluyor. En çok alıcı bulan ürünler arasında zeytin, limon, mevsimine göre meyve ve zeytinyağı bulunuyor. Tabii şarap, grappa, limonçello ve pesto soslarını da unutmamak lazım.</p>
<div id="attachment_15251" class="wp-caption alignright" style="width: 160px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/La_Spezia_Bus_Ticket.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-15251" title="La_Spezia_Bus_Ticket" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/La_Spezia_Bus_Ticket-150x150.jpg" alt="La Spezia tren bileti" width="150" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">La Spezia tren bileti</p></div>
<p>Riomaggiore’nın küçük limanında rengarenk sandallar uzanıyor. Balık ağları, balıkçıların eldivenleri, rengarenk su leğenleri, mavi sandallar bu küçük limanın vazgeçilmez manzaralarından. Limanın sol tarafından kayalıklar arasında yükselen basamaklarla çıkılan alan gelenlere köyün en güzel görüntüsünü sunuyor. Buradan merdivenlerle sahile inilebiliyor. Akdenizin mavi suları eşliğinde köyün manzarasına doyum olmuyor.</p>
<p>İstasyonun hemen altındaki uzun bir tünelden sonra ünlü Via Dell&#8217;Amore başlıyor. Bu güzergahla beş köyü yürüyerek gezmek mümkün. Oldukça düz ve geniş sayılabilecek bu yürüyüş yolundan ilerlerken bir sonraki köy Manarola’nın silueti beliriyor. Geride kalan Riomaggiore’ya bir kez daha bakmayı unutmayın!</p>
<h2>Manarola</h2>
<p>Riomaggiore ile Manarola arasındaki yürüyüşümüz 20 dakika sürüyor. Hattın en kolay bir yürüyüşü kabul ediliyor. Manarola’ya ulaştığımızda köyün rengarenk binalarıyla karşılaşıyoruz. Bir önceki köye oranla daha küçük ve sakin olan Manarola’nın ana sokağında yeterince café ve restorant var. Buralarda köyde üretilen taze yiyecekleri tadmayı ihmal etmeyin! Manarola’nın küçük rıhtımında dar bir yüzme alanı bulunuyor. Yaz aylarında bu güzergahta yürüyenlerin serinlemek için mola verdikleri bir nokta. Köyün en güzel manzarasını yakalamak istiyorsanız kuzeydeki mezarlığa tırmanmanız gerekecek. Yüksekçe bir noktadan Manarola’yı tam cepheden izleme imkanınız var.</p>
<div id="attachment_15252" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_10.jpg"><img class="size-large wp-image-15252" title="Cingue-Terre_Riomaggiore" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_10-650x435.jpg" alt="Riomaggiore rıhtımı" width="600" height="401" /></a><p class="wp-caption-text">Riomaggiore rıhtımı</p></div>
<h2>Corniglia</h2>
<p>Manarola’yı geride bırakıp bir sonraki köy Corniglia’ya ilerlerken bir sürprizle karşılaşıyoruz. Dün geceki şiddetli yağış nedeniyle patika yolun bu bölümü kapanmış. Corniglia’ya tek ulaşım imkanı tren&#8230;</p>
<p>Corniglia istasyonunda indiğimizde bu köyün diğerlerinden farkını anlıyoruz. Etrafta köy yok. Corniglia yüksek bir kayalığın zirvesine kurulmuş. Tepeye ulaşabilmek için yaklaşık [highlight]385 basamaktan[/highlight] oluşan merdiven yolunu tırmanmak gerekiyor. Yorulmak istemeyenler otobüsü kullanabilir. Aslında 15 yolcu kapasiteli küçük bir minibüs de denebilir araca. İstasyondan aldığı yolcuları yaklaşık 5 dakika içinde tepedeki köy merkezine ulaştırıyor.</p>
<div id="attachment_15253" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_27.jpg"><img class="size-large wp-image-15253 " title="Cinque-Terre_Corniglia" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_27-650x434.jpg" alt="Cinqueterre'de kayalar arasındaki Corniglia köyü" width="600" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">Cinqueterre&#39;de kayalar arasındaki Corniglia köyü</p></div>
<p>Corniglia geride bıraktığımız diğer iki köye göre daha sakin ve küçük ama en az onlar kadar büyüleyici. Dar sokaklarında sürprizlere hazır olun. Zamanınız varsa sevimli cafelere ve küçük dükkanlara uğrayın. İtalya’nın başka bir bölgesinde bulamayacağınız tadları burada keşfedebilirsiniz. Köyün zirvesinde genişçe bir alandan Akdeniz’i seyretme imkanınız var. Zamanınız varsa sahildeki koya da inebilirsiniz. Güneydeki Manarola’yı en iyi gören nokta yine burada. Yorgunluğunuzu giderirken bir yandan da Akdenizin mavi sularını izleme imkanınız var.</p>
<div id="attachment_15254" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_34.jpg"><img class="size-large wp-image-15254" title="Cinque-Terre_34" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_34-650x435.jpg" alt="Corniglia'dan bir sokak" width="600" height="401" /></a><p class="wp-caption-text">Corniglia&#39;dan bir sokak</p></div>
<h2>Vernazza</h2>
<p>İstasyona limon ağaçları üzüm bağları ve leylaklar arasındaki merdivenlerden inerek ulaştık. Yürüyüş yolunun kapalı olması neneiyle Vernazza’ya da trenle gittik. Vernezza’nın geçmişi 1000 yıl öncesine dayanıyor. Zamanın güçlü ailelerinden birine ait köy, daha sonra bu ailenin özgürlüğünü kazanan esirlerinin yönetimine geçmiş. İlk bakışta diğer köylerle benzer bir görüntü sergilese de detaylara girdiğimizde köyün yakın bir tarihte geçirdiği doğal felaketin yaralarını hala kapatamadığı görünüyor.</p>
<div id="attachment_15255" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_9336.jpg"><img class="size-large wp-image-15255" title="Vernezza" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_9336-650x465.jpg" alt="Vernezza felaketinin ardından köy yaralarını sarmaya çalışıyor" width="600" height="429" /></a><p class="wp-caption-text">Vernezza felaketinin ardından köy yaralarını sarmaya çalışıyor</p></div>
<p>25 Ekim 2011 günü burada büyük bir <a href="http://savevernazza.com/" target="_blank">felaket</a> yaşanmış. Birden başlayan sağanak yağış köy merkezine inen derenin taşmasına neden olmuş. Toprak kayması nedeniyle çok sayıda bina yıkılmış. Sel suları altında kalan binaların büyük bölümü kullanılamaz hale gelmiş. Vernazza ve Monterosso’yu etkileyen felakette 4 kişi ölmüş, 100 milyon euro dan fazla hasar meydana gelmiş. Bu sevimli kasaba o günden bu yana uğradığı hasarı kapatmaya çalışıyor. Aradan yaklaşık 5 ayı aşkın bir zaman geçse de Vernazza’nın merkezinde yıkımın izlerini görmek mümkün. Bu konuda çok yol alınmış ama herşey bitmemiş. Köyün rıhtımını kaplayan çamurun izlerini hala görmek mümkün. Merkezdeki binaların bir bölümünde hala onarım çalışmaları devam ediyor.</p>
<div id="attachment_15256" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_51.jpg"><img class="size-large wp-image-15256" title="Cinque-Terre_Monterosso" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_51-650x434.jpg" alt="Monterosso sahilleri" width="600" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">Monterosso sahilleri</p></div>
<h2>Monterosso</h2>
<p>Monterosso’yu diğer dört köyden ayıran en önemli özelliği geniş denebilecek kumsalı. Yaz aylarında Cenova’dan buraya ulaşanların ilk durağı olan köy diğer dört köye oranla cazibesini fazlasıyla yitirmiş görünüyor. Köyün merkezindeki sokaklar da diğerlerine oranla daha yapay. Karşılaştırma yapacak olursak beş köyün liste sonunda yer alanı diyebiliriz. Zeytin ağaçları ve üzüm bağlarının bulunduğu yamaçlarla kuşatılmış köy geçmişte surlarla korunuyormuş. Bu surların üç kulesi günümüze dek ayakta kalmayı başarmış. Diğer 10 kule zamana dayanamayıp yıkılmış.</p>
<p>Cinque Terre’ye aşağıdan başlayıp yukarı doğru hareket ediyorsanız Monterosso son durağınız. Bölgeden ayrılmadan önce alışveriş yapabileceğiniz son şansınız da denebilir. Bölgeye özel pesto sosları, doğal sabunlar ve zeytinyağlardan taşıyabileceğiniz kadarını almanızda fayda var.</p>
<div id="attachment_15257" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_56.jpg"><img class="size-large wp-image-15257" title="Cinque-Terre_Monterosso" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_56-650x434.jpg" alt="Monterosso yerel ürünleri almak konusunda son şansınız olabilir" width="600" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">Monterosso yerel ürünleri almak konusunda son şansınız olabilir</p></div>
<h2>Levanto&#8217;da gün batarken</h2>
<p>Cenova’ya uğramadan önce Levanto’da son molamızı verdik. Tren istasyonu ile sahil arasında uzunca sayılabilecek bir yürüyüşten sonra güneşi batırmak için sahile vardık. Dalgaları ve bölgenin en geniş kumsalıyla ünlü Levanto sahili oldukça kalabalıktı. Banklarda oturacak yer kalmamıştı. Güneşin keyfini çıkaran İtalyanlar kendilerini bu şirin sahil kasabasının kumsalına atmıştı.</p>
<div id="attachment_15258" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_59.jpg"><img class="size-large wp-image-15258" title="Cinque-Terre_Levanto" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cingue-Terre_59-650x434.jpg" alt="Levanto sahilinde gün batımına hazırlanan İtalyanlar" width="600" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">Levanto sahilinde gün batımına hazırlanan İtalyanlar</p></div>
<p>Sahilde bir saat kadar zaman geçirdikten sonra istasyona doğru ilerlemeye başladık. Geldiğimiz yolu kullanmak yerine farklı bir yolu seçtik. Bu sırada tesadüfen bir focaccia fırınıyla karşılaştık. Dışarda küçük bir masası olan fırından yükselen peynir ve zeytinyağı kokularına daha fazla dayanamayıp içeri girdik. İtalya’da yediğimiz en güzel focacciaların tadına burada bakmanın keyfiyle istasyona geri döndük.</p>
<p>Trenimiz Cenova’ya geldiğinde hava çoktan kararmıştı. Geride bıraktığımız yorgun ama unutulmaz günün keyfiyle otelimize girdik.</p>
<p>[box type="info" size="medium" title="Neresi?" right_title="Cinque Terre - " right_description="5 küçük köy" url="" style="arrow green" ]Cinque Terre, İtalya’ nın Liguria adıyla anılan kuzey batı bölgesinde bulunuyor. 5 küçük köyden oluşuyor. İlk yerleşimin 1000 yıl öncesine dayandığı biliniyor. 1997 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirasları listesine girdi.5 köy arasında 15 kilometrelik bir yürüyüş yolu var.[/box]</p>
<div id="attachment_15260" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cinque-Terre-map-Map.jpg"><img class="size-large wp-image-15260" title="Cinque-Terre-map-Map" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Cinque-Terre-map-Map-650x472.jpg" alt="Cinqueterre Yürüyüş Haritası" width="600" height="435" /></a><p class="wp-caption-text">Cinqueterre Yürüyüş Haritası</p></div>
<h2>Yürüyüş Mesafeleri</h2>
<ul>
<li>[highlight]Monterosso &#8211; Vernazza[/highlight] 90 dakika. Dar patikada zaman zaman basamaklar karşınıza çıkıyor. Vernazza’nın en güzel göründüğü nokta.</li>
<li>[highlight]Vernazza &#8211; Corniglia[/highlight] 90 dakika. Vernazza’nın muhteşem manzarası bu hattın en çarpıcı anı. Corniglia’nın zirvede olması nedeniye yaklaşık 377 basamak tırmanmanız gerekecek. Yolun bazı bölümlerindeki taşların şekli adım atışlarınızı zorlayabilir, dikkatli olun.</li>
<li>[highlight]Corniglia &#8211; Manarola[/highlight] 45 dakika. Deniz seviyesine yakın bir hat. Yürüyüş oldukça kolay. Corniglia’dan ayrılırken 385 basamak ineceğinizi unutmayın.</li>
<li>[highlight]Manarola &#8211; Riomaggiore[/highlight] 20 dakika. Ünlü Aşıklar Yolu Via dell&#8217;Amore’nin en kolay parkuru. Diğer hatlara oranla düz ve geniş. </li>
</ul>
<blockquote><p>Her köyü terkederken sadece önünüzdeki yola bakmakla yetinmeyin. Geride bıraktığınız köylerin eşsiz manzaraların kaçırmayın.</p></blockquote>
<h2>Rotamız</h2>
<p><iframe src="http://maps.google.com/maps?f=d&amp;source=s_d&amp;saddr=Riomaggiore,+Italy&amp;daddr=Manarola,+Riomaggiore,+Italia+to:Corniglia,+Vernazza,+Italy+to:Vernazza,+Italy+to:Monterosso+al+Mare,+Italy&amp;geocode=FTfloAIdEqKUAClfjCKpjvrUEjEvoiFAIvqgDA%3BFWYLoQIdZIOUACkrUR80kPrUEjHkGlxnx4FSLA%3BFew4oQIdYCWUACmpH3NWDvDUEjFDoHcwfx8JcQ%3BFUN3oQIdGsiTACk5aH_u3u_UEjGg2DxHfeYFBA%3BFdSeoQIdrFWTACknGvg0I-7UEjFkaurh9MY1Ag&amp;aq=0&amp;oq=Monterosso+&amp;sll=44.125796,9.693718&amp;sspn=0.205778,0.445976&amp;hl=en&amp;dirflg=w&amp;mra=ltm&amp;ie=UTF8&amp;t=p&amp;ll=44.143783,9.692345&amp;spn=0.14782,0.20565&amp;z=12&amp;output=embed" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" width="600" height="600"></iframe><br />
<small><a style="color: #0000ff; text-align: left;" href="http://maps.google.com/maps?f=d&amp;source=embed&amp;saddr=Riomaggiore,+Italy&amp;daddr=Manarola,+Riomaggiore,+Italia+to:Corniglia,+Vernazza,+Italy+to:Vernazza,+Italy+to:Monterosso+al+Mare,+Italy&amp;geocode=FTfloAIdEqKUAClfjCKpjvrUEjEvoiFAIvqgDA%3BFWYLoQIdZIOUACkrUR80kPrUEjHkGlxnx4FSLA%3BFew4oQIdYCWUACmpH3NWDvDUEjFDoHcwfx8JcQ%3BFUN3oQIdGsiTACk5aH_u3u_UEjGg2DxHfeYFBA%3BFdSeoQIdrFWTACknGvg0I-7UEjFkaurh9MY1Ag&amp;aq=0&amp;oq=Monterosso+&amp;sll=44.125796,9.693718&amp;sspn=0.205778,0.445976&amp;hl=en&amp;dirflg=w&amp;mra=ltm&amp;ie=UTF8&amp;t=p&amp;ll=44.143783,9.692345&amp;spn=0.14782,0.20565&amp;z=12">Harita</a></small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/deniz-kenarinda-5-koy-cinque-terre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Heidi efsanesinden geriye kalanlar</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/heidi-efsanesinden-geriye-kalanlar/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/heidi-efsanesinden-geriye-kalanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 18:14:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1178</guid>
		<description><![CDATA[Yeşil çayırlar ve kıvrılarak uzanan derelerin ortasındaki küçük bir köyde dünyaya geldi. Köyün doktoru adını Johanna koydu. Doktor aynı zamanda bu küçük kızın babasıydı. Köyün tek okulunda okudu. Büyüdüğünde eğitimini tamamlamak için Zürih’e gitti. Burada tanıştığı genç bir avukatla evlendi. 3 yıl sonra bir erkek çocuğu oldu. Johanna kitaplara meraklıydı. Günlerini denemeler yazarak geçiriyordu. Çocukluğunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşil çayırlar ve kıvrılarak uzanan derelerin ortasındaki küçük bir köyde dünyaya geldi. Köyün doktoru adını Johanna koydu. Doktor aynı zamanda bu küçük kızın babasıydı. Köyün tek okulunda okudu. Büyüdüğünde eğitimini tamamlamak için Zürih’e gitti. Burada tanıştığı genç bir avukatla evlendi. 3 yıl sonra bir erkek çocuğu oldu. Johanna kitaplara meraklıydı. Günlerini denemeler yazarak geçiriyordu. Çocukluğunda yaşadığı köyün ve tanıdığı karakterlerin hikayelerini kocasına ve yakın arkadaşlarına okuyordu.  Aldığı olumlu tepkiler onu cesaretlendirdi. Birkaç öyküsü dergilerde yayınlandığında 43 yaşındaydı.  50 yaşına geldiğinde ilk çocuk kitabı yayınlandı. 3 yıl sonra bir başka kitabıyla tekrar küçük okurlarının karşısına çıktı. Kitabın konusu 5 yaşında bir kızın mutlu sonla biten öyküsüydü. O yıllarda sadece yerel halkın tanıdığı bu küçük kahramanın adı <strong>Heidi</strong>, onu yaratan kişi de <strong>Johanna Spyri</strong>’ydi. Kitap, küçük okurlar kadar büyüklerin de ilgisini çekmişti. Heidi’nin maceraları kısa sürede efsane haline gelmiş, yazarın adını gölgede bırakmıştı. Johanna Spyri, 1901 yılında öldüğünde yarattığı kahramanı giderek büyüyen bir hayran kitlesiyle yaşamaya devam etti. Hakkında filmler çekildi, belgeseller hazırlandı. Kitapları, neredeyse dünyanın bütün dillerine çevrildi. Günümüzde 50 milyondan fazla baskısının olduğu söyleniyor. </p>
<p>İsviçre’nin milli kahramanı Heidi, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de çok sevildi. 70’li yılların sonunda TRT’nin yayınladığı siyah beyaz çizgi film dizisiyle o dönemin çocuklarını ekrana kitlemişti. Nostalji dünyamızın unutulmaz bir sayfasıydı. Fazlasıyla iyimser, yeterince doğal ve en şirin haliyle masum bu kuçük kız, dağlarda keçilerin peşinde koşarken çevresindeki bütün olumsuzluklara karşın mutluluğu aramaya da devam ediyordu. Gerçeğe yakın bir masal kahramanıydı o. Hayatın içindeki yansımalara ışık tutuyordu. Sakar ama dost Peter, doğrudan şaşmayan aksi ama yufka yürekli dede, gözleri görmeyen titiz bir nine, iç dünyasının yalnızlığını yansıtan zengin kız Klara, yaşadığı kötü günlerin simgesi bayan Rottenmeier, iyi huylu doktor, köy halkı ve diğerleri&#8230; Elma yanaklı küçük kız, bembeyaz dünyasının ilk gerçekleriyle yüzleşirken bile umudunu yitirmemiş,  yüzünden gülümsemeyi eksik etmemişti. En az çocuklar kadar büyüklerin gözünde de iyi ile kötünün sınırlarını belirleyen bir dünyaya kapı aralamıştı. Heidi’yi siyah beyaz ekranlarda izleyen dünün çocukları artık bügünün büyükleri oldu. Kimimiz bu siyah beyaz çizgi filmin hatırlattığı <em>‘doğru’</em>larla büyüdü, bazılarımız da onun maceralarını çoktan unutup içine karıştığı <em>‘gerçek’</em> dünyanın karanlık tipleri oluverdi. Heidi’nin hikayesi mutlu sonla biter. Ama hayatın gerçek romanında sayfalara yazılanlar farklıdır. Heidi efsanesinin ardında yatan gerçeğin peşine düşerseniz o sayfalarda yazılanlar sizi üzebilir. </p>
<p>Hikaye ile gerçeğin izlerini aradığımız bir haftasonu yolumuz Heidi’nin köyüne düştü. Hem Heidi’nin maceralarının hem de onu yaratan Johanna Spyri’nin gerçek yaşam öyküsünün peşindeydik. Heidi’nin evi çoktan müze olmuş. Kilisenin kulesi hala yerinde ama çan seslerine yakındaki otoyolun gürültüsü karışıyor. Köyün sokakları eskisi kadar tenha olmasa da manzara aynı. Yeşil çayırlarda otlayan keçilerin çanları duyuluyor. Sanki birazdan Peter koşarak aşağı inecek ve Heidi’yi alıp keçilerin peşinden gidecekler… Eve tahta kapıyı aralayıp girmek yetmiyor, kasadan satın aldığınız bileti elektronik turnikeye okutmanız da gerekiyor. Yatak odasının camından Heidi’nin her sabah uyandığı manzaraya bakabilmeniz için önünüzdeki Japon turistlerin fotoğraf çektirme seansını bekleyeceksiniz. Küçücük mutfakta dolaşırken dikkatli olun. Sakarlık yapıp sağı solu kırmamanız için tencere, tava, kap, kase olduğu yerlere sabitlenmiş. Gizli kameralarla her adımınız da gözetleniyor. Herşeye karşın bu ev size o küçük kızın dünyasından bir kesit sunuyor. Gerisi sizin hayal gücünüze kalmış. Heidi’yi düşünürken ister istemez onun yaratıcısı Johanna Spyri’yi de hatırlıyoruz. Yazarın hayatı, Heidi’nin öyküsü gibi mutlu sonla bitmiyor. Çocuklara en güzel hediyelerden birini armağan eden Spyri, şöhretinin keyfini uzun süre yaşayamıyor. Heidi’yi yayınladıktan birkaç yıl sonra, yazarın tek çocuğu 29 yaşında veremden ölüyor. Aynı yıl eşini de yitiriyor. Hayatının geri kalan 15 yılını ünlü bir yazar ama mutsuz bir insan olarak geçiriyor. Johanna Spyri’nin hayatı 1901 yılında Zürih’te tek başına noktalanıyor. Geride milyonlarca küçük hayran ve dünya çapında bir efsane bırakan Johanna Spyri, gerçek yaşamında mutlu sona ulaşamıyor. </p>
<p><a href="http://photo.remgo.com/heidi-village/" target="_blank">Fotoğraflar</a></p>
<p>8 Nisan 2012 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı.</p>
<p><img src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2012/04/Gazete-08.04.jpg" alt="" title="Gazete 08.04" width="600" height="875" class="alignnone size-full wp-image-1179" /></p>
<p><iframe width="600" height="450" frameborder="0" scrolling="no" marginheight="0" marginwidth="0" src="http://maps.google.ch/maps?ie=UTF8&amp;q=heididorf&amp;fb=1&amp;gl=ch&amp;hq=heididorf&amp;cid=0,0,4074279026178623189&amp;t=p&amp;ll=47.122476,9.368591&amp;spn=0.420495,0.822601&amp;z=10&amp;iwloc=A&amp;output=embed"></iframe><br /><small><a href="http://maps.google.ch/maps?ie=UTF8&amp;q=heididorf&amp;fb=1&amp;gl=ch&amp;hq=heididorf&amp;cid=0,0,4074279026178623189&amp;t=p&amp;ll=47.122476,9.368591&amp;spn=0.420495,0.822601&amp;z=10&amp;iwloc=A&amp;source=embed" style="color:#0000FF;text-align:left">View Larger Map</a></small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/heidi-efsanesinden-geriye-kalanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pisa Kulesi’nin sırrı</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/pisa-kulesinin-sirri/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/pisa-kulesinin-sirri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Apr 2012 20:35:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[pisa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1222</guid>
		<description><![CDATA[Pisa Kulesi’ni 7 Nisan 2012 gününe kadar sadece fotoğraflardan tanıyordum. Eğik olduğunu, düzeltilmesi için çalışmalar yapıldığını biryerlerden okumuştum. Bu genel bilgiler dışında bugün göreceğim bu ilginç yapı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Milan’dan 4.5 saatlik tren yolculuğundan sonra öğle saatlerinde Pisa tren istasyonuna vardık. Paskalya tatili neniyle İtalyanlar yollardaydı. Trende boş koltuk yoktu. Zaman kaybetmeden ünlü kuleye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pisa Kulesi’ni 7 Nisan 2012 gününe kadar sadece fotoğraflardan tanıyordum. Eğik olduğunu, düzeltilmesi için çalışmalar yapıldığını biryerlerden okumuştum. Bu genel bilgiler dışında bugün göreceğim bu ilginç yapı hakkında hiçbir fikrim yoktu.</p>
<p>Milan’dan 4.5 saatlik tren yolculuğundan sonra öğle saatlerinde Pisa tren istasyonuna vardık. Paskalya tatili neniyle İtalyanlar yollardaydı. Trende boş koltuk yoktu. Zaman kaybetmeden ünlü kuleye ulaşmak istiyorduk. İstasyonun hemen dışında bulunan kent haritasından yönümüzü belirleyip zaman kaybetmeden yürümeye başladık. <em>Corso Italia</em> caddesini takip edip <em>Ponte di Mezzo</em> köprüsünden sonra trafiğe kapalı Borgo Stretto ile kuleye ulaştık. Yaklaşık yarım saat süren bu zevkli yürüyüş sırasında Pisa kentinin renkli mimarisiyle tanışma fırsatımız oldu. <em>Via Cardinale Pietro Maffi</em> sokağından sola saptığımızda yolun sonunda kulenin ilk görüntüsüyle karşılaştık.</p>
<div id="attachment_15232" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_02.jpg"><img class="size-large wp-image-15232" title="Pisa_02" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_02-650x440.jpg" alt="Binaların üstüne yıklacak gibi..." width="600" height="406" /></a><p class="wp-caption-text">Binaların üstüne yıklacak gibi...</p></div>
<p>Uzaktan bakıldığında sokağın başlangıcındaki binaların üstüne devrilecekmiş gibi görünüyordu. Kuleye yaklaştıkça bu garip yapının güzelliği belirmeye başladı. Tatil, gezi ya da İtalya denince hemen hemen her ilanda yer alan bu görüntünün aslını görmek değişik bir duygu. Yamukluğuyla ün yapan kulenin gerçekten bu kadar eğik olacağını beklemiyordum. Bizim gibi [quote float="right"]En az kule kadar çevresinde biriken turistlerin garip davranışları da ilginçti.[/quote]bu garip kulenin sırrını çözmeye çalışan yüzlerce turist sabahın erken saatlerinden itibaren kulenin bulunduğu alana toplanmıştı. En az kule kadar çevresinde biriken turistlerin garip davranışları da ilginç, bir o kadar da görülmeye değerdi. Buna benzer bir manzarayı Paris’te Eyfel kulesi yakınlarında gördüğümü hatırlıyorum ancak Pisa’daki görüntü başlıbaşına bir olaydı. Önünüzde eğik bir kule, yanınızda yola çıktığınız arkadaşınız ya da aile üyeleri ve bir de footoğraf makinanız varsa siz de bir anda kendinizi bu manzaranın içinde bulabilirsiniz.</p>
<h2>Çok güzel hareketler</h2>
<div id="attachment_15230" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_08.jpg"><img class="size-large wp-image-15230" title="Pisa_Pozu" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_08-650x434.jpg" alt="Pisa Kulesi ile fotoğraf çektiren turistlerin sevdiği poz." width="600" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">Pisa Kulesi ile fotoğraf çektiren turistlerin sevdiği poz.</p></div>
<p>Kuleyi çevreleyen yeşil alanda sıralanmış onlarca turist hemen hemen aynı pozun peşindeydi. Hepsi eğilen kuleye elleriyle destek vermenin peşindeydi. Fotoğrafı çekenler poz verenlerin en uygun açısını yakalayabilmeleri için durmadan komutlar veriyor, <em>‘Biraz yukarı, hafifçe sola doğru&#8230; Tamam hiç bozma.’</em> Benzeri konuşmalar hafif bir gürültü şeklinde etrafa yayılıyordu. Poz verenler en iyi açıyı yakalamanın peşindeydi, bunun için banklara, parkı çevreleyen demir parmaklıklara hatta birbirlerinin omuzlarına çıkmaktan çekinmiyorlardı.</p>
<div id="attachment_15235" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_8344.jpg"><img class="size-large wp-image-15235" title="touristic_shots_for_pisa" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_8344-650x464.jpg" alt="Poz vermek için sırada bekliyorlar" width="600" height="428" /></a><p class="wp-caption-text">Poz vermek için sırada bekliyorlar</p></div>
<p>Biraz <em>“yaratıcı”</em> olanlar ise takla atıp, başlarının üstünde dikilerek poz verme telaşındaydı. Kuleyi kavramaya çalışanların yanı sıra en yaygın <em><strong>“yaratıcı”</strong></em> görüntülerin başında ağızlarını açıp kule karşısında poz verenler de vardı. Tek beklentileri fotoğrafı çeken kişinin uygun açıyı yakalayıp kendilerini kuleyle yan yana yakalayabilmeleriydi. En az kule kadar ilginç bu davranışları seyretmeye gerçekten doyum olmuyor.</p>
<div id="attachment_15231" class="wp-caption alignright" style="width: 160px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/pisa_tower_ticket.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-15231" title="pisa_tower_ticket" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/pisa_tower_ticket.jpg" alt="Pisa'ya çıkış biletimiz" width="600" /></a><p class="wp-caption-text">Pisa&#39;ya çıkış biletimiz</p></div>
<p>Çevreyi seyretmeye ara verip kulenin yakınlarındaki tarihi eserlere yöneldik. Kuleye çıkmak için önceden bilet almak gerekiyor. Biz bu işlemi yapmaya önceden fırsat bulamadığımızdan Pisa’ya geldiğimizde kuleyi dışardan izlemekle yetineceğimizi sanıyorduk. Geç saatlerde de olsa bilet bulabiliriz umuduyla bilet ofisine girdiğimizde saat 17:40 için bilet olduğunu öğrendik. Hemen iki bilet alıp parka geri döndük. Yaklaşık 4 saatimiz vardı. Bu süre içinde kulenin hemen yanında yükselen katedrali gezme fırsatımız oldu. Park etrafında uzun bir tur yaptıktan sonra dinlenmek ve açlığımızı gidermek için bir restorant aramaya başladık. Seçenekler çoktu, yaklaşık yarım saatlik arayıştan sonra kuleyi tam cepheden gören ama ayak altı olmayan tenha bir restorant bulduk. Adı La Buca. Çıkmaz bir sokağın sonunda bulunan [highlight]<em><strong>La Buca</strong></em>[/highlight]’nın bahçesine girdiğimizde garsonlar masaların üstündeki örtüleri topluyorlardı. Saat 15:30 olmasına rağmen restoran kapanmak üzereydi. Ancak garson bizi geri çevirmedi. Restoranın bomboş bahçesinde Pisa Kulesi manzarasıyla karnımızı doyurduk.</p>
<div id="attachment_15234" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_17.jpg"><img class="size-large wp-image-15234" title="Pisa_17" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_17-650x487.jpg" alt="La Buca’nın bahçesinden Pisa" width="600" height="449" /></a><p class="wp-caption-text">La Buca’nın bahçesinden Pisa</p></div>
<p>Bilet saatimiz yaklaştığında kulenin yanındaki bekleme salonuna geçtik. Kuleye çıkanlar çantalarını aşağıda bırakmak zorunda. Çantalarımızı bize özel kilitli bölümlere koyduktan sonra kulenin dibinde beklemeye başladık. Saat 17:40’ı gösterdiğinde grubumuzun kuleye girişine izin verildi. Zirveye çıkarken merdiven basamaklarının durumu dikkat çekiciydi. Yüzlerce yıl kuleye çıkanların adımlarıyla basamaklar çukurlaşmıştı. Kıvrıla kıvrıla yükselen merdivenlerde bu çukurlar eğime göre sağda ya da solda yoğunlaşmıştı. Merdivenlerden çıkarken dışarıyı göremesek de kulenin hangi tarafında olduğumuzu yılların etkisiyle aşınan bu basamaklardan anlayabiliyorduk. 56 metrelik kulenin zirvesine 294 basamakla ulaştık.</p>
<div id="attachment_15233" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_09.jpg"><img class="size-large wp-image-15233" title="Pisa_09" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_09-650x434.jpg" alt="Pisa Kulesi ve fayton" width="600" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">Pisa Kulesi ve fayton</p></div>
<p>Zemin kat üstünde inşa edilen 6 yuvarlak sütun ve üst kattan oluşan kulenin zirvesine ulaştığımızda aslında bu kulenin yapım amacı olan dev çanlarla karşılaştık. Pisa kentinin manzarasına kulenin yanındaki katedralin kubbeleri karışıyordu. Bir yandan güneş batmaya hazırlanırken tam karşımızdan yağmur bulutları yaklaşmaya devam ediyordu.</p>
<p>Pisa Kulesi, kendisini çevreleyen <strong>Piazza dei Miracolo</strong>’nun sadece bir yapısı. Mucizeler Meydanı’nda görülmeye değer diğer bianalar da var. Bunların başında Pisa Katedrali Duomo di Pisa, vaftizhane Battistero ve mezarlık Campo Santo Monumentale’nin yanı sıra opera binası Museo del Opera del Duomo da bulunuyor.</p>
<p>Pisa’nın zirvesinde yeterince kaldıktan sonra aşınmış merdivenlerden aşağı indik. Saat 19:00’a yaklaşırken Pisa turumuzu tamamlamıştık. Bir sonraki durağımız La Spezia’ya yetişmek için tren istasyonuna geri döndük.</p>
<div id="attachment_15236" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_05.jpg"><img class="size-large wp-image-15236" title="Pisa_Tower_black_white" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Pisa_05-650x434.jpg" alt="Kulenin eğimi katedralin yanından daha iyi görünüyor" width="600" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">Kulenin eğimi katedralin yanından daha iyi görünüyor</p></div>
<p>10 yıl süren restorasyon çalışmasından sonra yıkımdan son anda kurtulmuş. Kulenin yapımına 1174 yılında başlanmış. Henüz yapım aşamasındayken eğriliği anlaşılan kule bütün olumsuzluklara karşın 1399 yılında bitirilmiş. Mimar Bonanno Pisano, Gherardo di Gherardo, Giovanni Pisano, Giovanni di Simone tarafından inşa edilen kule 1990 yılında başlayan ve yaklaşık 10 yıl süren restorasyon çalışmasından sonra yıkımdan son anda kurtulmuş. Bu çalışmalarla eğrilik 45,72 santimetre kadar düzeltilmiş ve yapı 1838&#8242;deki konumuna geri döndürülmüş.</p>
<h2>Teknik Bilgiler</h2>
<ul>
<li>Miracoli Meydanı Yüksekliği : Yaklaşık 2 metre (6 feet)</li>
<li>Yükseklik: 55,863 metre (183 ft 3 inc), 8 kat</li>
<li>Dış Çap: 15,484 metre.</li>
<li>İç Çap: 7,368 mrtre</li>
<li>Eğim açısı: 5.5° derece veya 4.5° derece (düşeyden)</li>
<li>Ağırlık: 14.700 ton</li>
<li>Duvar kalınlığı : 2,4 metre (8 ft)</li>
<li>Toplam Çan sayısı: 7, Gamlı tuned, saat yelkovanı yönünde.</li>
<li>1.nci çan: L&#8217;assunda 1564 dökümü,yapan Giovani Pietro Orlandi ağırlık 3.620 kg (7.981 lb)</li>
<li>2.nci çan: il crocifisso 1572 dökümü, yapan vincenzo Possenti ağırlık 2.462 kg (5.428 lb)</li>
<li>3.ncü çan: san Ranieri, 1719-1721 dökümü, yapan Giovanni Andrea Moreni ağırlık 1.148 kg (3.192 lb)</li>
<li>4.ncü çan : La Terza (birinci küçük) 1473 dökümü,ağırlık 300 kg (661 lb)</li>
<li>5.nci çan: La Dasquereccio, 1262 dökümü, yapan Lattering ağırlık 1.014 kg (2.235 lb)</li>
<li>6.ncı çan : il Vespruccio (ikinci küçük) 14.nci yüzyıl dökümü tekrar 1501, yapanNicola di Jacobo ağırlık 1.000 kg (2.205 lb)</li>
<li>7.nci çan: Del Pozzetto, 1606 dökümü ağırlık 652 kg (1.437 lb)</li>
<li>Çan kulesine adımlar: 294</li>
</ul>
<h2>Pisa Rotamız</h2>
<p><iframe src="http://maps.google.ch/maps?f=d&amp;source=s_d&amp;saddr=Stazione+Pisa+Centrale,+Piazza+della+Stazione,+Pisa,+Italy&amp;daddr=43.71619,10.40209+to:43.7177701,10.4021558+to:43.72187,10.40212+to:43.72316,10.39646+to:Pisa+Tower,+Pisa,+Italy&amp;hl=en&amp;geocode=FUbymgIdPqueACkZaZfunJHVEjFp9rxf41zm5w%3BFV4OmwIdKrmeACnjT4-ZmJHVEjGRmA3TkCwIEw%3BFYoUmwIda7meACl9ZwhpopHVEjEAfEXokCwIEw%3BFY4kmwIdSLmeACm3AEZxpJHVEjEAyIbRkCwIEw%3BFZgpmwIdLKOeACkLwbIZp5HVEjFh0f_pkCwIEw%3BFeoomwIdCJ2eACED_FTVsansMg&amp;aq=0&amp;oq=Pisa+cen&amp;sll=43.719582,10.401735&amp;sspn=0.012949,0.027874&amp;dirflg=w&amp;mra=dpe&amp;mrsp=4&amp;sz=16&amp;via=1,2,3,4&amp;ie=UTF8&amp;t=m&amp;ll=43.719567,10.401735&amp;spn=0.03722,0.051413&amp;z=14&amp;output=embed" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" width="600" height="600"></iframe><br />
<small><a style="color: #0000ff; text-align: left;" href="http://maps.google.ch/maps?f=d&amp;source=embed&amp;saddr=Stazione+Pisa+Centrale,+Piazza+della+Stazione,+Pisa,+Italy&amp;daddr=43.71619,10.40209+to:43.7177701,10.4021558+to:43.72187,10.40212+to:43.72316,10.39646+to:Pisa+Tower,+Pisa,+Italy&amp;hl=en&amp;geocode=FUbymgIdPqueACkZaZfunJHVEjFp9rxf41zm5w%3BFV4OmwIdKrmeACnjT4-ZmJHVEjGRmA3TkCwIEw%3BFYoUmwIda7meACl9ZwhpopHVEjEAfEXokCwIEw%3BFY4kmwIdSLmeACm3AEZxpJHVEjEAyIbRkCwIEw%3BFZgpmwIdLKOeACkLwbIZp5HVEjFh0f_pkCwIEw%3BFeoomwIdCJ2eACED_FTVsansMg&amp;aq=0&amp;oq=Pisa+cen&amp;sll=43.719582,10.401735&amp;sspn=0.012949,0.027874&amp;dirflg=w&amp;mra=dpe&amp;mrsp=4&amp;sz=16&amp;via=1,2,3,4&amp;ie=UTF8&amp;t=m&amp;ll=43.719567,10.401735&amp;spn=0.03722,0.051413&amp;z=14">Harita</a></small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/pisa-kulesinin-sirri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milano’da 1 gün</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/milanoda-1-gun/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/milanoda-1-gun/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Apr 2012 20:28:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[milano]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1215</guid>
		<description><![CDATA[Milano’ya Zürih&#8217;ten trenle geldik. Bu nedenle kentle ilgili ilk izlenimimiz tren istasyonu Milan Centrale’di. Diğer Avrupa kentlerindeki benzerlerinden bir farkı yok Milano Garı&#8217;nın. Gideceği yere ulaşmanın telaşındaki yolcular dört bir yana koşturuyor. Giden ve gelen yolcular istasyonun ana giriş kapısında birbirine karışmış durumda. Kentte 24 saatten az bir zamanımız var. Her anı tasarruflu kullanmak zorundayız. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milano’ya Zürih&#8217;ten trenle geldik. Bu nedenle kentle ilgili ilk izlenimimiz tren istasyonu <a href="http://g.co/maps/ctv7w" target="_blank">Milan Centrale</a>’di. Diğer Avrupa kentlerindeki benzerlerinden bir farkı yok Milano Garı&#8217;nın. Gideceği yere ulaşmanın telaşındaki yolcular dört bir yana koşturuyor. Giden ve gelen yolcular istasyonun ana giriş kapısında birbirine karışmış durumda. Kentte 24 saatten az bir zamanımız var. Her anı tasarruflu kullanmak zorundayız.</p>
<h2>Santa Maria delle Grazie - Last Supper</h2>
<p>Milan denince ilk akla gelen kuşkusuz <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Leonardo_da_Vinci" target="_blank">Leonardo da Vinci</a>. Ünlü heykeltraşın kente en büyük armağanı ise <a href="http://g.co/maps/gx5ec" target="_blank">Santa Maria delle Grazie</a> Kilisesi’nin yemekhanesinin duvarına boyadığı ünlü<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Son_Ak%C5%9Fam_Yeme%C4%9Fi_(tablo)" target="_blank"> Last Supper</a> tablosu.</p>
<p>Tren garından Last Supper freskinin bulunduğu Santa Maria delle Grazie Kilisesi’ne kırmızı hatta bulunan metroyla ulaşmak mümkün. Arada 7 durak var. Conciliazione istasyonunda indikten sonra 5 dakikalık yürüme mesafesinde bulunuyor kilise.</p>
<div id="attachment_15203" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/milan_metro_map.jpg"><img class="size-large wp-image-15203" title="milan_metro_map" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/milan_metro_map-650x463.jpg" alt="Milano Metro Haritası" width="600" height="427" /></a><p class="wp-caption-text">Milano Metro Haritası</p></div>
<p>Leonardo&#8217;nun 3 yılda tamamladığı bu çalışması yıllara meydan okuyamamış. Zaman içinde doğal etkenlerle özelliğini yitirmiş. Doğal nedenlere bir de savaşlar eklenince fresk özelliğini tamamen yitirmiş. İtalyan hükümetinin çabalarıyla aslına uygun yenilenen eser günümüzde milyonlarca turistin kentte ilk uğradığı nokta olarak biliniyor.</p>
<p>Kiliseye girebilmek için önceden bilek almak şart. Kapıya gelip içeri girmeniz olanaksız. Burayı ziyaret etmek isteyenler aylar önce<a href="http://www.tickitaly.com/galleries/davinci-last-supper.php" target="_blank"> rezervasyon</a> yaptırıp bilet alması gerekiyor. Orjinal boya zamana yenik düşüp buharlaşsa da gelenler Leonardo’nun dahi çizimine bakıp büyülenebilir. Burada saatlerce zaman geçirmeniz sözkonusu değil. Ziyaret için 15 dakikanız var. Giriş saatinden 20 dakika önce kapıda olmanız gerekiyor. 25 kişilik gruplar halinde salona girilebiliyor. Fotoğraf ve video çekimi ise kesinlikle yasak.</p>
<p>Kilisenin arka bölümünde Leonardo&#8217;nun eşsiz tasarımlarının orjinal çizimleri bulunuyor. Salonun her iki yanında bulunan çizimlerin zarar görmemesi için bütün camlar siyah örtüyle kaplanmış. Da Vinci’nin zamanının ötesinde düşünebilme kabiliyetini bu endüstriyel çizimlerden görmek mümkün. Bu çizimler içinde uçaklar, trenler ve otomobiller, gemiler, radyolar, eski müzik aletleri, bilgisayar, pil, telefon, ilk transatlantik kablo parçaları, interaktif bilim atölyelerinin tasarımları da yer alıyor.</p>
<div id="attachment_15225" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_8017.jpg"><img class="size-large wp-image-15225" title="TheLastSupper" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_8017-650x464.jpg" alt="The Last Supper Leonardo da Vinci Milano" width="600" height="428" /></a><p class="wp-caption-text">The Last Supper Leonardo da Vinci Milano</p></div>
<p>Yaklaşık iki saat süren bu ziyaretlerin ardından kendimizi kentin sokaklarına attık. Havanın güzelliğinin de yardımıyla saatlerce yürüdük. Önce Corso Magenta caddesiyle kent merkezine yöneldik. Hoşumuza giden sokaklara girdik. Elimizde takip etmemiz gereken sabit bir güzergah yoktu ve biz bu hakkımızı en iyi bir biçimde değerlendirdik.</p>
<h2> Luini ve panzerotto</h2>
<div id="attachment_15205" class="wp-caption alignright" style="width: 160px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/milan_map.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-15205" title="milan_map" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/milan_map.jpg" alt="Milano haritası" width="600"/></a><p class="wp-caption-text">Milano haritası</p></div>
<p>Kentin kalbi sayılan Duomo Meydanı’na ulaştığımızda karşımıza çıkan ilk bina <a href="http://g.co/maps/upamj" target="_blank">Duomo Katedrali</a> oldu. Ancak katedrali detaylı bir biçimde ziyaret edebilmemiz için önce karnımızı doyurmamız ve biraz dinlenmemiz gerekiyordu. Duomo meydanı yakınlarında daha önceden belirlediğimiz bir mekana uğradık. En az turistler kadar yerlilerin de akınına uğrayan bu fast food cafenin adı <a href="http://g.co/maps/wphp5" target="_blank">Luini</a>’ydi. Milano’ya gelip uğramadan geçilemeyecek bir nokta. Kapıda uzunca bir kuyruk vardı ama hızlı ilerliyordu. Luini’den içeri girdiğimizde siparişimize de hazırdık. Birkaç metrekarelik alanda aynı anda 5 kasadan sipariş verilebiliyor. Burada yenen en ünlü yiyecek panzerotto. Fiyatı 1.5 euro. Tadı ise fiyatıyla karşılaştırılamayacak oranda lezzetli. İçine mozerella konmuş ve yağda kızartılmış pizza hamurunu düşünün. Biraz domates sosuyla tadlandırılmış. En önemli özelliği de sıcak sıcak servis ediliyor olması. Elinize aldığınızda yemeden önce biraz beklemek gerekebilir. Bizim gibi zamanı dar turistler için ideal bir öğle yemeği. Çeşitleri de var. Çilekli, muzlu tatlı örnekleri girişteki menüde ve vitrinde olmasına karşın buraya her giren elinde klasik yağda kızarmış panzerotto ile çıkıyor. Milano’ya yolu düşenler için adresi <em><a href="http://g.co/maps/wphp5" target="_blank">Via Santa Radegonda, 16 20121 Milano</a>.</em></p>
<div id="attachment_15219" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_8041.jpg"><img class="size-large wp-image-15219 " title="Luini Milano" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_8041-650x435.jpg" alt="Luini Milano" width="600" height="401" /></a><p class="wp-caption-text">Luini Milano</p></div>
<p>İtalya’nın kuzeyindeki Lombardiya bölgesinin başkenti Milano’da yaklaşık 1.5 milyon kişi yaşıyor. Kent, dünya modasının merkezi olarak biliniyor. Aynı zamanda ülkenin bankacılık ve medya sektörünün de merkezi. Kentin önemi yüzyıllar öncesinden geliyor. Milattan önce üçüncü yüzyılda Romalılar buraya yerleşmiş. MS 4. yüzyıla gelindiğinde Roma İmparatorluğu&#8217;nun başkenti olmuş. Ortaçağ boyunca ünlü Visconti ve Sforza ailelerinin etkisinde kalan kent Rönesansla Yeni Atina olarak adlandırılmış. 2. Dünya Savaşı’nda ağır bombardımana uğrayan kent, kısa sürede enkaz haline gelmiş. İtalyanların başarılı restorasyon çalışmalarından sonra taş üstünde taş kalmayan kent günümüzdeki halini almış.</p>
<p><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Milano_29.jpg"><img class="size-large wp-image-15206 alignnone" title="Milano_29" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Milano_29-650x434.jpg" width="600" height="400" /></a></p>
<h2>Milano Katedrali</h2>
<p>Kentin en gösterişli yapısı olan katedralin gölgesinde panzerottolarımızı yedikten sonra sıra katedralin içini görmeye geldi. Hava biraz bulutlanmaya başlamıştı. Yağmur her an yağmaya hazır gibi görünüyordu. Bu nedenle ilk tercihimizi yağmura yakalanmadan önce katedralin tepesinde geçirmekten yana kullandık. 5 euro’luk biletlerle katedralin zirvesine asansörle çıkmak mümkün. Dileyen yürüyerek de merdivenleri çıkabiliyor. Biz merdivenlerde harcayacağımız enerjiyi kentin görmediğimiz sokaklarına saklamak için asansörü tercih ettik. 6 kişilik küçük bir asansörle zirveye ulaştık. Kenti ziyaretimiz paskalya tatiline rastladığından çok sayıda İtalyan katedralin tepesindeydi. Yerli ziyaretçilerin sayısı turistlerden fazlaydı.</p>
<div id="attachment_15207" class="wp-caption alignright" style="width: 160px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Milan_cathedral_lift_ticket.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-15207" title="Milan_cathedral_lift_ticket" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Milan_cathedral_lift_ticket.jpg" alt="Milano katedral bileti" width="600" /></a><p class="wp-caption-text">Milano katedral bileti</p></div>
<p>45 metrelik yükseklikten kenti görmek güzel bir tecrübe olsa da asıl güzellik hemen katedralin önündeki meydanda toplanan insanları izlemekteydi. Milano&#8217;nun merkezinde aynı adı taşıyan Piazza Del Duomo meydanında bulunan katedral, Roma&#8217;daki Aziz Petrus Bazilikası, Londra&#8217;daki Aziz Paulus ve Sevilla kiliselerinden sonra Avrupa&#8217;nın dördüncü büyük katedrali ünvanını taşıyor. 11.700 metrekare yüzey alanı ve 10 bin kişilik hacmiyle İtalya Cumhuriyeti&#8217;nin en büyük Vatikan&#8217;da bulunan Aziz Petrus Bazilikasından sonra İtalya yarımadasının en yüksek ikinci kilisesi olan katedralin zirvesinde yaklaşık 1 saat kaldıktan sonra içini gezmeye başladık. Dini gün olduğundan içerde tören vardı. Turistler sessiz bir şekilde katedrali gezerken ibadet için gelenler de aynı sessizlikte dua ediyorlardı.<br />
Katedralin hemen yanında bulunan cam kubbeli çarşı Galleria Vittorio Emanuele imzasını taşıyor. 1870’lerde İtalyan birleşmesinin şerefine inşa edilen yapı aynı zamanda kentte ilk elektrik ışığının görüldüğü yer olarak da biliniyor. Gösterişli bina, İtalya’nın bu ünlü kentinin pırıltısını yansıtan en önemli yapılardan biri.</p>
<p>Cam kubbeli çarşının diğer kapısından çıktığımızda kendisiyle aynı adı taşıyan meydandaki La Scala opera binasıyla karşılaştık. La Scala (ya da Teatro alla Scala) İtalya&#8217;nın ve dünyanın en tanınan opera binalarından biri. 3 Ağustos 1778&#8242;de Nuovo Regio Ducal Teatro alla Scala adı altında Salieri&#8217;nin Europa riconosciuta operası ile açılmış.</p>
<p>Operanın girişindeki Museo Teatrale alla Scala (La Scala Müzesi) kapalıydı. Müzede operanın tarihine ait izler taşıyan heykellerin, resimlerin, kostümler ve belgelerin sergilendiğini duymuştum. Verdi, Requiem, Toscanini, Riccardo Muti adlarıyla birlikte anılan bu güzel yapıyı gezme imkanımız olmasa da etrafında bir tur attık.</p>
<h2>Pietro Verri ve Monte Napeolone</h2>
<p>Moda merkezine gelip merkezde neler yaşandığını görmeden dönmek olmaz. Kentin moda merkezi olarak bilinen bölgesi katedralden birkaç dakika yürüme mesafesinde bulunuyor. Quadrilatero d’Oro diye anılıyor. Bölgenin her sokağı başlı başına bir hikaye. Alışverişe meraklıların burada saatler geçirmesi mümkün. En önemli caddeleri Pietro Verri ve Monte Napeolone. Dar sokaklardaki ve caddelerdeki büyük markalar adeta birbirleriyle yarışıyor. Alışverişten ziyade sadece alışveriş edenleri izlemenin keyfine diyecek yok. Ellerindeki marka çantaları birbirlerine gösterme telaşındaki kadınlar kadar erkekler de bu sokakların müdavimlerinden. Burada karşılaştığımız insanların en önemli özelliği de son derece şık olmaları ve giyimlerine özen göstermeleri. Neden acaba?</p>
<p><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Milano_20.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-15208" title="Milano_20" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Milano_20-650x434.jpg" alt="" width="600" height="400" /></a></p>
<p>Milano sokaklarında dolaşıp gelatoların tadına bakmamak olmaz. Biz bu kuralı en sık uygulayanlardandık. Her fırsatta değişik gelatoculardan değişik tadları denedik. Sonuç: Tadı damağımızda kaldı!</p>
<h2>Sforzesco Şatosu</h2>
<p>Son durağımız Castello Sforzesco ve çevresindeki parklar oldu. Sforzesco Şatosu olarak bilinen bu tarihi bölge günümüzde Antik Çağ Sanatları Müzesi, Müzik Aletleri Müzesi ve Resim Galerisi gibi bölümlerde sergilenen çeşitli sanat koleksiyonlarını barındırıyor. Andrea Mantegna, Giovanni Bellini, Fra Filippo Lippi, Correggio ve Pontormo gibi Rönesans ve 17. yüzyıl İtalyan ustalarına ait yapıtların yer aldığı Resim Galerisi&#8217;nde, Fransız ve Flamenk yapıtlarından oluşan güzel bir koleksiyon da bulunuyor. Biz şatoya vardığımızda saat 18:00’i geçiyordu ve adını andığımız galeri ve müzelerin hepsi kapalıydı. Zaten Milano’da müze veya galeri gezmek gibi bir amacımız olmadığından bu durum bizi hiç etkilemedi. Şatonun tam arkasında yer alan Parco Sempione dinlenmek ve Milanoluları seyretmek için ideal bir duraktı. Baharın ilk günlerinde kendilerini parkın yeşil çimlerine atan gençler kentin gürültüsü ve trafiğinden uzak birbirlerini keşfetmenin tadını çıkarıyordu.</p>
<p><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Milano_24.jpg"><img class="alignright size-large wp-image-15214" title="Milano_24" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/Milano_24-650x434.jpg" alt="" width="600" height="400" /></a></p>
<h2>Gay Odin</h2>
<p>Dönüşte hava kararmaya başlamıştı. Castello Sforzesco’nun içinden tekrar geçerek geldiğimiz alana çıktık. Saate bakarken dikkatimi bir tabela çekti. Hemen saatin altındaydı ve kahverengi zemine beyaz harflerle (tarihi mekanları gösteren tabelalar bu renk) <a href="http://www.gay-odin.it/" target="_blank">Gay Odin</a> ve altında sadece ‘cioccolato’ kelimesini anlayabildiğim birşeyler yazıyordu. En altta da adres ve bir ok.</p>
<div id="attachment_15209" class="wp-caption alignright" style="width: 160px"><a href="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_8213.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-15209" title="Gay Odin Cioccolato" src="http://www.uzaklar.com/wp-content/uploads/2012/04/DSC_8213.jpg" alt="Gay Odin Cioccolato" width="600" /></a><p class="wp-caption-text">Gay Odin Cioccolato</p></div>
<p>Elimizdeki harita fazla detaylı olmadığından adresi bulamadık ama yakınlarda bir yer olmalıydı. Şansımızı denemekte yarar var diye düşündük ve adresi aramaya başladık. Neyle karşılaşacağımızı bilmiyordum ama tahminim çikolatalarıyla ünlü bir mağaza ya da cafeydi. Girdiğimiz ana caddede uzun süre ilerlememize karşın adrese ulaşamamıştık. Az önce gördüğümüz tabelayı fotoğraf makinamla kaydettiğimden adrese bir kez daha baktım. Yürüdüğümüz cadde uzundu ve şansımızı fazla zorlamadan geri dönerek tabeladaki ok istikametindeki başka sokaklara girmeyi denedik. Aslında neyle karşılaşacağımızı bilmeden bu kadar zamanı boşa harcama riski de kafamızı kurcalıyordu. Şansımızı üzerinde sokak adı olmayan bir caddede kullandık. Biraz ilerde tabelayı bulduk. Doğru yoldaydık. 19 numaraya ulaştığımızda hedefimize varmıştık. Cadde üzerindeki diğer mağazalar kapalı olmasına rağmen Gay Odin açıktı ve vitrininde sergilenen çikolatalar bize ‘merhaba, içeri buyrun’ diyordu. Girdik. Gözlerimiz tezgahtaki ve raflardaki çikolatalardaydı. Görevli kadın içerdeki tek müşteriyle ilgileniyordu. Bu ilgi biraz ileri gitti bize zaman gelmiyordu. Biz de bunu fırsat bilip raftaki bütün çikolataları incelemeye başladık. Önümüzdeki müşteri alışverişini nihayet tamamladı ve kartını tezgahtara uzattı. Kart çalışmadı. Bir süre daha beklemeye başladık, önümüzdeki adam dönüp birşeyler söylese de anlamadık ama ona ‘acele etme, biz bekleriz’ dedik. Bu sırada ikinci tezgahtar alt kattan çıktı ve yanımıza geldi. Gözüme kestirdiğim bir çikolatayı gösterdim ama onun yemeklerde kullanılan şekersiz bir tür olduğunu öğrenince önceden seçtiğim çikolatalardan birine geçtim. İtalyan müşteri hala parasını ödeyememişti. Ürünleri tek tek gözterip neler olduğunu sorduk. Genç tezgahtar sabırla her sorumuzu yanıtladı. Yarım İngilizcesiyle bu mekanın tarihçesini anlattı. Merkezi Napoli’de olan yüz yıllık bir çikolatacıymış. Aldıklarımızı hemen denemeye başladık. Çıkarken, burayı aramaktaki ısrarımızın bu tada değer olduğunu anladık.</p>
<p>Dante caddesinde ilerlerken gözümüze kestirdiğimiz bir restoranda Milano’nun ünlü risotosunun ve pizzalarının tadına baktık.</p>
<p>Hava karardıktan sonra katedralin çevresi hareketleniyor. Zaman geçirmek için yolu buraya düşenlerin yanı sıra, buluşmaya gelenler, spor yapanlar, alışverişten dönenler ve katedralin sütunlarına bakanlar meydanın renkleri arasında yer alıyor.</p>
<h1>Milano TOP 10</h1>
<ol>
<li><strong>The Last Supper</strong>: Santa Maria delle Grazie Kilisesi’nde da Vinci’nin duvara boyadığı dünyaca ünlü tablosu.</li>
<li><strong>Sacrestia del Bramante:</strong> Da Vinci’nin çizimlerinin bulunduğu müze.</li>
<li><strong>Katedral:</strong> Milano’nun simgesi. Üst katına çıkıp Duomo Meydanı’nı ve kenti görebileceğiniz en iyi yer.</li>
<li><strong>Panzerotto:</strong> Luini’de tadına bakın. Pişman olmayacaksınız.</li>
<li><strong>La Scala Müzesi:</strong> Ünlü opera binasının başka bir yerde göremeyeceğiniz ayrıntıları.</li>
<li><strong>Sforzesco Şatosu:</strong> Binayı ve içindeki müzeleri kaçırmayın.</li>
<li><strong>Monte Napeolone Caddesi:</strong> Moda merkezinin kalbinin attığı cadde.</li>
<li><strong>Gay Odin:</strong> Merkezi Napoli’de bulunan çikolata dükkanında zevkinize uygun ürünleri bulabilirsiniz.</li>
<li><strong>Parco Sempione:</strong> Kentin gürültüsünden kurtulup dinlenebileceğiniz büyük park.</li>
<li><strong>Cam kubbeli çarşı:</strong> Duomo Meydanı’nda café ve mağazalarıyla ünlü çarşıda yürüyüş.</li>
</ol>
<h1>Güzergahımız</h1>
<p><iframe src="http://maps.google.ch/maps/ms?msa=0&amp;msid=200602312150614877360.0004bdf13b352ce1c234f&amp;ie=UTF8&amp;t=m&amp;ll=45.474457,9.186115&amp;spn=0.036112,0.051413&amp;z=14&amp;output=embed" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" width="600" height="600"></iframe><br />
<small><a style="color: #0000ff; text-align: left;" href="http://maps.google.ch/maps/ms?msa=0&amp;msid=200602312150614877360.0004bdf13b352ce1c234f&amp;ie=UTF8&amp;t=m&amp;ll=45.474457,9.186115&amp;spn=0.036112,0.051413&amp;z=14&amp;source=embed">Milan</a> </small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/milanoda-1-gun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“2 hafta iznim İsviçre’ye feda olsun”</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/2-hafta-iznim-isvicreye-feda-olsun/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/2-hafta-iznim-isvicreye-feda-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 15:55:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[isviçre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1162</guid>
		<description><![CDATA[İsviçrelilerin çikolata, peynir ve saatten sonra en çok ilgilerini çeken konu ülkede sık sık tekrarlanan referandumlar. Fırsat buldukça toplanıp oy vermeye gidiyorlar. Aklınıza gelebilecek her konuda referandum yapılıyor burada. 100 bin kişinin imzasıyla hazırlanan yasa teklifleri her fırsatta halkın oyuna sunuluyor. Bu ülkeyi ve insanlarını tanıyanlar için aslında referandumlar ve garip sonuçları pek şaşırtıcı değil. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İsviçrelilerin çikolata, peynir ve saatten sonra en çok ilgilerini çeken konu ülkede sık sık tekrarlanan referandumlar. Fırsat buldukça toplanıp oy vermeye gidiyorlar. Aklınıza gelebilecek her konuda referandum yapılıyor burada. 100 bin kişinin imzasıyla hazırlanan yasa teklifleri her fırsatta halkın oyuna sunuluyor.</p>
<p>Bu ülkeyi ve insanlarını tanıyanlar için aslında referandumlar ve garip sonuçları pek şaşırtıcı değil. Halkın ne düşündüğünü ve bunu sandığa nasıl yansıtacağını tahmin etmek kolay. Doğayı koruyan, yaşam standartlarını yükselten, yabancıların hareketlerini kısıtlayan her konuda sandıktan “Evet” sonucunun çıkma ihtimali yüksek. Bunun adına doğrudan demokrasi deniyor burada ve İsviçreliler en az karlı Alp dağları kadar bu demokratik sistemleriyle de gurur duyuyor. Onlara göre “doğrudan demokrasinin nimeti” olarak kabul edilen referandumlar bazen tehlikeli sonuçlar da doğurabiliyor. 2009 yılında yapılan ve minarelerin yasaklanmasıyla sonuçlanan oylama bunun en unutulmaz örneklerinden. Seçimle işbaşına gelen hükümetler de zaman zaman bu sonuçlardan zarar görebiliyor.</p>
<p>Geçenlerde bir referandum daha yaşandı ve bitti. Bu sefer de ilginç sorular gündemdeydi ve en az sorular kadar ilginç sonuçlar da ortaya çıktı. Aslında biz yabancıların şaşırdığı sonuçlara İsviçreliler çoktan hazırlıklıydı. </p>
<p>Bazı sorular yerel sorunları, bazılarıysa ülke genelini ilgilendiren konuları içeriyordu. Örneğin Cenevre’deki oylamada izinsiz gösteri düzenleyenlere karşı sert tedbirlerin alınması kabul edildi. Birleşmiş Milletler ve çok sayıda uluslararası örgüte ev sahipliği yapan kentte artık her isteyen protesto gösterisi düzenleyemeyecek. Düzenleyenler de 100 bin İsviçre Frangı ve 5 yıla kadar hapis cezasını göze alacak. Zürih’teki oylama da en az Cenevre’deki kadar ilginçti. Yeni bölgeler ve açık otoparklarla seks ticaretini yerleşim bölgelerinden uzak tutulacağına inanan Zürihliler, fahişelerin çalışma alanlarının yeniden düzenlenmesine “evet” dedi. </p>
<p>Referandumun en ilginç sonucu ise ülke genelinde halka sorulan yıllık izinler konusundaydı. “4 haftalık izninizin 6 haftaya çıkmasını ister misiniz?” diye soruldu. Verilen yanıt bu ülkenin halkı dışında herkesi şaşırttı. İsviçreliler kendilerine teklif edilen fazladan 2 haftalık ücretli izni istemedi, bir anlamda “Zaten 4 hafta iznimiz var bu bize yeter. Fazlası huzurumuzu bozmasın”  dedi.</p>
<p>Ülkede yaşayan yabancılar bu durumu anlamaya çalıştırken, haber internet üzerinden dünya basınına çoktan yansımıştı. Halkın yüzde 66’sının tatil teklifini geri çevirmesi ertes gün dünya genelinde internet üzerinden en çok okunan konulardan biri olmuştu. </p>
<p>2 haftalık ek tatili istemeyenlerin gerekçesi ekonomik krizdi. Avrupa’yı yakından etkileyen krizin kendi ülkelerine sıçramasından çekiniyorlardı. Ülkenin geleceği için fazla tatilin lafı bile olmazdı. Çoğu “Yeter ki İsviçre zarar görmesin biz 4 hafta tatille de yetiniriz” diyordu.</p>
<p>Bu durumu anlamakta zorluk çeken bizlere yardımcı olan İsviçreli arkadaşlarımız bir hatırlatma yaptı: “Biz 2002 yılında da ilginç bir sonuca imza atmıştık. Haftalık çalışma sürelerinin 42 saatten 36 saate indirilmesi teklifini o yıl reddettik.”</p>
<p>Zaman zaman soruyorlar, “Alışabildin mi oralara?” diye. Az çalışmayı reddeden, fazla tatil istemeyen bir ülkedeyiz. Böyle bir ülkeye alışabilmek zaman alıyor. </p>
<p><em>25 Mart 2012 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi&#8217;nde yayınlandı. </em></p>
<p><img src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2012/03/yazi.jpg" alt="" title="yazi" width="568" height="842" class="alignnone size-full wp-image-1164" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/2-hafta-iznim-isvicreye-feda-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kışa veda yürüyüşü</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/kisa-veda-yuruyusu/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/kisa-veda-yuruyusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Mar 2012 09:54:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[gezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1156</guid>
		<description><![CDATA[İsviçre&#8217;ye bu yıl da bahar erken geldi. İklim, bütün tahminlerin aksine cömert davranıyor bugünlerde. Uzun bir kışın ardından gelen güneşli günleri fırsat kaybetmeden değerlendirmeye başladık. Uzun ve zorlu bir yürüyüşle Zürih yakınlarındaki Einsiedeln &#8211; Rapperswil parkurunu tamamladık. İsviçre&#8217;nin sunduğu eşsiz doğal güzelliklere bu 5 saatlik uzun yürüyüşümüzde fazlasıyla tanık olduk. View einsiedeln in a larger [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İsviçre&#8217;ye bu yıl da bahar erken geldi. İklim, bütün tahminlerin aksine cömert davranıyor bugünlerde. Uzun bir kışın ardından gelen güneşli günleri fırsat kaybetmeden değerlendirmeye başladık. Uzun ve zorlu bir yürüyüşle Zürih yakınlarındaki Einsiedeln &#8211; Rapperswil parkurunu tamamladık. İsviçre&#8217;nin sunduğu eşsiz doğal güzelliklere bu 5 saatlik uzun yürüyüşümüzde fazlasıyla tanık olduk.</p>
<p><iframe width="600" height="600" frameborder="0" scrolling="no" marginheight="0" marginwidth="0" src="http://maps.google.com/maps/ms?msa=0&amp;msid=200602312150614877360.0004bbbdf5875189b5f36&amp;ie=UTF8&amp;t=p&amp;ll=47.191812,8.762283&amp;spn=0.139982,0.20565&amp;z=12&amp;output=embed"></iframe><br /><small>View <a href="http://maps.google.com/maps/ms?msa=0&amp;msid=200602312150614877360.0004bbbdf5875189b5f36&amp;ie=UTF8&amp;t=p&amp;ll=47.191812,8.762283&amp;spn=0.139982,0.20565&amp;z=12&amp;source=embed" style="color:#0000FF;text-align:left">einsiedeln</a> in a larger map</small></p>

<div class="ngg-galleryoverview" id="ngg-gallery-45-1156">

	<!-- Slideshow link -->
	<div class="slideshowlink">
		<a class="slideshowlink" href="http://www.remgo.com/11/kisa-veda-yuruyusu/?show=slide">
			[Slideshow]		</a>
	</div>

	
	<!-- Thumbnails -->
		
	<div id="ngg-image-1380" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7101.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7101" alt="DSC_7101" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7101.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1381" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7102.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7102" alt="DSC_7102" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7102.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1382" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7103.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7103" alt="DSC_7103" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7103.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1383" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7107.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7107" alt="DSC_7107" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7107.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1384" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7108.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7108" alt="DSC_7108" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7108.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1385" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7109.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7109" alt="DSC_7109" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7109.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1386" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7110.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7110" alt="DSC_7110" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7110.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1387" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7111.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7111" alt="DSC_7111" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7111.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1389" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7118.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7118" alt="DSC_7118" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7118.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1390" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7120.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7120" alt="DSC_7120" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7120.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1391" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7121.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7121" alt="DSC_7121" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7121.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1392" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7127.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7127" alt="DSC_7127" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7127.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1393" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7131.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7131" alt="DSC_7131" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7131.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1394" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7136.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7136" alt="DSC_7136" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7136.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1395" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7139.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7139" alt="DSC_7139" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7139.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1396" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7142.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7142" alt="DSC_7142" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7142.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1397" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7147.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7147" alt="DSC_7147" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7147.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1398" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7154.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7154" alt="DSC_7154" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7154.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1399" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7155.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7155" alt="DSC_7155" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7155.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1400" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7162.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7162" alt="DSC_7162" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7162.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1401" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7170.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7170" alt="DSC_7170" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7170.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1402" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/DSC_7177.JPG" title=" "  >
								<img title="DSC_7177" alt="DSC_7177" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_DSC_7177.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1403" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/P1020479.JPG" title=" "  >
								<img title="P1020479" alt="P1020479" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_P1020479.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1404" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/P1020481.JPG" title=" "  >
								<img title="P1020481" alt="P1020481" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_P1020481.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1405" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/P1020487.JPG" title=" "  >
								<img title="P1020487" alt="P1020487" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_P1020487.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1406" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/P1020489.JPG" title=" "  >
								<img title="P1020489" alt="P1020489" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_P1020489.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1408" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/P1020494.JPG" title=" "  >
								<img title="P1020494" alt="P1020494" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_P1020494.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1409" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/P1020498.JPG" title=" "  >
								<img title="P1020498" alt="P1020498" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_P1020498.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1410" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/P1020500.JPG" title=" "  >
								<img title="P1020500" alt="P1020500" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_P1020500.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 		
	<div id="ngg-image-1411" class="ngg-gallery-thumbnail-box"  >
		<div class="ngg-gallery-thumbnail" >
			<a href="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/P1020502.JPG" title=" "  >
								<img title="P1020502" alt="P1020502" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/gallery/Einsiedeln/thumbs/thumbs_P1020502.JPG" width="100" height="75" />
							</a>
		</div>
	</div>
	
		
 	 	
	<!-- Pagination -->
 	<div class='ngg-navigation'><span class="current">1</span><a class="page-numbers" href="http://www.remgo.com/11/kisa-veda-yuruyusu/?nggpage=2">2</a><a class="next" id="ngg-next-2" href="http://www.remgo.com/11/kisa-veda-yuruyusu/?nggpage=2">&#9658;</a></div> 	
</div>


]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/kisa-veda-yuruyusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Why We Like What We Like</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/why-we-like-what-we-like/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/why-we-like-what-we-like/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 21:25:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[sıradan yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1089</guid>
		<description><![CDATA[Can you tell the difference between gourmet liver paté and dog food? I mean, can you tell the difference by taste? Many of you are probably pretty sure that you could, and also that you could tell the difference between a $100 bottle of a splendid vintage and some $5 schlock, right? But can you [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Can you tell the difference between gourmet liver paté and dog food? I mean, can you tell the difference by taste? Many of you are probably pretty sure that you could, and also that you could tell the difference between a $100 bottle of a splendid vintage and some $5 schlock, right? But can you really? In a blind taste test?</p>
<p><a href="http://www.npr.org/blogs/13.7/2012/02/10/146645622/why-we-like-what-we-like" target="_blank">Why We Like What We Like</a> by ALVA NOË</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/why-we-like-what-we-like/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>One love, one heart, one destiny</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/one-love-one-heart-one-destiny/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/one-love-one-heart-one-destiny/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2012 17:24:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[notlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1080</guid>
		<description><![CDATA[“He’s not perfect. You aren’t either, and the two of you will never be perfect. But if he can make you laugh at least once, causes you to think twice, and if he admits to being human and making mistakes, hold onto him and give him the most you can. He isn’t going to quote [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“He’s not perfect. You aren’t either, and the two of you will never be perfect. But if he can make you laugh at least once, causes you to think twice, and if he admits to being human and making mistakes, hold onto him and give him the most you can. He isn’t going to quote poetry, he’s not thinking about you every moment, but he will give you a part of him that he knows you could break. Don’t hurt him, don’t change him, and don’t expect for more than he can give. Don’t analyze. Smile when he makes you happy, yell when he makes you mad, and miss him when he’s not there. Love hard when there is love to be had. Because perfect guys don’t exist, but there’s always one guy that is perfect for you.”</p>
<p><em>Bob Marley</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/one-love-one-heart-one-destiny/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Arşiv</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/cumhuriyet-arsiv/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/cumhuriyet-arsiv/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 20:19:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1207</guid>
		<description><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi&#8217;ndeki haberlerime yıllar sonra gazetenin online arşivi aracılığıyla ulaşabildim. 1989-1999 tarihleri arasındaki haber arşivi burada...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Gazetesi&#8217;ndeki haberlerime yıllar sonra gazetenin online arşivi aracılığıyla ulaşabildim. 1989-1999 tarihleri arasındaki haber arşivi <strong><a href="http://db.tt/RQgrlF5N" target="_blank">burada</a>.</strong>..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/cumhuriyet-arsiv/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz Bıcır’ı çok sevdik</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/biz-biciri-cok-sevdik/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/biz-biciri-cok-sevdik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 12:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[notlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1040</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de geçirdiğimiz 10 günlük yeni yıl tatilinden sonra Zürih’e dönmüştük. Hiç hesapta olmayan bu tatilde biraz dinlenip, enerjimizi toplamıştık. Aralık 2011’in kasvetli havasından sonra bu kaçamak iyi gelmişti. Gecenin karanlığında eve dönerken bizi ilk karşılayan her zamanki gibi Zürih’in dondurucu soğuğuydu. Alplerden esen soğuk rüzgar apartman kapısına kadar bize eşlik etti. Eve yaklaşırken buruktuk. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de geçirdiğimiz 10 günlük yeni yıl tatilinden sonra Zürih’e dönmüştük. Hiç hesapta olmayan bu tatilde biraz dinlenip, enerjimizi toplamıştık. Aralık 2011’in kasvetli havasından sonra bu kaçamak iyi gelmişti. Gecenin karanlığında eve dönerken bizi ilk karşılayan her zamanki gibi Zürih’in dondurucu soğuğuydu. Alplerden esen soğuk rüzgar apartman kapısına kadar bize eşlik etti.</p>
<p>Eve yaklaşırken buruktuk. Bu kez Bıcır’ın olmadığı bir kapıyı açacaktık. İçeri girdiğimizde koşarak yanımıza gelmeyecekti. Ayaklarımıza dolanmayacak, bizi yemek kaplarının olduğu yere götürmeyecekti. Bizi bekleyen Bıcır’la bir daha hiç karşılaşamayacaktık.</p>
<p>11 yıldır yanımızdan ayrılmadığımız kedimizle 16 Aralık 2011 günü vedalaştık. Onu bir anlamda California’nın güneşli günlerine uğurladık. O günden sonra hayatımızın geri kalan yolculuklarına onsuz devam edeceğiz.</p>
<p>Bıcır’sız bir eve adım attığımızda neler hissedebileceğimizi düşünerek apartmanın kapısından içeri girdik. Her zaman yaptığım gibi kapıyı açmadan önce posta kutusuna yöneldim. Bir tomar zarf, fatura ve gazeteyi alıp yukarı çıktık. Mektuplardan biri diğerlerinden farklıydı. Zürih Üniversitesi Veteriner Hastanesi’nden geliyordu. İçinde kalınca birşey olduğunu farkettim. Zarfı açtığımda daire şeklinde bir alçı plaket ve bir not çıktı içinden. Plaketin üstünde kedimiz Bıcır’ın resmi adı ‘PRINCESS’ yazılıydı. (Yurtdışı kayıtlarda yetkililere ‘Bıcır’ı söyletmek zor olduğundan adını ‘Princess’ olarak kaydettirmiştik.) Plaketin ortasında Bıcır’ın iki patisinin kabartması vardı. Hiç beklemediğimiz bir anda kedimiz bizi bir kez daha evin kapısında karşılamıştı. Patileriyle bize bir kez daha merhaba dedi. Bu sürprizi hiç beklemiyorduk. Bir anda onun el izleriyle karşılaşmak anlatılmaz bir duyguydu. Onu tedavi eden veterinerin bu anlamlı hediyesini uzun süre elimizden bırakamadık.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1050" title="DSC_7002" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2012/01/DSC_7002.jpg" alt="" width="600" /></p>
<p>Zarfın içinde bir de kart vardı. Kartın kapağında karakalemle çizilmiş bir kedi resmi bulunuyordu. Sağ patisi ilerde, kuyruğu havada birazdan uzaklaşacakmış gibi görünen kedi, uzağa, ufuk çizgisine bakıyor, yere düşen gölgesi bize yakınlaşırken sanki kayboluyordu. Bu resimin hemen yanında da Rose Auslander’ın Almanca (<span style="color: #ff0000;">*</span>) dizeleri yer alıyordu:</p>
<blockquote><p><em>Dünyaya gelmeden önce</em><br />
<em> bir kelebektim, bir ağaç,</em><br />
<em> belki bir yıldız&#8230;</em><br />
<em> bunu unuttum</em><br />
<em> fakat şimdi öyle olduğumu ve öyle kalacağımı biliyorum</em><br />
<em> sonsuzluktan yansıyan anlar</em></p></blockquote>
<p>Kartın iç sayfasında Bıcır’ı tedavi eden veterinerlerin yazdığı üç paragraflık teselli mesajı, yan sayfada da hepsinin ayrı ayrı imzası bulunuyordu.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1051" title="DSC_7018" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2012/01/DSC_7018.jpg" alt="" width="600" /></p>
<p>Bıcır’sız bir hayata kendimizi hazırlamaya çalışırken bir anda onun el izlerine dokunabilmek bizi sevinçle hüzün arasında bir yolculuğa çıkardı. Onu bir kez daha hatırladık. Bıcır’a 16 Aralık’ta veda etmiştik. Uzun süre onu yaşatmaya çalışmıştık. 5 ay önce veterinere götürdüğümüzde durumu iyi değildi. Kontrollerden sonra veteriner durumu bütün detaylarıyla bize anlattı. Karar verme zamanımızın geldiğini söyledi. Bıcır’ı o gün orada bırakmamızın uygun olacağını, yaşama ihtimalinin olmadığını, en fazla on günlük ömrünün kaldığını ve uyutulması gerektiğini uygun bir dille açıkladı. Bunları anlatırken onun da gözleri dolmuştu. Bıcır’ın hikayesini, dünyanın bir ucunda başlayan yaşamının tesadüfler sonucu nasıl bu odada kesiştiğini biliyordu. Onu her seferinde kontrol eden bu görevli bize yolun sonuna geldiğimizi anlatırken sesi titriyordu. Bütün tavsiyelerin aksine o gün, o odadan Bıcır’la birlikte çıktık. Onu uyutmaya hazır değildik. Bu kararı en azından o gün vermek istemedik. Bize söylenen bütün gerçeklere karşın onun yaşamaya devam edeceğini umduk. Bir başka deyişle mucize bekledik.</p>
<p>Veterinerin tavsiyelerini dinlediğimiz o günün üzerinden beş ay geçmişti. Birkaç gün ömrü kaldığı söylenen kedimiz herşeye inat beş ay daha bizimle birikte oldu. Henüz ayrılığa hazır değildik ve kararı her seferinde erteledik. 2011 yılı bitmek üzereydi. Aralık ayından itibaren durumu kötüleşti. Beklediğimiz mucizenin gerçekleşmeyeceğinin sinyalleri geldi. Kısa bir süre sonra o zor kararı vermemiz gerektiğini anlamıştık. Artık tek isteğimiz en azından 2011’e beraber veda etmekti. Uzatmalar sanki bitmişti ama oyunu bitirmemek için elimizden geleni yapmaya çalışıyorduk. <strong>Başaramadık.</strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1049" title="DSC_7016" src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2012/01/DSC_7016.jpg" alt="" width="600" /></p>
<p>14 Aralık’ta Bıcır yemeyi kesti. O güne kadar en sevdiği mamalarını zorla da olsa elimizden yiyebiliyordu. Artık veterinerden aldığımız ilaçların da etkisi kalmamıştı. O gün bizle de ilişkisini tamamen kesti. Evin içinde onu göremedik. Gizli köşelerde saklanıyor, yanımıza çağırdığımızda duymamazlıktan geliyordu. Ona yaklaştığımızda hiçbir tepki vermeden uyumaya devam ediyordu. Ertesi gün nefes almakta zorlandığını farkettik. Yemeğine, mamalarına ve suyuna o gün hiç dokunmadı. Gözlerini açacak hali kalmamıştı. Artık zor kararı verme zamanı gelmişti. Her seferinde ertelediğimiz, aramamak için umutla beklediğimiz veterineri aradık. Ertesi gün (16 Aralık) saat 15:00’te bizi bekliyordu.</p>
<p>Son gün her anımızı onunla birlikte geçirmeye çalıştık. Onu kucağımızdan bırakmadık. Bıraksak da uzaklaşacak hali kalmamıştı. Aramıza girip kendine bir yer açmaya, orada uzanıp uyumaya bayılırdı. Son gününde onu aramızdan ayırmadık. Uzun uzun hiç ses çıkarmadan onu izledik. 11 yıl önce onu eve getirdiğimiz ilk günde olduğu gibi onu bu son gününde de avuçlarımızın içinden hiç ayırmadık.</p>
<p>Sabahın ilk ışıklarıyla uyandığımda Bıcır ortalıkta yoktu. Kendisine seçtiği evin en gizli köşesinde uyuyordu. O sabah su içmedi, yemeğine hiç dokunmadı. Bir ara saklandığı yerden çıkıp evin içinde kısa bir yürüyüş yaptı. Hiç hali yoktu. Önce birkaç adım atıp dinlendi. Derin bir nefes aldıktan sonra bir hamle daha yapıp kapının önüne gitti. Başını kapıya çevirdi, sırtını bize dönüp oraya uzandı. Hiç oturmadığı bir alandı burası. Genelde dışardan gelirken bizi karşılamak için dururdu burada ama biz içerdeyken burada oturduğunu, hele başını kapıya, sırtını bize çevirdiğini hatırlamıyorum. Birkaç saat sonra bu kapıdan bir daha dönmemek üzere çıkacağını tahmin mi etmişti? Kedilerin insan hareketlerini önceden hissetme yeteneği olduğunu bir yerlerde okumuştum. O an Bıcır’ın herşeyi farkettiğine inandım.</p>
<p>Onu çantasına koyarken hiç tepki göstermedi. Oysa bu siyah çantanın içine girmemek için her seferinde ne büyük mücadeleler verirdi. Çantanın kapısını kapatırken sadece bir kez miyavladığını duyduk.</p>
<p>16 Aralık 2011 günü Zürih’te dondurucu bir ayaz vardı. Biz Zürih Üniversitesi’nin Veteriner Bölümü’ne doğru yürürken gökyüzü kararmıştı. Bulutlar tepemizde hızla hareket ediyordu. Adım atmayı zorlaştıran rüzgar etkisini arttırıyordu. Hastanenin kapısından içeri kendimizi zor attık. Salonda birkaç kişi daha vardı. Kapıyı açtığımızda danışmadaki görevlilerle birlikte salonda bekleyenlerin bakışları önce bize sonra elimizde taşıdığımız çantaya yöneldi. Bıcır’ın veterinerine haber verildi. Birkaç dakika sonra bizi oturduğumuz salonda karşılamaya geldi. Merhabalaştık ama hiç konuşmadık. Geniş bir salonun ucundaki kapılardan birine doğru yöneldik.</p>
<p>Bıcır’la vedalaşma zamanı gelmişti. Uzun süre ertelemeye çalıştığımız o anı yaşıyorduk. Yıllardır yanımızdan ayırmadığımız dostumuzu son kez görüyorduk. Biz Bıcır’la son anlarımızı yaşarken veteriner dışarda beklemek üzere odadan ayrıldı.</p>
<p>Bıcır’la konuştuk. Bir elimle onu okşarken diğer elimle sol patisini avucuma yerleştirdim. Birazdan hiç acı çekmeden uyuyacağını, uyandığında onu bulduğumuz okyanus kenarındaki sahilde olacağını, gözlerini açtığı güneşli California günlerine döneceğini fısıldadım. Onunla geçirdiğimiz son dakikalarda iki patisini masanın ucuna uzatıp sessizce bizi dinledi. Hiç hareket etmedi. Başımı alnından çekip patilerini avucumun içinden bıraktığımda hala hareketsizdi. Onu son bir kez daha öptüm ve dışarda bekleyen veterineri çağırdım.</p>
<p>Binadan ayrılırken elimdeki çantanın içi boştu. Geniş salondan kapıya uzanan koridor sanki her adımda biraz daha uzuyordu. Dışarı çıktığımza şiddetli bir rüzgar yüzümüze çarptı. Yağmur atıştırmaya başlamıştı. Hava kararmış, kararan bulutlar sanki biraz daha alçalmıştı. Hastaneden uzaklaşırken başımızı çevirip binaya bir kez daha baktık. Burayı son kez göreceğimi biliyordum. Yolumun bu bölgeye bir daha düşmeyeceğini bildiğim gibi&#8230;</p>
<p>Soğuk ve fırtınalı bir akşam saatinde bu ıssız caddede elimiz boş eve döndüğümüz o an onun da bir başka yolculuğa çıktığına emindim. Eve girdiğimizde onun yokluğunu fazlasıyla hissettik. Odalar, koridor, balkon bomboştu. Kapıyı her açtığımzda bizi karşılayan, ayaklarımıza dolanan dostumuz bize artık hoşgeldin demeyecekti. Mutfağa her adımımda evin bir köşesinden belirip yemek kabına doğru koşmayacak, yolumu kesip beni ödüllerinin olduğu alana yönlendirmeyecek, sabahın köründe ıslak burnuyla bizi uyandırmayacaktı.</p>
<p>Biz Bıcır’ı çok sevdik. Onunla uzun yıllarımızı keyifle geçirdik. Sevinçlerimizde, hüzünlerimizde, hayatımıza yön verdiğimiz her değişiklikte yanımızdaydı. 11 yıl önce kalbimize yerleştirdiğimiz sevgisini oradan hiç çıkartmamıştık. Bundan sonra da çıkartmayacağız. Yolculuğumuz onsuz sürecek ama onu hiç unutmayacağız.</p>
<p>Tıpkı diğer gidenler gibi onunla da bir gün bir yerlerde yolumuzun kesişeceğini biliyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(<span style="color: #ff0000;">*</span>) <span style="color: #ff0000;">Karttaki Almanca şiir:</span></p>
<blockquote><p><em>War ich ein Falter</em><br />
<em> vor meiner Geburt</em><br />
<em> ein Baum oder</em><br />
<em> ein Stern</em></p>
<p><em>Ich habe es vergessen</em></p>
<p><em>Aber ich weis</em><br />
<em> das ich war</em><br />
<em> und sein werde</em></p>
<p><em>Augenblicke</em><br />
<em> aus Ewigkeit</em></p></blockquote>
<p><span style="color: #ff0000;">Şiirin İngilizcesi</span></p>
<blockquote><p><em>I was a butterfly</em><br />
<em> before my birth</em><br />
<em> a tree or</em><br />
<em> a star</em></p>
<p><em>I&#8217;ve forgotten it</em></p>
<p><em>But I know</em><br />
<em> I was</em><br />
<em> and will be</em></p>
<p><em>moments</em><br />
<em> from eternity</em><br />
<em> Rose Auslander</em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fotoğraflarla</strong></p>
<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/34856149?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" frameborder="0" width="400" height="300"></iframe></p>
<p>*********************</p>
<p><strong>Kısa Film</strong></p>
<p><iframe src="http://player.vimeo.com/video/34853299?title=0&amp;byline=0&amp;portrait=0" frameborder="0" width="400" height="300"></iframe></p>
<p>*********************</p>
<blockquote><p><em>The winds that sometimes take something we love, are the same that bring us something we learn to love. Therefore we should not cry about something that was taken from us, but, yes, love what we have been given. Because what is really ours is never gone forever&#8230;</em></p></blockquote>
<p>*********************</p>
<h2><a href="http://www.remgo.com/11/11-yillik-dostlugun-adi-bicir/">11 yıllık dostluğun adı: Bıcır</a></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/biz-biciri-cok-sevdik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zurih&#8217;te bir haftasonu</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/zurihte-bir-haftasonu/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/zurihte-bir-haftasonu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 15:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[isviçre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=1028</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl Zurih&#8217;e kış gelemedi. Kar yağmadığı sürece biz de kışın geldiğini resmen söyleyemiyoruz. Bundan şikayet eden çok kişi var etrafımızda ama bence bir mahsuru yok. Hatta ne kadar geç gelse kabulümüzdür. Hava soğuk olsa da hala kentin tarihi sokaklarında donmadan yürüme imkanımız var. Bu haftasonu güneş yüzünü gösterdi ve kendimizi bir anda göl kenarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl Zurih&#8217;e kış gelemedi. Kar yağmadığı sürece biz de kışın geldiğini resmen söyleyemiyoruz. Bundan şikayet eden çok kişi var etrafımızda ama bence bir mahsuru yok. Hatta ne kadar geç gelse kabulümüzdür. Hava soğuk olsa da hala kentin tarihi sokaklarında donmadan yürüme imkanımız var. Bu haftasonu güneş yüzünü gösterdi ve kendimizi bir anda göl kenarında buluverdik. Yaz günleri kadar kalabalık olmasa da insanlar güzel havanın keyfini çıkarıyordu.</p>
<p>Nehir kenarında yürürken ilginç manzaralar vardı. Kuğulara ilk kez bu kadar yaklaştım. Neredeyse nehir seviyesine indim, karşılıklı uzun uzun bakıştık ve geriye birkaç ilginç fotoğraf kaldı.</p>
<p><img src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2011/11/swan_in_the_river.jpg" alt="" title="swan_in_the_river" width="600" class="alignnone size-full wp-image-1030" /></p>
<p><img src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2011/11/whiteswan.jpg" alt="" title="whiteswan" width="600" class="alignnone size-full wp-image-1031" /></p>
<p><img src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2011/11/P1010642_fhdr.jpg" alt="" title="P1010642_fhdr" width="600" class="alignnone size-full wp-image-1032" /></p>
<p><img src="http://www.remgo.com/11/wp-content/uploads/2011/11/zurich_I_love_you.jpg" alt="" title="zurich_I_love_you" width="600" class="alignnone size-full wp-image-1033" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/zurihte-bir-haftasonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

