Beyaz Saray yönetimi, Irak Savaşı öncesi dünya kamuoyunun karşısına çok net bir tavırla çıkmıştı. Başkan Bush, geçtiğimiz yıl Amerikan Kongresi’nde yaptığı konuşmasında Irak yönetiminin nükleer silah çalışmalarına başladığını söylemişti. Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Saddam’ın kimyasal ve biyolojik silahlara sahip olduğuna ‘kesinlikle’ emin olduklarını açıklamıştı. Dışişleri Bakanı Colin Powel, BM’de geçtiğimiz yıl yaptığı konuşmasında ellerindeki istihbaratı uzun uzun anlatmıştı. Savunma Bakanı Rumsfeld de bu silahların işgalin ilk günlerinde ortaya çıkacağından emindi. BM’in tüm uyarılarını görmezden gelip Irak’a giren Amerikan ordusunun öncelikli görevi Bush yönetiminin iddia ettiği kitle imha silahlarını bulmaktı. Washington’da herkes bu konuda kendinden o kadar emindi ki, Irak’ta kitle imha silahı bulunmayacağı olasılığı gözden kaçtı. Amerikan kamuoyu da bu konuda üst düzey yöneticilerin yaptığı açıklamalara inanmıştı. Silahlar bugün ya da yarın bulunacaktı…

İşgalin ardından yaklaşık 10 ay geçti. Saddam yakalanmış, Irak eski yönetiminin bütün üst düzey yöneticileri ele geçirilmişti. Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü CIA, Irak’ın altını üstüne getirmişti. Ancak sözü edilen silahlar bulunamamıştı. Bu aşamadan sonra bulunacağına da ihtimal verilmiyor.

Irak Savaşı’nın perde arkasında yaşanan gerçekler birbiri ardına ortaya çıkınca CIA’nın karizması yerle bir oldu. ABD Başkanı, Amerikan kamuoyunun hedefi haline geldi. Başkanlık seçimlerine hazırlanan ABD’de istihbarat skandalı Beyaz Sarayı sarstı. Savaşı kılıfına uydurmaya çalışan ama dünya kamuoyunu ikna etmekte zorlanan Bush yönetimi,
yaklaşan başkanlık seçimlerinin de etkisiyle bugünlerde sıkıntılı bir dönemden geçiyor.

Nerede hata yapıldı?

Irak Savaşı’na ilişkin tartışmaların odağı CIA ve Başkan Bush.
Savaşın gerekçesi Saddam’ın elinde bulunduğuna inanılan kitle imha silahları mıydı yoksa savaş ABD’nin Ortadoğu’da egemenlik alanı yaratma isteğinin bir sonucu mu başladı?

Bu ve benzer sorular yaklaşık 2 yıldır dünya kamuoyunun gündeminde. Konu araştırıldıkça gerçekler ortaya çıkıyor ve Washington’da yaşanan istihbarat skandalı Beyaz Saray’ı tedirgin ediyor. Irak konusunda aldatıldığını anlayan halk cevabını kasım ayında yapılacak seçimlerde verecek. Sonuç Başkan Bush’la birlikte Irak’ın da kaderini belirleyecek.

Geçtiğimiz hafta Bush yönetimi, Irak skandalından dolayı ciddi bir darbe aldı. Amerikan silah denetçilerinin eski Başkanı David Kay’in sözleri CIA’ya savaşın başından beri yöneltilen eleştirilerin en ciddisi oldu. Kay gibi CIA’nın üst kadrosunda görev yapmış bir kişinin sözlerini duymamazlıktan gelemek mümkün değildi. David Kay’in, kitle imha silahları konusunda CIA’nın yanıldığı, Beyaz Saray’ın da bazı gerçekleri görmezden geldiği yolundaki eleştirileri üzerine Bush harekete geçti.. Kendisinin de yakın bir dostu olan Kay’in cesur açıklamaları sonrasında Başkan konuyu araştıracak bir komisyon kurulmasına karar verdi. Çalışmalarına başlayan komisyonun tarafsızlığı ise bir başka tartışma konusu. Üyeleri Başkan Bush tarafından seçilen bu komisyonun vereceği karar yine Bush’un siyasi kaderini etkileyecek. Dolayısıyla komisyon çalışmalarına başlamadan vereceği kararın yasallığı tartışmalarına başlandı. 2 ay sürecek çalışma sonunda kitle imha silahları konusundaki yanlış istihbaratın nedenleri ve sorumluları ortaya çıkacak. Komisyonun raporunu açıklayıp açıklamama kararını ise Başkan Bush verecek. Seçim öncesi bir döneme denk gelen rapor büyük ihtimalle Amerikan halkından gizlenecek ya da seçim sonrasında açıklanacak.

Bush savaşı savunuyor

Başkan Bush, kitle imha silahı bulunanamış olmasına rağmen, Irak işgalinin doğru bir adım olduğunu yolundaki görüşünü bugün de savunuyor. Geçtiğimiz pazar günü NBC’nin sorularını yanıtlayan Bush, Saddam Hüseyin’in bu tür silahları üretecek teknoloji ve niyete sahip olduğunu tekrarladı. Başkan, ‘o zamanki ve şu anki bilgilerim ışığında, Amerika Irak’ta doğru bir iş yapmıştır’, dedi. Kendisine yöneltilen kitle imha silahları konusundaki sorulara dolaylı yanıtlar veren Başkan, sürekli aynı şeyi tekrarladı: ‘Saddam tehlikeliydi, yaptığımız iş doğruydu.’
CIA Başkanı George Tenet de, Irak tehdidini abartmaları yönünde kendilerine baskı yapılmadığını söylemeye devam ediyor.

Skandalın sorumlusu kim?

Irak savaşının temelinde gerçekten bir istihbarat skandalı mı vardı yoksa Bush yönetimi kendisine verilen raporu kendi planı çerçevesinde mi yorumladı?

Bu sorunun yanıtını kimse net olarak veremiyor. Oluşturulan komisyonun da bunun yanıtını veremeyeceği tahmin ediliyor. Belki de hiçbir zaman bu sorunun yanıtını sorumlu kişilerin açıklamalarından öğrenemeyeceğiz ama ortada duran gerçeklere baktığımızda yanıtı bumak o kadar da güç değil.
CIA’nın topladığı bilgiler Bush yönetimince yanlış değerlendirilği görüşü bugünlerde ağır basıyor. CIA Başkanının geçtiğimiz günkü açıklamaları da aslında bu doğrultudaydı. Topladıkları istihbarat bilgilerine güvendiğini belirten CIA Baskanı Tenet, örgütün çalışmalarını net bir biçimde savundu.
CIA, kendilerinden istenilen her türlü istihbaratı Başkan Bush’a vermişti. Bu bilgilerin elekten geçirilip yorumlanması işini Beyaz Saray üstlendi. Bir başka deyişle Irak’ı işgal etmek için karar çoktan verilmişti. Bunu yasal zemine oturtacak bahaneler aranıyordu. Kitle imha silahları konusu bu bahanelerin temelini oluşturdu. 11 Eylül’den sonra sıkı bir savunmaya geçen Amerika için bu silahların varlığı tartışılmaz bir iç güvenlik sorunuydu ve yok edilmeleri gerekiyordu. Bu konuda CIA bütün imkanlarını kullandı. Afganistan’da Osama Bin Ladin’in peşindeki özel istihbarat ajanları Irak’a yığıldı. Örgütün bölgedeki tüm insan kaynakları bu işe konsantre olmuştu. Zaten Irak 1990 yılından beri gözlem altındaydı. CIA’nın 13 yıllık bilgilerinde yanılma payının oldukça az olduğuna gözönüne alınırsa bu işin gerçek sorumlusunun son kararı veren olduğu ortaya çıkıyor.

Beyaz Saray CIA’dan bir rapor bekliyordu. Bu rapor Irak Savaşı’nın gerekçesi olacaktı. CIA bu ortamda bir rapor hazırladı ve Başkan Bush’a sundu. Hazırlanan raporda kitle imha silahlarının varlığı ‘ihtimali’nin altı çizildi. Ýstihbarattaki yanılgı payının çok düşük olduğu da belirtidi. ABD bu raporu Dışişleri Bakanı Powel aracılığıyla dünyaya duyurdu ve savaş başladı. Bu senaryoya göre savaşı hazırlayan nedenleri CIA yarattı ancak son kararı Beyaz Saray yönetimi verdi.

Diğer görüş ise CIA’nın, Irak’taki yanlış kaynaklardan yanlış bilgi topladığı yönünde. Ancak bu durumda CIA Başkanının konuyu açıklayıp çoktan istifa etmesi gerekiyordu. Bugüne kadar böyle bir girişim olmadı.

CIA, Irak çalışmalarını savunurken Başkan Bush da kendi kararının doğru olduğunu söylemeye devam ediyor. Yani Washington’da kimse yanlış yaptığını itiraf edemiyor. Böylesine bir itirafın sonuçları sadece ABD yönetimini değil Irak’ı ve dolayısıyla bölgeyi de bir kaosa (şu ankinden daha büyük bir kaos) sürükleme ihtimali bulunuyor. Bu yüzden skandalın dinmesi, zaman içinde unutulması yoluna gidiliyor.

Düşüncelerinizi yazmak ister misiniz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir