Bir dere akiyordu tepelerin arasindan, uzerindeki tahta kopruden bir coban koyunlari cayira goturuyordu. Birkac evin bacasindan duman tutuyordu. Ve Canakkale’nin Eselek Koyu’nde siradan denebilecek bir gun daha basliyordu… Diger koylerden pek bir farki yoktu Eselek’in. Gariplik koye yaklastikca goze carpiyordu. Urperten bir sessizlige gomulmustu koy. Ne kopek havlamalari duyuluyordu ne de horozlarin sesleri. Koyun meydaninda uzanan dar sokakta da herhangi bir hareket yoktu. Evlerin bacalari tutmuyordu, kapilarinda kocaman bir kilit asiliydi. Koyun tek kahvesi de kapaliydi. Cesme basi alisilmisin disinda sessizdi; ne kadinlari gorduk, ne de cocuklari. Sessizligin urpertisi, terkedilmisligin huznune karisiyordu koy meydaninda.

Meydana acilan dar sokaklardan bir kapi ruzgarin etkisiyle carpip duruyordu. Tahta kapiyi araladigimizda evin icinde 80 yaslarinda bir koyluyle karsilastik. Kucagina serdigi mendildeki tutunlerle bir sigara sariyordu kendisine. Titreyen elleriyle uzun surdu tutunu sarip sigarayi agzina goturmesi. Sigarasini yaktiginda gozgoze geldik. Soylenenleri isitmekte gucluk cekiyordu, uzun bir sure muhtari aradigimizi anlamadi. Onun tarifiyle koyun dar sokaklarinin sonunda muhtarin evini bulduk. Kapiyi caldik bir sure sonra asagi indi muhtar Nazmi Ceylan. Eselek Koyu’nun sessizligini anlatmaya basladiginda sozlerini kesmeden dinledik.

“Yemyesil bir koydu bizimki. Uc su birbirine kavusurdu su karsidaki tepenin eteklerinde. Karaahit, su dereyi kucaklar vadilerde kivrilarak kaybolurdu. Kisin kar yaginca karsidaki tepeden kizakla kayardi gencler. Yazlari meydandaki koca cinarin altinda muhabbet ederlerdi…”O gunleri anlatirken huzun dolmustu gozleri. Ne oldu da bu koy bu hale geldi diye sorduk. “Normal yasantimiz suruyordu. Tarlalarimizi ekiyor, ekinlerimizi biciyorduk. Ta ki gunesli bir yaz gunu koyumuze o uc yabancinin gelisine kadar. Sekiz yil onceydi. Siyah plakali arabalarindan indiler. Belli ki devletin memurlariydilar. Ellerinde getirdikleri garip aletlerle Cirkin Deresi’nin fotograflarini cektiler, olcum yaptilar, kagitlarina birsey yazdilar. Daha sonra da beni cagirip yakinda bu bolgeye bir baraj yapilacagini ve koyun baraj sulari altinda kalacagini soylediler. Onlarin hemen ardindan resmi yetkililer koye sik sik geldiler. Bize resmen durumu anlattilar.” Durumu koy halkina duyurmak icin koyun kahvesinde toplanti yapildi o gece. Muhtar, devletin koyu bosaltmalarini istedigini koylulere anlatti. Cirkindere uzerinde bir baraj yapilacakti, koy bu barajin sulari altinda kalacakti, devlet yasamalari gereken yeri belirlemisti. Orasi Gokceada’ydi. Onlari bu adada yeni bir yasamin bekledigini anlatti muhtar. Herkes saskindi. 700 yil once dedelerinin yerlestigi bu topraklardan goc etmeleri isteniyordu. Cogu kendileri icin secilen Gokceada’nin adini bile duymamisti. O gunden sonra koyde bir huzursuzluk basladi. Kimse topraklarini, evlerini, komsu koylerdeki akrabalarini birakmak istemiyordu. Gerci onlar icin Gokceada’da yeni evler yapilacakti. Topraklarinin istimlak parasi da pesin olarak odenecekti ama koylunun ne parada ne de yasamlarinin geri kalan kismini surdurecekleri evlerde gozu yoktu. Onlar alistiklari, bildikleri topraklari terketmek istemiyorlardi.

Caresizlik icinde beklediler. Aslinda yapacak pek fazla birsey de yoktu beklemekten baska. Barajin koylerini yatacaginin farkindaydilar. Muhtarla koyun dar sokaklarinda dolasirken yasli bir koyluyle karsilastik. Adinin Ilyas Ozcan oldugunu soyledi. Gokceada ile ilgili konustugumuzu farkettiginde muhtarin lafini kesti. Tum yasanmisliklari, mutluluklari ve huzunleriyle 700 yillik gecmisin bir anda yok olacagini soyleyemiyordu ama, bahcesinde kuzularla oynadigi evinin sulara gomuleceginin farkindaydi.

Koyu henuz terketmeyenlerden Mehmet Yuksel de duygularini soyle dile getiriyordu. “Tasinmamizi istediler, tasinacagiz. Baska caremiz mi var. Gidecegiz diye eve banyo, mutfak bile yaptirmadik. Camasirlarimizi disarida yikiyoruz. Eve ek yapmak lazim. Ama suyun altinda kalacak yere niye para harcayalim? Kimse tas ustune tas koymak istemiyor.”

Soguk bir kis gunu Eselek Koyu’nun bos sokaklarinda huzun vardi, terkedilmislik vardi, anilarin kalintilari vardi.

Koyun tasinacagi haberleri kisa surede yayildi. Adaya gitmek istemeyenler kendilerine yeni bir yasam kurmanin telasina girdi. Once gencler terketti koyu. Biga’ya, Can’a, Canakkale’ye yerlestiler. Gokceada’ya gitmektense dogduklari topraklara yakin bir yerlerde yeni yasamlari tercih ettiler. Daha sonra ailelerini yanlarina aldilar. Coluk cocuk Eselek Koyu’nu barajin sularindan once terketti. Koyden ayrilmamakta direnen birkac kisi bekleme karari aldi. Koyun muhtari Nazmi Ceylan basta olmak uzere koyun yaslilari sonuna kadar koyde kalmaya kararliydi. Koy batacak, sulara gomulecekti ama onlarin gidisi o kadar kolay olmayacakti. Komsularinin gidislerini seyrettiler, yillardir beraber olduklari insanlari ugurladilar. Yasadiklari o mutlu gunleri anilarina yerlestirdiler.

Artik koyde yasamin eski tadi kalmamisti. Cirkindere’nin sulari koyu yutmadan terkedilmisligin huznu yutmustu koyu. Onlar icin de artik zaman kalmamisti. 1 Haziran’da Bakacak Baraji’nin kapaklari kapanacak ve vadi su tutmaya baslayacak. Sonunda onlar da Eselek’I terkedecek.

Gokceada’daki yeni evlerine tasinmadan once Eselekliler koylerini hatirlatan birseyler goturmek istediler. Kimileri agaclari yasiyalim dedi, kimileri evlerinden birer parca goturmek istedi. Ancak Eselek’I hatirlatacak en onemli sey koyun meydaninda duruyordu. Camiinin mimaresi… Minarenin Gokceada’ya tasinmasina karar verildi. Kesme tastan yapilan minarenin ustasi bulundu. Anlasma saglandi. Koy sularin altinda kalmadan once minareyi yapan usta kendi elleriyle sokecek, hepsini numaralandiracak ve Eseleklilerin Gokceada’daki yeni yerlesim merkezlerine minareyi tasiyacak. Minareye her baktiklarinda Eselek koyunu hatirlayacaklar.

Soguk ve ruzgarli bir gunde Eselek Koyu’nden uzaklasirken 8 yasindaki Musa’nin sozleri geliyor aklimiza “Evimiz baliklarin yuvasi olacak.” Canakkale’nin Biga ilcesine bagli Eselek Koyu birkac kilometre otede yapimi suren Bakacak Baraji’nin sulari altinda kalacak. 80 haneli koyun sakinleri yeni yasamlarini kurmak uzere Gokceada’ya goc edecekler. Koy Isleri Il Mudurlugu’nun onlari icin sectigi Aydincik Mevkii’nde yasayacaklar. Orada calisip, orada eglenecekler. Orada evlenip, orada doguracaklar ve orada olecekler.

Yuz yillar once atalarinin Kocacay, Cirkindere ve Bezirgan caylarinin birlestigi yerde yeni bir yasami baslattigi Eselek Koyu ise sulara gomulup gidecek, haritadan silinecek.

Düşüncelerinizi yazmak ister misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir