<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Remzi Gökdağ &#187; radikal</title>
	<atom:link href="http://www.remgo.com/11/category/radikal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.remgo.com/11</link>
	<description>sıradan yazılar</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Aug 2010 13:24:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Amerikalının petrol sevdası</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/amerikalinin-petrol-sevdasi/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/amerikalinin-petrol-sevdasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:25:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[Petrole olan dış bağımlılığa son vermek bir Amerikan başkanının halkına bulunabileceği son vaatlerdendir. Bu, Washington&#8217;ın yazılı olmayan siyasi kuralları arasındadır. Amerikan halkının petrole bağımlılığını değiştirmeye siyasi kararlar yetmez. Son 30 yıldaki başkanlara göz atmak yeter. Richard Nixon, Jimmy Carter, Ronald Reagan ve Bill Clinton petrol tüketimini azaltmayı hedeflemiş ama bunu başaramadan Beyaz Saray&#8217;dan ayrılmışlardı. Amerikan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Petrole olan dış bağımlılığa son vermek bir Amerikan başkanının halkına bulunabileceği son vaatlerdendir. Bu, Washington&#8217;ın yazılı olmayan siyasi kuralları arasındadır. Amerikan halkının petrole bağımlılığını değiştirmeye siyasi kararlar yetmez. Son 30 yıldaki başkanlara göz atmak yeter. Richard Nixon, Jimmy Carter, Ronald Reagan ve Bill Clinton petrol tüketimini azaltmayı hedeflemiş ama bunu başaramadan Beyaz Saray&#8217;dan ayrılmışlardı. Amerikan halkının petrol bağımlılığı Bush&#8217;un bu yılki &#8216;Ulusa Sesleniş&#8217; konuşmasında tescillendi. Bush, dış kaynaklı petrol bağımlılığını azaltmayı kendine hedef seçtiğini söyledi. Kendisinden duymaya alışık olmadığımız sözlerdi bunlar. Petrol ile haşır neşir olmuş, geçmişinde petrol şirketlerinin yönetimlerinde yer almış bir başkan böyle diyorsa ciddiye almakta fayda var.<br />
Petrol fiyatlarında son dönemdeki artış Amerikan ekonomisinde alarm zilleri çaldırıyor. Bugün önlem alınmazsa Amerika&#8217;nın 2025&#8242;te durumu karanlık gözüküyor. Ülkenin petrol bağımlılığının ilk sinyalleri 1970&#8242;lerde ortaya çıktığında tüketilen petrol günlük 17 milyon varili aşmıyordu. Bugün bu rakam 20 milyon varile ulaştı. Petrol ithalatı son 30 yılda yüzde 35&#8242;ten yüzde 60&#8242;lara çıktı. Ama Bush&#8217;un yeni enerji planı ve radikal önlemler alması halinde bile Amerikalıların bol silindirli araçlarından vazgeçeceği görüşünü kimse gerçekçi bulmuyor. Elektrik enerjisiyle çalışan araçlar yıllardır piyasada. Lakin Amerikalılar konforlu araçlarından inip, küçük elektrikli araçlara binmek istemiyor.<br />
Bu alanda dışa bağımlılığı azaltmanın tek yolu teknolojiden geçiyor. Yani yeni yakıt türlerinin günlük yaşama uygulanması gerek. Bunlardan biri halen Brezilya&#8217;da başarıyla kullanılan bitkisel kaynaklı etanol. Ama bu araçları Amerika&#8217;da pazarlamak o kadar kolay değil.<br />
Dolayısıyla Amerikan otomotiv devlerinin etanollü yakıtları tüketecek araçlar üretmesini beklemek de hayal.<br />
Petrole bağımlılığı her geçen gün artan Çin ve Hindistan&#8217;ı unutmamakta fayda var. Ýran&#8217;la yaşanan krizin savaşa dönüşmesi halinde bugün varili 60-70 dolar civarında seyreden petrolün 100 doların üzerine fırlayacağı herkesin dile getirdiği bir olasılık.</p>
<p><strong>Amerika&#8217;da en çok sevdiğim gün</strong></p>
<p>Yeni yılla birlikte kendime bir takvim aldığımda, önce şubat ayının sayfalarını açarım. Ve şubatın ilk pazarını kırmızı kalemle işaretlerim. Bu, o gün arabama atlayıp kentin boş sokaklarında gönlümce gezeceğim, tenha mağazalarda sıra beklemeden alışveriş yapacağım anlamına gelir. Bu durum diğer Amerikan kentleri için de geçerlidir. Bugün geleneksel &#8216;Super Bowl&#8217; yani Amerikan futbol liginin şampiyonluk maçının yapıldığı gündür. Amerikalılar televizyonlarının başına kilitlenir. Bu kez de 5 Þubat&#8217;ta 133 milyon Amerikalı televizyonlarının başındaydı. Evlerde mangallar yakıldı, tavuk kızartmaları, hamburger, cips ve biradan oluşan mönü eşliğinde şampiyonluk maçı izlendi. Amerikan futboluyla ilgisi olmayan benim gibiler de trafiksiz yolların keyfini çıkardı.<br />
<em>14 Subat 06</em></p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/amerikalinin-derdi-turkey/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Amerikalının derdi &#8216;Turkey&#8217;'>Amerikalının derdi &#8216;Turkey&#8217;</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/amerikanin-sinir-otesi-operasyonu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Amerika&#8217;nın sınır ötesi operasyonu'>Amerika&#8217;nın sınır ötesi operasyonu</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/amerikalinin-petrol-sevdasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tedhit edecek başka gün bulamadın mı?</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/tedhit-edecek-baska-gun-bulamadin-mi/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/tedhit-edecek-baska-gun-bulamadin-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:24:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[Frankfurt’tan kalkan uçağımız 12 saatlik bir yolculuktan sonra Los Angeles Havaalanı’na ulaşmıştı. Bitmeyecekmiş gibi gelen bu uzun ve yorucu yol faslı nihayet son bulmuş, eve biraz daha yaklaşmıştım. Uçak terminale yanaşıp kapısını açtığında bizleri beklemekte olan bir grup polisle karşılaştık. Bu kontrol 11 Eylül’den sonra havaalanlarında alınan güvenlik önlemlerinin bir parçasıydı ancak ilk kez yolcuların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Frankfurt’tan kalkan uçağımız 12 saatlik bir yolculuktan sonra Los Angeles Havaalanı’na ulaşmıştı. Bitmeyecekmiş gibi gelen bu uzun ve yorucu yol faslı nihayet son bulmuş, eve biraz daha yaklaşmıştım. Uçak terminale yanaşıp kapısını açtığında bizleri beklemekte olan bir grup polisle karşılaştık. Bu kontrol 11 Eylül’den sonra havaalanlarında alınan güvenlik önlemlerinin bir parçasıydı ancak ilk kez yolcuların uçağın kapısında kontrole alındığına tanık oluyordum. Yolculara tek tek ‘Amerika’ya Hoşgeldiniz’ diyen polisler pasaport kontrolü yapmaya başladılar. Yolculara rastgele sorular soruyor aldıkları yanıta göre ya da tamamen tesadüfi olarak bazı kişileri gruptan ayırıp ayrıca sorguluyorlardı. <span id="more-60"></span>Şüpheli sahıslardan oluşan bu grupta 5-6 kişi oluşmuştu bile. Birbiriyle hiçbir ortak özelliği olmayan bu şüphelilerin yolculukları biraz daha uzayacağa benziyor diye düşünürken pasaport kontrol sırası bana gelmişti. ‘Amerika’ya hoşgeldiniz, pasaportunuz lütfen’ diyen polise pasaportumu uzattım. Pasaportumun sayfalarını birkaç kez karıştırdıktan sonra bana ‘Þüpheli Þahıs Grubu’nu gösterip ‘lütfen orada bekleyin, görevli size yardımcı olacak’ dedi. Bana gösterilen yere hiçbir itiraz ya da tepki göstermeden geçtim. Ellerindeki pasaportlardan görebildiğim kadarıyla genç bir Danimarkalı bayan, orta yaşlarda Ýngiliz çift ve hatta yaşı 65’lerde bir Amerikalı bayan da aynı noktada bekliyorlardı. Havaalanlarındaki güvenlik görevlileriyle tartışmaya girmenin bu ülkede yapılacak en son şeyler sıralamasında yer aldığını bildiğimden bana gösterilen noktada fazla uzun sürmeyen bir bekleyişten sonra ön sorgulamamı yapacak polis memuruyla tanıştım. Ýsmim, nereden ve niye geldiğim gibi rutin sorulardan sonra biraz daha detaya girmeye başladı. Bavullarım olup olmadığını, bu ülkeye silah ya da uyuşturucu madde taşıyıp taşımadığımı sormaya başladı. Kısa süren sorgulama işlemim bittikten sonra asıl kontrolün yapılacağı gümrük polisine doğru ilerlemeye başladım. Amerikan vatandaşları ve diğerleri olarak ayrılan iki gruptan ikincisi yine her zamanki gibi çok kalabalıktı. Uzun bir bekleyişten sonra nihayet sıra bana geldi. 12 saatlik uçak yolculuğumun uzantısı olan bu kontrollerde şu ana kadar 1 saatim geçmişti ve ben hala havaalanından çıkamamıştım. Gümrük polisi birkaç sorudan sonra pasaportumun sayfalarını tek tek incelemeye ve Amerika hakkındaki görüşlerimi sormaya başladı. Sorulan her soruya kısa ve net verdiğim cevaplar polis memurunu hoşnut etmemişe benziyordu. Bir süre sonra bir başka görevli geldi ve pasaportuma her ikisi birlikte bakmaya başladılar. Daha önce sorulan sorular yineleniyor benden aynı cevapları aldıkça teşekkür ediyorlardı. Gümrük sorgum tamamlandığında bavullarımı alarak son kontrolün yapıldığı noktayı geçmek üzereydim ki tanıdık bir yüz beni durdurdu. Yaklaşık 1 saat önce uçak kapısında pasaportumu kontrol eden polis memuruydu karşımdaki. Bavullarımı kontrol etmek istediğini söyledi. Önce Amerika’ya yasadışı birşey getirip getirmediğimi sordu. Son bir saat içinde bana en çok sorulan soruydu bu. 11 Eylül saldırılarından sonra birkaç kez ABD’ye girmiş, her seferinde alınan yeni güvenlik önlemlerine tanık olmuş fakat bu önlemlere hiç takılmamıştım. Eve geldiğimde o günün gerçekten de özel bir gün olduğunu keşfettim. Televizyon haberlerinde Usame bin Ladin’in yeni tehdit kasedinin yayınlandığını öğrendim. Haberde havaalanlarında (özellikle Los Angeles Havaalanı’nda) alınan olağanüstü güvenlik önlemlerinden bahsediliyordu. Ladin&#8217;in ABD Başkanı Bush&#8217;a şartlı ateşkes önermesi ve yeni saldırılar konusunda açıklamalarda bulunduğu anlarda benim de içinde bulunduğum uçak ABD’ye doğru yola çıkmıştı. 11 Eylül’den sonra Amerika’da pekçok şey değişti. Bu değişimin en hızlı ve etkin yaşandığı yerlerin başında havaalanları yer alıyor. Artık her uçağı ve içindeki yolcuları tek tek inceleyen ve şüpheli olarak algılayan güvenlik güçleri işi şansa bırakmıyor.</p>
<p>Çevrecilerle artan benzin fiyatları arasındaki gizli ilişki</p>
<p>Geçtiğimiz yıl benzin fiyatlarında yaşanan rekor artışla altüst olan Amerikan tüketicilerini 2006’da yeni sürprizler bekliyor. Bunlardan biri yakın bir zamanda yürürlüğe girecek olan katı çevreci kuralların benzin fiyatlarına etkisi olacak. Benzin ve dizeldeki kükürt oranının çok daha düşürülmesini şart koşan yeni çevre sağlığı kuralları söz konusu akaryakıtların rafinerilerde katkı maddeleriyle işlenme maliyetini artıracağı için fiyatlara yüzde 60&#8242;a yakın oranda zam yapmak gerekeceği tahmin ediliyor. Rafinerilere yüklü bir maliyet artışı getirecek olan çevreci kanunlar Amerikalı tüketicilere Katrina kasırgasından daha pahalıya mal olabilir.</p>
<p><em>31 Ocak 06</em></p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/olum-vadisinde-iki-gun/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Ölüm Vadisi&#8217;nde iki gün'>Ölüm Vadisi&#8217;nde iki gün</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/tedhit-edecek-baska-gun-bulamadin-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madalyonun öbür yüzü</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/madalyonun-obur-yuzu/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/madalyonun-obur-yuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:23:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde dünyaca ünlü bir Amerikan şirketi ilginç bir anket sonucu yayımladı. Ýş başvurusu yapan adayların yüzde 80&#8242;i ilkokul beşinci sınıf düzeyindeki Ýngilizce ve matematik sorularından oluşan sınavda başarısız oluyormuş. Bunların hepsi üniversite mezunuymuş. Buna inanmakta güçlük çekenlere aşağıdaki satırları okumalarını tavsiye ediyorum. Amerikan televizyon kültürünün vazgeçilmez kahramanlarından komedyen Jay Leno&#8217;nun hafta içi her akşam yayımlanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde dünyaca ünlü bir Amerikan şirketi ilginç bir anket sonucu yayımladı. Ýş başvurusu yapan adayların yüzde 80&#8242;i ilkokul beşinci sınıf düzeyindeki Ýngilizce ve matematik sorularından oluşan sınavda başarısız oluyormuş. Bunların hepsi üniversite mezunuymuş. Buna inanmakta güçlük çekenlere aşağıdaki satırları okumalarını tavsiye ediyorum. <span id="more-59"></span>Amerikan televizyon kültürünün vazgeçilmez kahramanlarından komedyen Jay Leno&#8217;nun hafta içi her akşam yayımlanan programı sıradan Amerikalıların dünyada olup bitenlerden ne derece haberdar olduğunu gösteren ilginç bir örnek. Leno, elinde mikrofonu arkasında kameramanıyla sık sık Los Angeles sokaklarına dalıyor. Karşısına çıkanlara sorular yöneltiyor, cevaplarını da yayımlıyor. Seyirci ekranda izlediği kişiyle arasında benzerlik kurmadan verilen cevaplara gülüyor. Cevaplar aslında gülünemeyecek kadar ciddi. Nasıl mı? Aklımda kalanları paylaşmaya çalışacağım:</p>
<p>Soru: Dünyanın kaç uydusu var?</p>
<p>Cevap: Emin değilim ama üç tane olabilir.</p>
<p>Soru: Dünya, yörüngesi etrafındaki turunu ne kadar sürede tamamlıyor?</p>
<p>Cevap: Birkaç ayda.</p>
<p>Soru: Amerika&#8217;ya sınırı olan ülkeler?</p>
<p>Cevap: Biri Kanada, ondan eminim, çünkü kardeşim orada yaşıyor. Diğeri ise&#8230; Hatırlayamadım ama Brezilya olabilir mi?</p>
<p>Soru: Putin adı size kimi hatırlatıyor?</p>
<p>Cevap: Yabancı bir film yıldızını.</p>
<p>Yetişkinler arasında yapılan bir ankete göre Amerikalıların yüzde 42&#8242;si haritada Japonya&#8217;nın yerini gösteremiyor. Yüzde 15&#8242;i ise ABD&#8217;yi haritada bulamıyor. Halkın genel çoğunluğu günlük hayatlarını belirleyen dev şirketlerin varlığından habersiz ama yüzde 70&#8242;i meleklerin varlığına inanıyor. Yaklaşık 70 milyon Amerikalı, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya&#8217;nın düşman olduğunu bilmiyor. Lise öğrencilerinin yüzde 58&#8242;i günlük gazetenin köşe yazılarındaki konuları anlamakta güçlük çekiyor, yüzde 21&#8242;i Güneş&#8217;in Dünya etrafında döndüğüne inanıyor. Yaklaşık 120 milyon Amerikalı, bir ilkokul çocuğunun okuyabildiği kadar kitap okuyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;yi Güney Amerika&#8217;da sanan ya da Tony Blair&#8217;in pop yıldızı olduğunu söyleyenlerin sayısı azımsanacak gibi değil. Ama dünyadaki gelişmeler bir yana Amerikalıların büyük kısmının Amerika&#8217;da olup bitenden haberi yok. Onların dünyasında savaş, siyaset, uluslararası gelişmeler ya da güncel haber diye bir kavram yok. Gazete okumuyorlar. Dergilere bakmıyorlar. Onlar için önemli olan yaşadıkları bölgenin hava durumu, tuttukları takımın lig maçları ya da Pizza Hut&#8217;ın piyasaya yeni sunduğu bol yağlı ürünler. Okyanus kenarında yaşayıp tsunami&#8217;nin Çin dövüş sanatı olduğunu söyleyenlere rastlanıyor. Çoğunun eğitim macerası lisede noktalanıyor. Üniversite öğrencileri zaten kendi alanları dışında okumaya, öğrenmeye yatkın değil.</p>
<p> </p>
<p>Ýletişim teknolojisinin son gelişmelerine sahne olan bir ülkede dünyadan habersiz bu kadar çok kişinin olması bilimsel araştırmalara malzeme olabilecek bir konu.</p>
<p> </p>
<p>Dumansız sahiller</p>
<p> </p>
<p>Sigara sağlığa zararlıdır. Bunu herkes bilir ama içenler nedense düşünmek istemez. Dünyanın en büyük sigara üreticisi olan ABD&#8217;de sigara karşıtı kampanyalar büyüyor. Los Angeles, Boston, ardından New York ve daha pek çok kentte kamu alanlarında sigara içmek yasak. Ama son uygulamalar bu yasağın dozunu biraz kaçırıyor gibi. Los Angeles&#8217;ın en güzel sahillerine ev sahipliği yapan Santa Monica&#8217;da denize karşı sigara içmek artık yasak. Sahilde yürürken, okyanus havasını koklarken eskisi gibi sigara tüttürmenin cezası 300 dolardan başlıyor. Meksika sınırına kadar olan bölge dumansız alan ilan edildi. Sigara yasağı sahiller dışında kentin bazı parklarına da yayıldı. Sigara içenlerin tek kalesi şimdilik evleri.</p>
<p>Ancak yakında buna da sınırlama gelebilir. Belediye bugünlerde apartmanlarda sigarayı yasaklayan bir yasa üzerinde çalışıyor.<br />
<em>18 Ocak 06</em></p>


<p>No related posts.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/madalyonun-obur-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Santa kuzey kutbuna dönerken&#8230;</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/santa-kuzey-kutbuna-donerken/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/santa-kuzey-kutbuna-donerken/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:21:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[Christmas döneminin bir simgesi çam ağacıysa, diğeri de bu ağacın dibine hediye bırakması beklenen Santa&#8217;dır. Turizm Bakanlığı&#8217;nın gayretlerine rağmen Santa, Amerikalıların gözünde hâlâ Kuzey Kutbu&#8217;nda yaşayan beyaz sakallı, tonton bir yaşlıdır. Amerika&#8217;da hiçbir çocuk onun Akdeniz sahillerindeki bir kasabadan yola çıkıp karlı damlardaki bacalarından süzülerek eve girdiğini hayal etmez. Adını hiç duymadıkları Demre&#8217;nin de onlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Christmas döneminin bir simgesi çam ağacıysa, diğeri de bu ağacın dibine hediye bırakması beklenen Santa&#8217;dır. Turizm Bakanlığı&#8217;nın gayretlerine rağmen Santa, Amerikalıların gözünde hâlâ Kuzey Kutbu&#8217;nda yaşayan beyaz sakallı, tonton bir yaşlıdır. Amerika&#8217;da hiçbir çocuk onun Akdeniz sahillerindeki bir kasabadan yola çıkıp karlı damlardaki bacalarından süzülerek eve girdiğini hayal etmez. Adını hiç duymadıkları Demre&#8217;nin de onlar için bir anlamı yoktur. Buradaki çocukları kafalarındaki Santa imajıyla baş başa bırakıp bu isimle çocuklar arasında yaşanan kandırmacaya dönelim. <span id="more-57"></span>Aslında aileler razı, çocuklar razı&#8230; Santa&#8217;nın da işine geliyor bu küçük yalan. Bu sayede bütün bir yıl oturup, birkaç gün çalışan Santa&#8217;lar köşeyi dönüyor. Her ne kadar &#8216;bu işi para için yapmadıklarını&#8217; belirtseler de Santa&#8217;cılık, Christmas döneminin en cazip mesleklerinden.<br />
Çocuklar, Santa&#8217;nın Kuzey Kutbu&#8217;nda yaşamadığını, mahallelerindeki yaşlı Peter amca olduğunu öğrendiklerinde tabii ki iş işten geçmiş oluyor. Onlar da kendi çocukları için Santa yalanına devam edeceklerini biliyorlar.<br />
Christmas döneminde Amerika&#8217;daki her alışveriş merkezinde tanıdık bir sima karşınıza çıkıverir. Beyaz ponponlu kırmızı şapkasıyla, beyaz sakallı, pamuk saçlı, kırmızı burunlu, göbekli bir Santa&#8217;dır bu kişi. Elindeki çanıyla çocukları çağırır, onlara kocaman bir &#8216;Hoh hoh hoo&#8217; kahkahası yollar ve sırtındaki hediye dolu çuvalıyla onları çılgına çevirir. Onu görüp yüzünde tebessüm belirmeyen çocuk var mıdır diye merak edersiniz. Ýyi Santa, kötü Santa fark etmez. Çocukların beynindeki Santa tektir. Kuzey kutbundan yılın bu mevsiminde yola çıkıp kendi semtlerindeki alışveriş merkezine uğrayan Santa&#8217;nın önünden, kulağına fısıldamadan geçen bir çocuk göremezsiniz. Çocuklar, bu dileklerinin Santa tarafından yerine getireceğinden emindir. Her ne kadar e-mail çağını yaşasak da Santa&#8217;ya mektup yazmayan çocuk neredeyse yok gibidir. En güzel kâğıtlarını, en renkli kalemlerini seçerler. Ýsteklerini sıralayıp mektubu kendi elleriyle posta kutusuna atarlar. Yılın bu döneminde postanelerde biriken mektupların bir bölümünde isim ve adres hep aynıdır. Santa Claus, Kuzey Kutbu&#8230;<br />
Amerika&#8217;da yaşayan herkesin bir Christmas anısı olduğuna inanırım. Bu bayrama inanın ya da inanmayın, bu kültürü benimseyin ya da reddedin. Yolda yürürken sevimli bir tebessümle size &#8216;Mutlu bayramlar&#8217; diyen çocuklara siz de aynı güler yüzle karşılık verirsiniz. Öğrenciyseniz, Christmas&#8217;ın bir haftayı aşan tatilini iple çekersiniz. Çalışıyorsanız, iş arkadaşlarınızın sizin için özene bezene hazırladığı hediyelere bir karşılık da siz verirsiniz. Sabahları radyonuzdan yayılan müzik güne mutlu başlamanızın ilk nedenidir. Siz bu bayrama inanmadığınız için belki evinizi ışıklarla süslememiş, oturma odanızın en kıymetli köşesine bir çam ağacı koyup onu ışıklandırmamış olabilirsiniz. Ama kapınızı açıp sokağa adım attığınızda sizden başka herkesin evi günler öncesinden hazırlanmış, bahçelere, damlara, pencerelere, kapılara Santa ve Ren geyiklerinden oluşan süsler yerleştirilmiştir. Gündüz başka, gece bir başkadır bu sokaklar. Evlerdeki rengârenk süslemeler aklınızı çeler durur. Dışardaki soğuğa ve kara aldırmadan bu ışıl ışıl sokaklarda yürümek istersiniz.<br />
Gençler nedense Christmas döneminde biraz daha duygusal olur. Bu dönemde piyasaya çıkan Hollywood yapımı filmlerin bunda etkisi büyüktür. Nasıl başlarsa başlasın Christmas filmlerinin ortak bir özelliği vardır: Mutlu son. Alışveriş yaparken tanışan, sonra birbirinin izini kaybeden, Christmas gecesi tekrar karşılaşan âşıklar bu filmlerin baş kahramanlarıdır.<br />
Bu dönemi en keyifli geçiren grup kuşkusuz çocuklardır. Ancak onların heyecanını yakından yaşayan büyükler için de Christmas&#8217;ın özel bir anlamı vardır. Aile büyüklerine ziyaretler başlar. Anneler babalar yıl boyunca göremedikleri çocuklarıyla Christmas gecesi, hazırladıkları özel yemeklerle masanın başında bir araya gelirler. Yaşlılar da en az çocuklar kadar sabırsızlıkla beklerler bu dönemi. Uzun zamandır görmedikleri aile fertlerinin onları hatırladığı bir zamandır Christmas.<br />
Herkesin birbirine hediye vermesi gelenektir. Ne olursa olsun bir hediye.</p>
<p>Amerika&#8217;da alışveriş sezonunun en çılgın döneminin Christmas&#8217;a rastlaması bu yüzden tesadüf sayılmaz. Bu ülkede yaşayan herkesin anlatacak bir Christmas hikâyesi vardır. Müslümanı, Yahudisi, Hindusu, dinsizi fark etmez. Bu dönem hoşgörünün, iyi niyetin ve sevginin simgesidir. Dışardaki soğuğa rağmen, insanlar sıcak, yüzler güler, dilekler sevgi doludur.<br />
<em>26 Aralık 05</em></p>


<p>No related posts.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/santa-kuzey-kutbuna-donerken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni yıl tesellisi daha zayıf Amerika</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/yeni-yil-tesellisi-daha-zayif-amerika/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/yeni-yil-tesellisi-daha-zayif-amerika/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:19:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[Yeni yıl yaklaşıyor. Herkesin 2006 yılı için farklı hedefleri, beklentileri var. Geçenlerde çevremdeki arkadaşlarıma &#8217;2006 yılında en çok neyi gerçekleştirmek istiyorsun?&#8217; diye sorduğumda hepsinden değişik cevaplar aldım. Daha az çalışıp daha çok gezmek, yeni bir ev sahibi olmak, iş değiştirmek, paraşütle atlamak, dağa tırmanmak&#8230; Fakat Amerikalıların ortak hedefinin zayıflamak olduğunu dün dinlediğim bir radyo programında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yıl yaklaşıyor. Herkesin 2006 yılı için farklı hedefleri, beklentileri var. Geçenlerde çevremdeki arkadaşlarıma &#8217;2006 yılında en çok neyi gerçekleştirmek istiyorsun?&#8217; diye sorduğumda hepsinden değişik cevaplar aldım. Daha az çalışıp daha çok gezmek, yeni bir ev sahibi olmak, iş değiştirmek, paraşütle atlamak, dağa tırmanmak&#8230; Fakat Amerikalıların ortak hedefinin zayıflamak olduğunu dün dinlediğim bir radyo programında öğrendim? Aslında bu hedef 2005 ve 2004 yılları için de aynıymış&#8230; Son on yılda her aralık ayında halka sorulan bu klasik soruya Amerikan halkının verdiği cevap aşağı yukarı aynı olmuş. Zayıflayıp güzel bir vucuda kavuşmak&#8230; Bu hedefe pek yaklaşamadıkları kesin. Bugün her dört Amerikalıdan biri aşırı kilolu, tıbbi terimiyle obez ve bu durumdan rahatsız. Dünyada bu kadar çok yiyen, bu kadar hızlı şişmanlayan ve her yıl hedeflerini daha az yiyip, zayıflamak olarak belirleyen bir başka millet olduğunu sanmıyorum. <span id="more-56"></span></p>
<p>Her yıl aralık ayında müşteri sayısında rekor artışlar yaşanan bir sektör var bu ülkede. Spor salonları. Üye olduğum salonda birkaç gündür hareketlenme yaşanıyor. Yılın on bir ayı aynı saatlerde, aynı salonda spor yaptığım kişilerin büyük çoğunluğunu kilo derdi olmayan, sporu yaşam tarzı olarak kabul eden kişiler oluşturuyor. Gün içinde aldıkları kaloriyi bu salonlarda atıyorlar. Birkaç gündür salonun üyelerinde bir artış gözlemliyorum. Yeni kayıtlar için gelenlere tanıtım turları düzenleniyor. Geçtiğimiz pazar akşamı salona kayıt yapmak için gelen on kişiden sekizini aşırı kilolu Amerikalılar oluşturuyordu. Çıkışta salon yöneticileriyle yaptığım sohbette bu gözlemimi ilettim. Aldığım yanıt ilginçti: &#8220;Aralık ayı, salonun en çok kayıt alan ayıdır. Gelenlerin tamamı yeni yılda spor yapma alışkanlığına devam edeceklerini ve zayıflamaya kararlı olduklarını söylerler. Ancak ocak ayının ikinci haftasından sonra bu kararlılık kaybolur. Aralık ayında kaydolanların yüzde 80&#8242;i ocak ayında kayıtlarını iptal ederler.&#8221;</p>
<p>Amerikalıların yılın son ayında başlayan zayıflama tutkusu sadece spor salonlarıyla sınırlı değil. Fırsat buldukça sabahları koştuğum sahil yolu için de aynı şeyler söz konusu. Aralık ayında bu yolda koşmaya çalışanların ya da yürüyenlerin sayısında inanılmaz bir artış yaşanıyor. Yeni yıl yaklaşırken kilolarından arınmayı hedef seçen şişman Amerikalılar koşu yollarını dolduruyor. Çoğunun ortak özelliği aşırı kilolarından en kestirme yoldan arınmak.</p>
<p> </p>
<p>Bu kalabalığı ocak ayından sonra görmek mümkün olmuyor. Koşu yolları yine kilo sorunu olmayanlara kalıyor.</p>
<p> </p>
<p>Şişmanlığın zararlarıyla ilgili haberler de bugünlerde moda. Sadece sağlıklarına değil bütçelerine de zarar veren ancak bir türlü önü alınamayan bir hastalık türüyle savaşıyor Amerikan halkı. Adına obezite deniyor bu hastalığın. Dengesiz ve sürekli yemenin Amerika&#8217;ya geçtiğimiz yılki faturası 112 bin ölüm. Hastane ve diyet ürünlerine ödedikleri miktar ise yıllık 240 milyar dolar. Bu hastalıkla savaşan şişman Amerikalıların sayısı ise 60 milyon. Yapılan araştırmalar şişmanlığın dar gelirliler arasında yaygın olduğunu gösteriyor. Eskiden maddi gücü olanların ortak özelliğiydi şişmanlık. Günümüz Amerikası&#8217;nda ise çıkan sonuç şu: &#8220;Ne kadar şişmansan o kadar az kazanıyorsun.&#8221;</p>
<p> </p>
<p>Clinton&#8217;ın ısınma turları</p>
<p> </p>
<p>Demokrat Parti&#8217;nin New York Senatörü Hillary Clinton, gelecek başkanlık seçimlerinde aday olup olmayacağını bugüne dek net bir şekilde açıklamadı. Fakat halk onun 2008 yılında yapılacak seçimler için nabız yokladığının farkında. Clinton son olarak Irak konusuyla ilgili yaptığı açıklamalarla siyasetin gündeminde kendine yer ayırdı. Senatörün açıklamalarını sadece demokratlar değil cumhuriyetçiler de dikkatle dinleyip not alıyor. Başkanlık seçimlerine adaylığını koyması halinde bugünlerde söyledikleri ilerde karşısına çıkabilir. Son seçimlerde John Kerry&#8217;nin durumuna düşmek istemiyor. Clinton&#8217;ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklaması da bunun bir göstergesi. Amerika&#8217;nın Irak politikasını kesin çizgilerle eleştirmekten kaçınan Clinton, Amerikan ordusunun Irak&#8217;tan derhal çekilme önerilerine sıcak bakmadığını açıklamıştı. &#8220;Çekilelim&#8221; ya da &#8220;kalalım&#8221; diyenlere orta yolu önerdi: &#8220;Bekleyelim görelim.&#8221;<br />
 </p>
<p><em>(19 Aralık 2006)</em> </p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/amerika-lehine-bir-yazi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Amerika lehine bir yazı'>Amerika lehine bir yazı</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/tutankamonun-hollywood-macerasi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Tutankamon&#8217;un Hollywood macerası'>Tutankamon&#8217;un Hollywood macerası</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/yeni-yil-tesellisi-daha-zayif-amerika/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;nın sınır ötesi operasyonu</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/amerikanin-sinir-otesi-operasyonu/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/amerikanin-sinir-otesi-operasyonu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:18:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[(12 Aralik 2005)    ABD&#8217;nin Irak ya da Afganistan&#8217;da düzenlediği operasyonlardan bahsetmiyorum. Bu operasyon biraz farklı. CIA ya da Amerikan ordusuyla bir ilgisi yok. Özellikle yaşlı Amerikalıların katıldığı operasyonlar, birkaç yıldır sessiz sedasız devam ediyor. Kimsenin canı yanmıyor, hepsi sağ salim evlerine dönüyor. Söz konusu operasyonların amacı ucuz ilaç kaynaklarına ulaşmak. Ýlaç fiyatlarıyla artık baş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>(12 Aralik 2005) <br />
 <br />
ABD&#8217;nin Irak ya da Afganistan&#8217;da düzenlediği operasyonlardan bahsetmiyorum. Bu operasyon biraz farklı. CIA ya da Amerikan ordusuyla bir ilgisi yok. Özellikle yaşlı Amerikalıların katıldığı operasyonlar, birkaç yıldır sessiz sedasız devam ediyor. Kimsenin canı yanmıyor, hepsi sağ salim evlerine dönüyor. <span id="more-55"></span>Söz konusu operasyonların amacı ucuz ilaç kaynaklarına ulaşmak. Ýlaç fiyatlarıyla artık baş edemeyen orta gelirli Amerikalıların keşfettiği bu yöntem sayesinde Kanada ve Meksika&#8217;ya günübirlik turlar düzenleniyor. Katılanların yaş ortalaması 60&#8242;ın üzerinde. Çoğu emekli ve hepsinin sağlık sigortaları var. Yani Amerika&#8217;da ilaç alırken indirimden yararlanıyorlar. Buna rağmen ilaç için harcadıkları para yıllık bütçelerini sarsıyor. Sınıra yakın kentlerden başlayan turlar, komşu ülkenin en yakın sınır kentinde son buluyor. Bu kentlerdeki eczane sayısı ilk bakışta göze çarpıyor. Soluğu bu eczanelerde alan Amerikalılar, ilaçlarla çantalarını doldurduktan sonra hava kararmadan evlerine dönüyor. Operasyonlar yüzde 100 başarıyla tamamlanıyor.</p>
<p>Son iki yılda artan sınır ötesi ilaç alışverişinden en büyük zararı Amerikan ilaç şirketleri gördü. Kendi kasalarına girecek parayı Kanada ve Meksika&#8217;daki eczanelere kaptıran şirketler, geçen aylarda Washington&#8217;daki ilaç lobisini harekete geçirdi. Ýlaç lobisi deyip geçmemek lazım. Washington&#8217;daki pek çok lobiden daha etkililer. Zaten yüksek olan ilaç fiyatlarının her geçen yıl biraz daha yükseltilmesi için canla başla çalışıyorlar. Yönetime gelen her başkan bu lobilerle ilişki içinde olmayacağını ilan ederek halkın oyunu topluyor. Vaatler veriliyor ve sonra unutuluyor.<br />
Lobinin etkin çalışması ve yabancı ilaçlara yönelik olumsuz tanıtım kampanyası bugünlerde başarıya ulaştı. ABD ile Kanada arasında bir anlaşma imzalandı. Kanada, Amerika&#8217;dan gelen talebin kendi ilaç stokunu azalttığını açıkladı ve ardından bir yasa tasarısını meclisten geçirdi. Buna göre Amerikalıların Kanada&#8217;dan ilaç alabilmesi için Kanadalı bir doktordan rapor alması gerekiyor.</p>
<p>Amerikalıların sınır ötesi operasyonları ABD hükümetinin yoğun baskısıyla şimdilik askıya alınmışa benziyor. En azından Kanada cephesinde. Meksika için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Orası hâlâ ucuz ilaç cenneti, sınır geçişleri de her zamankinden fazla. Ýlaç lobisi de bu durumun farkında. Yakında Kanada&#8217;ya yapılan baskıların benzeri Meksika&#8217;ya da uygulanabilir. Milyonlarca dolarlık dev ilaç şirketlerinin ve ilaç lobisinin kaybetmeye tahammülü yok.</p>
<p>Alaska da kararacak</p>
<p>Irak savaşı, Amerikan yaşamının bazı alışkanlıklarını dolaylı olsa da etkiliyor. Son örneği Alaska&#8217;da yaşandı. Geçen haftalarda senatonun kabul ettiği yeni enerji yasası Alaska&#8217;da petrol arama çalışmalarının başlamasını gündeme getiriyor. ABD&#8217;nin Irak&#8217;ta umduğu petrole ulaşamaması, artan akaryakıt fiyatları, 25 yıldır tartışma konusu olan Alaska&#8217;yı tekrar gündeme getirdi. Eyaletin el değmemiş doğal kaynaklarında var olduğu söylenen petrol, işbaşındaki her başkanın ağzını sulandırıyordu. Alaska&#8217;dan elde edilecek petrole Amerika&#8217;nın zor günlerde başvuracağı bir kaynak gözüyle bakılıyordu. Ancak kimse eyaletin doğal yaşamını değiştirmeyi de göze alamıyordu. Amerikan halkının çevreye olan duyarlılığı da, Alaska üzerinde oynanan oyunların hayata geçmesini engellemişti. Bu da Bush&#8217;a nasip oldu. Yeni enerji yasasıyla Alaska&#8217;nın doğal yaşamı büyük ölçüde değişecek. 10 milyar varil petrol rezervi bulunduğuna inanılan Alaska&#8217;da, Kutup Bölgesi Ulusal Doğal Yaşamı Koruma Alanı&#8217;nda petrol arama faaliyetlerine 1.5 yıl içinde başlanacak. Enerji lobisi, uzun süredir Alaska&#8217;nın açılmasını istiyordu. Hiçbir başkanın göze alamadığı bu karar, lobinin desteğiyle Bush ve yardımcısı Cheney&#8217;nin yoğun kampanyasıyla artık yasallaştı. Çevreciler kararın Alaska&#8217;nın doğal yaşamına büyük darbe indireceği görüşünde birleşiyor. Ancak bugünlerde Beyaz Saray&#8217;ın çevrecilerin uyarılarını dinlemeye ne zamanı ne de fırsatı var.</p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/yeni-yil-tesellisi-daha-zayif-amerika/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Yeni yıl tesellisi daha zayıf Amerika'>Yeni yıl tesellisi daha zayıf Amerika</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/amerikalinin-petrol-sevdasi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Amerikalının petrol sevdası'>Amerikalının petrol sevdası</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/amerika-lehine-bir-yazi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Amerika lehine bir yazı'>Amerika lehine bir yazı</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/amerikanin-sinir-otesi-operasyonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerikalının derdi &#8216;Turkey&#8217;</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/amerikalinin-derdi-turkey/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/amerikalinin-derdi-turkey/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:17:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=54</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Turkey&#8217; kelimesinin sıkça duyulduğu bir dönemden geçiyoruz Amerika&#8217;da. Elbette Türkiye değil. Türkçe karşılığıyla hindiden söz ediyorum. Bu kümes hayvanının Amerikalılar için önemine bir kez daha tanık oldum. Þükran Günü kutlamalarının vazgeçilmezi hindi, bugünlerde herkesin dilinde. &#8216;Alt tarafı hindi&#8217; dememeli. Pişirdikleri hindiye göre isim yapan hanımlar, lezzetli bir hindiyi Þükran Günü&#8217;nde masalarına koyabilme telaşında. Gazete sayfaları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Turkey&#8217; kelimesinin sıkça duyulduğu bir dönemden geçiyoruz Amerika&#8217;da. Elbette Türkiye değil. Türkçe karşılığıyla hindiden söz ediyorum. Bu kümes hayvanının Amerikalılar için önemine bir kez daha tanık oldum. Þükran Günü kutlamalarının vazgeçilmezi hindi, bugünlerde herkesin dilinde. &#8216;Alt tarafı hindi&#8217; dememeli. Pişirdikleri hindiye göre isim yapan hanımlar, lezzetli bir hindiyi Þükran Günü&#8217;nde masalarına koyabilme telaşında. Gazete sayfaları, televizyon programları hindi tarifleriyle dolup taşıyor. <span id="more-54"></span><br />
Her yıl kasımın son perşembesi kutlanan Þükran Günü ailenin buluşması için de bir fırsat. Büyüklerin ziyaret edildiği bayramın can alıcı noktası akşam yemeği, yemeğin vazgeçilmezi hindi olunca, Þükran Günü ve hindi hazırlıkları bir ay önceden başladı. Marketlerin et reyonları yeniden düzenlendi ve diğer ürünlere ayrılan alanların büyük kısmı hindilere tahsis edildi. Raflardan taşan hindiler için koridorlarda özel bölümler oluşturuldu. Ýnsanın doğru hindiyi seçebilmesi için en az birkaç saatini harcaması ya da &#8216;teknik destek&#8217; alması gerek. Aslında hindilerin tamamı pek çaba harcamadan fırında pişirilecek tarzda hazırlanıp plastik ambalajlara konulmuş. Ama alıcı gözüyle bakanlar farkı görebiliyor. Kimi soslu, kimi sade, kimi genç, kimi olgun&#8230; Her biri için hazırlanan tarifler de ambalajların üstünde yazılı. Tecrübeli bir müşteri aradığını nasıl bulacağını biliyor. Tecrübesizler içinse her kolaylık düşünülmüş. Büyük rekabet bulunan hindi piyasasında satış yöntemleri de farklı. Her market en ucuz hindiyi sattığını duyuruyor. &#8216;Þu kadar hindi alana bu kadar hindi bizden&#8217; türü sloganlarından geçilmiyor. Gıda ürünleri broşürlerinin ilk sayfası hindilere ayrılmış.<br />
Anlayacağınız Amerikalılar hindiyi çok seviyor, hatta hindi bazıları için &#8216;kutsal&#8217; bir hayvan. Ve bu sevginin tarihi Amerikan&#8217;ın tarihi kadar eski. Rivayete göre hindi en zor günlerinde Amerikalıların imdadına yetişmiş. Bu nedenle &#8216;Thanksgiving&#8217;, yani &#8216;Þükran Günü&#8217;, Amerikalıların tanrıya minnettarlığının ifadesi. Dini baskılar yüzünden 1609&#8242;da Britanya&#8217;dan ayrılıp önce Hollanda&#8217;ya ardından da 1621&#8242;de New England bölgesine gelerek yeni bir yaşama adım atanların kutlamaya başladığı Þükran Günü, 1817&#8242;de New York eyaletince geleneksel bir gün olarak kabul edilmiş. Bunu 19. yüzyıl ortalarında diğer eyaletler izlemiş.<br />
Sükran Günü&#8217;nün diğer özelliği Amerikalıların sabırsızlıkla beklediği dört günlük tatil. Tahminlere göre bu yıl 38 milyon kişi tatilde yollara düşecek. Bu rakamın aynı zamanda son yılların rekoru olduğu söyleniyor.</p>
<p>Demokratların hedefi 2006<br />
 <br />
Irak savaşıyla ilgili tartışmalar geçen hafta Washington&#8217;ın gündemine damgasını vurdu. Amerikalıların büyük çoğunluğu Başkan Bush&#8217;un Irak politikasını desteklemiyor, Beyaz Saray&#8217;ın kamuoyunu yanılttığını düşünüyor. Anketlerde ABD ordusunun Irak&#8217;tan çekilmesini isteyenler çoğunlukta. Tüm bu gelişmelere karşın muhalefetteki Demokratlar hâlâ sessiz. Çünkü keskin çıkışlarla savaş karşıtı damgası yemek istemiyorlar. Amerikan halkının Bush&#8217;a duyduğu güvensizliği kullanıp atağa geçemeyen muhalefetin hedefi 2006&#8242;daki araseçimler. Temsilciler Meclisi&#8217;nin tamamının, Senato&#8217;nun ise üçte birinin yenileneceği araseçimler öncesi hata yapan tarafın kaybetmeye mahkûm olacağını bilen Demokratlar karşı saldırı yerine Bush&#8217;un halk gözünde puan kaybetmesini seyretmekle yetiniyor.<br />
 </p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/amerikalinin-petrol-sevdasi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Amerikalının petrol sevdası'>Amerikalının petrol sevdası</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/tutankamonun-hollywood-macerasi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Tutankamon&#8217;un Hollywood macerası'>Tutankamon&#8217;un Hollywood macerası</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/yeni-yil-tesellisi-daha-zayif-amerika/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Yeni yıl tesellisi daha zayıf Amerika'>Yeni yıl tesellisi daha zayıf Amerika</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/amerikalinin-derdi-turkey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tutankamon&#8217;un Hollywood macerası</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/tutankamonun-hollywood-macerasi/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/tutankamonun-hollywood-macerasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:16:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[tutankamon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[15 Kasım 05   Yaklaşık bir saattir aynı noktada ilerlemeden bekliyorduk. Los Angeles Sanat Müzesi&#8217;ndeki ziyaretçilerin çıkıp sıranın bize gelmesine az kalmıştı. Çevremdekilerin konuşmalarına kulak misafiri olarak zaman geçiriyordum. Önümdeki gençlerden biri elini çantasına sokup biletini çıkardı. Birazdan göreceği &#8216;Tutankamon ve Firavunların Altın Çağı&#8217; adlı serginin heyecanı her halinden belliydi. Mumyalar hakkında konuşuyorlardı. Ýlk kez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>15 Kasım 05<br />
 <br />
Yaklaşık bir saattir aynı noktada ilerlemeden bekliyorduk. Los Angeles Sanat Müzesi&#8217;ndeki ziyaretçilerin çıkıp sıranın bize gelmesine az kalmıştı. Çevremdekilerin konuşmalarına kulak misafiri olarak zaman geçiriyordum. Önümdeki gençlerden biri elini çantasına sokup biletini çıkardı. <span id="more-53"></span>Birazdan göreceği &#8216;Tutankamon ve Firavunların Altın Çağı&#8217; adlı serginin heyecanı her halinden belliydi. Mumyalar hakkında konuşuyorlardı. Ýlk kez bir mumyaya ait eşyaları göreceğini söyledi arkadaşına. Mezarın ve içindeki eşyaların lanetlendiğini duymuş. Elindeki broşürden okuduğu sergi hakkındaki bilgileri arkadaşına aktarıyor. Diğeri, Tutankamon&#8217;un Las Vegas&#8217;ta piramit şeklindeki Luxor Oteli&#8217;nin bir gösterisi olduğunu sanıyormuş. Bu adı bir video oyunundan hatırladığını da söylüyor.</p>
<p>Arkamdaki çift konuya biraz daha hâkim. Kadın, Nefertiti&#8217;den bahsediyor. Daha doğrusu yıllar önce kullandığı bir kolyenin Nefertiti&#8217;nin mücevherlerinden birine benzediğini hatırlıyor. Bir akrabasının hediyesi olan kolyenin nasıl kırıldığını büyük bir gizemle kocasına anlatıyor. Kocasının aklı Lakers maçında. Karısının ısrarına dayanamayıp buraya geldiği her halinden belli. Pazar gününü, bir mumyanın eşyalarını görmek için harcadığına pişman görünüyor.</p>
<p>Yanımda duran siyah Amerikalılar Tutankamon&#8217;un derisinin rengine takmış. Müzede sergilenen bir heykelin özellikle beyaz tenli olarak tasarlandığını ve bunun beyazların işi olduğunu konuşuyorlar. Onlara göre Tutankamon siyah tenli. Ziyaretçilerin çoğu beyaz Amerikalı. Kentteki nufusun ağırlığını oluşturan siyahlarla Meksika kökenliler neredeyse yok gibi.</p>
<p>30 dolardan satışa sunulan biletler aylar öncesinden tükendi. Bugüne kadar 900 bin kişi sergiyi ziyaret etti. Bu, sadece Amerika&#8217;nın bir kentinde ulaşılan rakam. Sonraki duraklar Florida ve Chicago. Hazineyi Los Angeles&#8217;a getiren organizasyonların Mısır hükümetine 40 milyon dolar ödediği söyleniyor. Sadece sigorta bedeli 650 milyon dolar. Güvenlik ve müze masrafları ise 200 milyon doları buluyor. Bu rakamlara karşın serginin sponsorlarının yüzü gülüyor. Onların geliri sadece bilet satışıyla sınırlı değil. Müzenin çıkışındaki alışveriş merkezi, en az Tutankamon&#8217;un hazinesi kadar ilgi görüyor. Burası bir firavunun nasıl dolara dönüştüğünün canlı örneği. Tutankamon markalı çikolatalar 16 dolar. Kalemler, kolyeler, posterler kapışılıyor. Görevliler boşalan rafları doldurmaya zaman bulamıyor. Kentin bir başka semtinde Tutankamon modelinde dizayn edilen cep telofonlarının 400-900 dolar arasında alıcı bulduğu anlatılıyor.</p>
<p>3 bin 300 yıl önce, dokuz yaşında taç giyerek 10 yıl hüküm süren 19 yaşında bilinmeyen bir nedenle ölen Tutankamon&#8217;un beş ay önce başlayan Amerika turu büyük ilgi görüyor.<br />
Hollywood diliyle söyleyecek olursak firavunun hazinesi Los Angeles&#8217;ta &#8216;kapalı gişe&#8217; oldu. Amerikalıların Tutankamon sevgisi sadece tarihe olan düşkünlüklerinden kaynaklanmıyor. Ziyaretçi sayısındaki rekorda Hollywood&#8217;un &#8216;mumya&#8217;ya olan ilgisinin de payı büyük.</p>
<p>NY&#8217;nin elektrikli taksileri</p>
<p>Benzin fiyatlarının önlenemeyen yükselişi Amerikalıların otomobil alışkanlıklarını etkilemeye başladı. Sekiz silindirli benzin canavarı araçlar hala yolların kralı olsa da elektrik enerjili otomobillerin sayısında gözle görünür bir artış var. Bazı eyaletler hybrid araçları teşvik amacıyla yeni yasaları gündemine aldı. Hybridler Kaliforniya&#8217;dan sonra New York&#8217;un da gündeminde. Geçenlerde Manhattan Otomobil Fuarı&#8217;nda sergilenen hybrid araçlara taksicilerin ilgisi büyüktü. Fuarın ilk günü 18 adet hybrid otomobil New York taksi filosuna katıldı. Bu sayının gelecek ay 100&#8242;e ulaşacağı, 2006&#8242;da ise New York&#8217;lu taksilerin yarısının hybrid olacağı belirtiliyor. Benzin fiyatlarındaki artış sadece otomobil alışkanlıklarını değil bir kentin vazgeçilmez dekorunu da değiştiriyor.<br />
 </p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/wilsonin-turk-mesaisi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Wilson&#8217;ın Türk mesaisi'>Wilson&#8217;ın Türk mesaisi</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/yeni-yil-tesellisi-daha-zayif-amerika/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Yeni yıl tesellisi daha zayıf Amerika'>Yeni yıl tesellisi daha zayıf Amerika</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/tutankamonun-hollywood-macerasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Melekler kentinin evsizler ordusu</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/melekler-kentinin-evsizler-ordusu/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/melekler-kentinin-evsizler-ordusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:15:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[Los Angeles]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Elinde büyük bir çanta, gözünde kocaman güneş gözlükleri vardı. Otobüs durağındaki bankta ters oturmuştu. Beklediği bir otobüs değildi ya da gideceği yer yoktu. 60 yaşlarındaydı. Saati sordu. 09.45 olduğunu o an fark ettim. Teşekkür edip sırtını döndü. Belediye otobüsü geldiğinde kıpırdamadı. Long Beach Caddesi&#8217;ndeki durağın bu yaşlı müdavimini o günden sonra hep aynı bankta otururken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elinde büyük bir çanta, gözünde kocaman güneş gözlükleri vardı. Otobüs durağındaki bankta ters oturmuştu. Beklediği bir otobüs değildi ya da gideceği yer yoktu. 60 yaşlarındaydı. Saati sordu. 09.45 olduğunu o an fark ettim. Teşekkür edip sırtını döndü. Belediye otobüsü geldiğinde kıpırdamadı. <span id="more-52"></span>Long Beach Caddesi&#8217;ndeki durağın bu yaşlı müdavimini o günden sonra hep aynı bankta otururken gördüm. Sabah geldiği bu durakta akşama kadar oturuyordu. Elindeki çanta aynıydı, güneş gözlüğünü gece-gündüz gözünden çıkarmıyordu. Onun eviydi sanki 37 numaralı durak. Kapısı, penceresi, odası olmayan bir mekânda yaşıyordu.</p>
<p>Aradan bir yıl geçti. 37 No&#8217;lu durağın bu vazgeçilmez yolcusunu hâlâ aynı durakta otururken görüyorum. Tek başına, kimseyle konuşmadan sırtını döndüğü caddeden kimin gelip kimin geçtiğine bakmadan oturuyor. Onun gidecek bir evi yok. Bu ülkenin evsizler ordusunun bir neferi. Melekler kentinin yapayalnız bir üyesi&#8230;<br />
Geçenlerde yapılan bir araştırmada evsizlerin yaşamak için en çok tercih ettiği kentin Los Angeles olduğu yazıyordu. Haberde bir de sayı göze çarpıyordu: 90 bin. ABD&#8217;nin sadece bir kentinde evi olmadan yaşayanların, kentin sokaklarında sabahlayanların sayısı 90 bini geçiyor.</p>
<p>Kentte son bir yılda evsizlerin oranında yüzde 13&#8242;lük artış olduğu söyleniyor. Bu sayı, devletin yıllardır çözemediği sorunun artarak büyüdüğünü gösteriyor. Hiçbir geliri olmadan sokakta yaşayanların barınmaları amacıyla yapılan mekânlar, evsizler ordusunun sayısı göz önüne alındığında ihtiyacı karşılamaktan çok uzak. Los Angeles&#8217;ın uçsuz bucaksız caddeleri, parkların elverişli ortamı ve ılık iklimi evsizleri bu kente çeken en önemli etkenlerin başında geliyor. Devletin 90 bin kişilik evsizler ordusu için ayırdığı yıllık bütçe ise 50 milyon dolar.</p>
<p>Los Angeles&#8217;taki evsizlerin yoğun olarak yaşadığı bölge &#8216;Evsizler Mahallesi&#8217; olarak anılıyor. Bu mahallenin sokaklarında kaldırımlarda şu yazılar dikkat çekiyor: &#8216;Yayaların yürümesine ayrılmış kaldırımlarda ve cadde kenarlarında oturmak, yatmak ve barınmak yasaktır.&#8217; &#8216;Çadırınızı kaldırıma kurmayın.&#8217; Los Angeles&#8217;ın yöneticileri bu uyarılarla bölgeyi evsizlerden arındırmayı hayal etse de uygulama henüz başarıya ulaşabilmiş değil. Gidecek yerleri olmayan evsizler, polisin vereceği cezaya zaten razı. En azından geçici bir süre hapishanede kalıp, karınlarını doyurmayı planlıyorlar.</p>
<p>Þehir merkezine yakın bir bölge olmasına karşın Los Angeles&#8217;ın ününe yakışmayan bir görüntü sergileniyor burada. Kentin cazibesi, şanı, şöhreti bu mahallenin sokaklarına giremiyor. Turistik haritalarda sıradan cadde isimleriyle anılsa da, kenti yakından tanıyanlar bu bölgenin evsizler ordusu egemenliğinde olduğunu biliyor. Yabancıların, hatta bu kentte oturanların çoğunun farkında olmadığı bir yaşam var burada. Caddelerinden çöp eksik olmuyor örneğin. Her yerde yükselen palmiyeler burada yok. Starbucks&#8217;ın şube açmadığı ender yerlerden biri burası. Duvar diplerinde oturan insanlar, günün büyük kısmını böyle geçiriyor. Kilise ve yardım kuruluşlarının desteğiyle yaşıyorlar. Gönüllü yardımseverlerin her sabah dağıttığı süt ve kahveyle güne başlıyorlar. Öğle ve akşam dağıtılan yemeği alabilmek için saatler öncesinden kuyruğa giriyorlar. Amerikan hayatının her anında yaşamaya alıştığımız çelişkiler Los Angeles&#8217;ın bu mahallesinde suratımıza çarpıyor.</p>
<p>Bush, Nixon&#8217;ı aratmıyor</p>
<p>Amerikan halkının Başkan Bush&#8217;a sabrı azalıyor. Başkanlığının ikinci dönemine büyük vaatlerle giren, halkının refah düzeyini artıracağını söyleyen, sağlık, eğitim ve enerji politikalarında reform sözleri veren Bush, zor bir dönemden geçiyor. Kamuoyu yoklamaları halkın Bush&#8217;a duyduğu güvenin her geçen gün azaldığını gösteriyor. Son yapılan anketlerde Amerikan halkının yüzde 58&#8242;i başkanın dürüstlüğünden şüphe duyuyor. Bu rakam George W. Bush&#8217;u Amerikanın en az güvenilen ikinci başkanı yaptı. Birinci sırada kim mi var? Ýkinci dönem başkanlığı sırasında istifa etmek zorunda kalan Nixon&#8230;<br />
 </p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/melekler-kentinin-sokaklarinda/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Melekler kentinin sokaklarında'>Melekler kentinin sokaklarında</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/melekler-kentinin-evsizler-ordusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wilson&#8217;ın Türk mesaisi</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/wilsonin-turk-mesaisi/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/wilsonin-turk-mesaisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:13:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[Washington&#8217;daki CIA sızıntısı skandalı her geçen gün büyüyor. Başkent kulislerinin eski tüfekleri, gelişmelere &#8216;Yüzyılın Skandalı&#8217; adını koydu bile. Watergate, Irangate, Monicagate&#8217;den sonra şimdi Plamegate&#8217;i konuşuyor Amerika. Ýlginin odağında Beyaz Saray var. Gelişmelerin merkezinde ise eski büyükelçi Joseph Wilson ve CIA ajanı olarak adı deşifre edilen eşi Valerie Plame. Irak&#8217;ı işgale hazırlanan Beyaz Saray&#8217;ın karşısına çıkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Washington&#8217;daki CIA sızıntısı skandalı her geçen gün büyüyor. Başkent kulislerinin eski tüfekleri, gelişmelere &#8216;Yüzyılın Skandalı&#8217; adını koydu bile. Watergate, Irangate, Monicagate&#8217;den sonra şimdi Plamegate&#8217;i konuşuyor Amerika. Ýlginin odağında Beyaz Saray var. Gelişmelerin merkezinde ise eski büyükelçi Joseph Wilson ve CIA ajanı olarak adı deşifre edilen eşi Valerie Plame.</p>
<p><span id="more-51"></span><br />
Irak&#8217;ı işgale hazırlanan Beyaz Saray&#8217;ın karşısına çıkan engelleri nasıl aştığı, çatlak sesleri nasıl susturduğunun en açık delili yaşananlar. Karşı görüştekiler ve yakınlarına bile zarar veren kirli politikaların son perdesi&#8230;<br />
Kariyerine Afrika&#8217;da başlayan Wilson, diplomat olarak çeşitli ülkelerde görev yaptı. Bağdat Büyükelçiliği&#8217;nde maslahatgüzar olduğu günler ise kaderini değiştirdi. Wilson, Bağdat&#8217;ı savaş başlamadan birkaç gün önce terk eden son Amerikan diplomatı idi. Kuşatma altındaki ABD Büyükelçiliği&#8217;nde sivil personelin Irak dışına çıkarılması ve Kuveyt&#8217;te esir düşen Amerikan vatandaşlarının kurtarılması Wilson&#8217;ın sorumluluğundaydı. Ýşte bu günlerde Wilson&#8217;ın yardımına koşan en önemli isimlerden biri Bağdat&#8217;taki Türk büyükelçi Sönmez Köksal oldu. Wilson, eşinin adının deşifre edilmesinin ardından kaleme aldığı ve 2004 Nisanı&#8217;nda yayımlanan &#8216;The Politics of Truth&#8217; adlı kitabında sadece Irak savaşına giden yolda Bush yönetiminin gerçekleri nasıl saptırdığını anlatmıyor. Kitabında Türkler ve Türkiye hakkındaki anıları da var. Wilson, Köksal&#8217;dan, Bağdat&#8217;ta en iyi çalışan ve güvendiği yabancı diplomat olarak bahsediyor. Bağdat&#8217;taki Türk yetkililer o dönemde Wilson&#8217;a çok yardımcı olmuş. Wilson&#8217;ın anılarında dönemin Genelkurmay Ýkinci Başkanı Çevik Bir de yer alıyor. Wilson&#8217;un Bağdat&#8217;ta tanıyıp etkilendiği ve &#8216;Irak&#8217;ı en iyi tanıyan, en akıllı yorumlar yapan&#8217; diye andığı bir başka Türk diplomat da elçiliğin iki numarası olan şimdiki Büyükelçi Ahmet Ökçün&#8230;<br />
Plamegate&#8217;in ilk kurbanı Lewis Libby&#8217;den boşalan makama oturacak adaylardan biri de yine Türkiye&#8217;nin yakından tanıdığı bir isim:<br />
Eric Edelman. Geçen yaza kadar ABD&#8217;nin Ankara büyükelçiliğini yürütmüş Edelman, Cheney&#8217;ye yakınlığıyla tanınıyor. Beyaz Saray&#8217;daki kriz Türkiye&#8217;yi ilgilendirmese de başrol oyuncuları Türkiye ve Türkleri çok yakından tanıyor.</p>
<p>Yenidünya&#8217;nın fakiri</p>
<p>Katrina ve Rita kasırgalarının ardından Amerikan halkının yaşamını yakından etkileyen sosyal bir yara gündeme geldi. Kasırgaların etkilediği bölgelerde halkın yüzde 23&#8242;ünün fakirlik sınırının altında yaşadığını, Mississippi eyaletinde yaşayanların yüzde 17&#8242;sinin sağlık sigortası olmadığını bir kez daha duyduk. Gelir düzeyi düşük Amerikan halkının &#8216;yaşam mücadelesi&#8217; birkaç günlüğüne de olsa gündemde kalmayı başardı. Bu gerçeklerle yüzleşen Amerika&#8217;nın imajı hasar aldı. ABD&#8217;de fakirlik sadece güney eyaletleriyle sınırlı değil. Son araştırmalar 50 milyon kişinin fakirlik sınıfına girdiğini gösteriyor. Fakirliğin neye göre belirlendiğini merak edenlere hemen şu bilgileri iletiyorum: ABD standartlarına göre yılda 19 bin 350 dolara kadar kazananlar &#8216;fakir&#8217;. Başka bir deyişle ayda 1612 dolar geliri olan biri fakir sınıfına giriyor. Darısı diğer ülkelerin fakirlerine&#8230;<br />
 </p>


<p>Benzer Yazılar:<ol><li><a href='http://www.remgo.com/11/amerikalinin-derdi-turkey/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Amerikalının derdi &#8216;Turkey&#8217;'>Amerikalının derdi &#8216;Turkey&#8217;</a></li>
<li><a href='http://www.remgo.com/11/tutankamonun-hollywood-macerasi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Tutankamon&#8217;un Hollywood macerası'>Tutankamon&#8217;un Hollywood macerası</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/wilsonin-turk-mesaisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Radikal Gazetesi Moskova Arşivi</title>
		<link>http://www.remgo.com/11/radikal-gazetesi-moskova-arsivi/</link>
		<comments>http://www.remgo.com/11/radikal-gazetesi-moskova-arsivi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 08:12:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[moskova]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.remgo.com/11/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[1998 yılında Moskova&#8217;dan radikal Gazetesi için yazdığım yazıların bir kısmı burada&#8230; Eski ajan şimdi başbakan 14 Eylul 1998 Tarih 7 Eylül 1998. Rusya Parlamentosu&#8217;nun alt kanadı Duma, tarihinin belki de en kritik kararını alıyor. Ekonomik krizle çalkalanan Rusya&#8217;da Duma, Kremlin&#8217;e açıkça meydan okuyor ve &#8216;Adayın Çernomırdin Rusya&#8217;ya başbakan olamaz&#8217; diyor. Devlet Başkanı Yeltsin&#8217;in önerdiği adayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1998 yılında Moskova&#8217;dan radikal Gazetesi için yazdığım yazıların bir kısmı burada&#8230;</p>
<p><strong>Eski ajan şimdi başbakan</strong></p>
<p>14 Eylul 1998</p>
<p>Tarih 7 Eylül 1998. Rusya Parlamentosu&#8217;nun alt kanadı Duma, tarihinin belki de en kritik kararını alıyor. Ekonomik krizle çalkalanan Rusya&#8217;da Duma, Kremlin&#8217;e açıkça meydan okuyor ve &#8216;Adayın Çernomırdin Rusya&#8217;ya başbakan olamaz&#8217; diyor. Devlet Başkanı Yeltsin&#8217;in önerdiği adayı iki kez reddeden Duma, bir yandan feshedilme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor, diğer yandan ülkenin içinde bulunduğu siyasi krizinde belki de son dönemeç alınıyor. Bu karardan sonra dünyanın gözü Moskova&#8217;ya çevriliyor. Belirsizlik ortamında Moskova&#8217;dan yayılan iç savaş naraları tüm ülkeyi kaplıyor. Kellesini isteyen komünistlerin karşısında Yeltsin, ilk kez bu kadar çaresiz, sessiz, kararsız kalıyor ve gelişmeleri Gorki-9 adlı ikametgâhından izlemekle yetiniyor. Çernomırdin&#8217;i üçüncü kez Duma&#8217;nın önüne sunarsa yine ret oyu alacağını ve Duma&#8217;yı feshetmek zorunda kalacağını bilen Yeltsin, krizi çözecek formül arıyor. İşte o günlerde aklında bir isim beliriyor: Yevgeni Primakov&#8230;</p>
<p>Aynı günlerde, nedense Primakov&#8217;un adı Duma&#8217;nın koridorlarında da sık duyulur oluyor. Komünistlerden liberallere kadar herkes krizden çıkmanın tek yolunun Primakov&#8217;un başbakanlığa aday gösterilmesi olduğunu konuşuyor. 68 yaşındaki &#8216;eski komünist&#8217;, bir anda<br />
ülkenin en çok konuşulan adamı oluyor. Birleştirici özelliğe sahip bir lider oluşu ve adının dünya siyasetinde yabancı olmayışı, isminin popülaritesini de artırıyor. Yeltsin ile Primakov arasında 9 Eylül sabahı gerçekleşen kısa görüşmeden bir gün sonra Rusya Devlet Başkanı&#8217;nın beklenen mektubu Duma&#8217;ya ulaştığında, Moskova&#8217;nın üzerindeki kara bulutlar bir anda dağılıyor. Herkes beklenen kurtarıcıyı buluyor. Yeltsin, Primakov&#8217;u yeni başbakan adayı olarak Duma&#8217;ya sunuyor.</p>
<p>Ve bu gelişmeyle yaşlı politikacının uzun siyasi yaşamında yeni bir sayfa açılıyor.</p>
<p>11 Eylül&#8217;de herkesin beklediği karar Duma&#8217;dan çıktığında Yevgeni Primakov Rusya&#8217;nın yeni başbakanı oluyor.</p>
<p>Kremlin ile Duma arasında ülkeyi iç savaş ortamına taşıyabilecek gerginliğin uzlaşmayla aşılmasını sağlayan bu eski Sovyet bürokratı, aslında Batı&#8217;nın yakından tanıdığı bir isim. İki yıldan uzun bir süredir Rusya&#8217;nın Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Primakov&#8217;a, Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılışını tebessümle izleyen Batı, her zaman kuşkuyla baktı, diyaloglarında mesafeli davrandı. Bir dönemin ünlü KGB&#8217;sinde Avrupa ülkeleri ve ABD ile ilgili en gizli istihbaratlar onun elinin altındaydı. Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılışı sırasında herkes sevinç naraları atarken, o sessiz kalmayı tercih etti. Ülkesinin çıkarları onun için her zaman öndeydi. Yani vatansever bir Sovyet&#8217;ti o.</p>
<p>1929&#8242;da Kiev&#8217;de doğdu Yevgeni Primakov, ancak gençliğinin büyük bölümü Tiflis&#8217;te geçti. İş yaşamına 1953&#8242;te Gostele Radyosu&#8217;nda başladı. 1962&#8242;de Pravda gazetesine girdi. Þark Enstitüsü mezunu olması, Arapçayı çok iyi konuşması, kariyerindeki yükselişi hızlandırdı ve bir zamanların bu efsane gazetesi onu Ortadoğu muhabiri olarak görevlendirdi. Kahire, Bağdat, Þam, Lübnan gibi kentlerde gazetesi adına çalıştı.</p>
<p>Pravda&#8217;nın bu acar muhabiri, Ortadoğu savaşlarının birçoğunu da gazete adına takip etti. Ancak sadece fotoğraf çekip gazetesine haber geçmekle yetinmiyordu Primakov. O günlerde dünyanın önde gelen haberalma örgütlerinin gizli ajanları Ortadoğu&#8217;da cirit atıyordu ve Primakov da boş durmadı. Gazetesine haber geçmesinin yanı sıra Rusya adına &#8216;haberalma&#8217; faaliyetlerini de yürüttü. Tezini Þark Enstitüsü&#8217;nde tamamlamış olması, çok iyi düzeyde Arapça konuşması, onun diğer ajanlardan bir adım önde olmasını sağladı. Saddam Hüseyin ve Hüsnü Mübarek gibi liderlerin geleceği ile ilgili yorumları aksatmadan KGB&#8217;ye geçti. Yıllar sonra bu iki isim ile dostluk kuracağı, o yıllarda genç Primakov&#8217;un aklından geçmiyordu.</p>
<p>Ulusunun çıkarlarını her şeyden üstün tutan vatansever gazeteci Primakov&#8217;un hayatında Gorbaçov&#8217;un etkisi büyük. 1991&#8242;de Körfez Savaşı&#8217;nın çıkmasıyla Primakov, Rusya&#8217;da aranan bir isim haline geldi ve Gorbaçov&#8217;un siyasi danışmanlığına kadar yükseldi. O dönemde Saddam Hüseyin ile diyalog kurabilen ender isimlerdendi.</p>
<p>O yıllarda KGB, iç ve dış istihbarat olmak üzere ikiye ayrıldı. Başarılı çalışmalardan sonra Gorbaçov, onu KGB&#8217;nin en önemli biriminin, yani Dış Haberalma Servisi&#8217;nin (SVR) başına getirerek ödüllendirdi. Sovyetler Birliği o günlerde dağılmanın sancılarını yaşıyordu. Gorbaçov&#8217;un birbirini izleyen reformlarına o hep mesafeli baktı. Hiçbir zaman reformcu ve demokrat bir kişi olarak anılmadı. Gorbaçov&#8217;un yeniliklerine gönülden bağlılığını açıklayan diğer bürokratlardan değildi o.</p>
<p>Andrey Kozirev&#8217;in yerine Dışişleri Bakanı olan Primakov, Rusya&#8217;nın dış politikasını belirgin biçimde değiştirdi. Dış politikada yapılan hatalar onun döneminde neredeyse sıfıra indirgendi ve Rusya Batı&#8217;nın gözünde dış politikasındaki kararlı tutumuyla puan kazanır oldu. Primakov, Balkanlar&#8217;da, Ortadoğu&#8217;da ve Uzakdoğu&#8217;da her zaman Rusya&#8217;nın konumunu güçlendirmek için çalıştı, NATO&#8217;nun Doğu Avrupa&#8217;ya yayılma sürecini hiçbir zaman benimsemedi ve bir dizi uluslararası konuda ABD&#8217;nin karşısına çıkmaya başladı. Moskova, BDT ülkelerine yönelik politikasında her ne kadar ciddi başarılar elde edemese de onlara yeniden &#8216;ağabeylik&#8217; yapmaya başlamasında Primakov&#8217;un izlediği dış politika başarılı oldu. Bu tutumuyla Primakov komünistlerin gözünde de yükseldi. Başkanı ve hükümeti eleştiri yağmuruna tutan komünist muhalefetin dışişlerini hedef almaması dikkat çekiciydi. Daha çok siyasi bir isim olarak kabul edilen Primakov&#8217;un ekonomik politika konusunda nasıl bir tutum izleyeceği Moskova&#8217;da merakla bekleniyor.</p>
<p>Primakov&#8217;un tek dezavantajı ise ilerlemiş yaşı. 68 yaşındaki Başbakan&#8217;ın bazı sağlık problemleri bulunuyor. Geçtiğimiz yıl safra kesesi ameliyatı geçirmesi ve sağlığının bu yoğun tempoya dayanamayacağı da Moskova kulislerinde yaygın bir görüş. Yani Rusya&#8217;nın en güçlü iki ismi Yeltsin ve Primakov&#8217;un tek ortak özelliklerinin sağlık sorunları olduğu belirtiliyor. Siyasi uzmanlar Yeltsin&#8217;in erken ölümü halinde Primakov&#8217;un üç ay süresince, yeni seçimler yapılıncaya kadar Rusya&#8217;yı yöneteceğine dikkat çekiyor ve sağlığının bu görevi üstlenmesine engel olabileceği görüşünde birleşiyor. Primakov&#8217;un, öteki pek çok liderden ve bu arada başbakan adaylarından farklı olarak, devlet başkanlığına aday olmaması da dikkat çekici bir başka nokta. Boris Yeltsin&#8217;in Primakov adında karar kılmasında bu faktörün önemli rol oynadığı yorumları yapılıyor. Ancak bir süre öncesine kadar başbakanlık görevinin kendisine teklif edilmesi halinde kabul etmeyeceğini açıklayan Primakov&#8217;un 2000 yılına kadar görüş değiştirmeyeceğini söylemek de bir hayli güç. Rusya&#8217;yı bir süredir ciddi bir biçimde tehdit eden siyasi kriz &#8216;şimdilik&#8217; Primakov adıyla aşıldı. Herkes ona kurtarıcı gözüyle baktı ve başbakanlık kendisine bir anlamda altın kâsede sunuldu. Yaşlı siyasetçinin bu ödülü nasıl değerlendireceğini ise önümüzdeki günler belirleyecek.</p>
<p><strong>Rusya&#8217;da sağduyu kazandı</strong></p>
<p>11 Eylul 1998</p>
<p>Parlamentonun alt kanadı Duma&#8217;nın kararlı muhalefeti karşısında başbakan adayını değiştiren Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, ülkenin eski casus şefi ve bir numaralı diplomatı Yevgeni Primakov&#8217;u başbakanlığa atadı. Önceki aday Viktor Çernomırdin&#8217;i iki kere geri çeviren Duma, &#8216;doğru tercih&#8217; diye nitelendirdiği Primakov&#8217;un adaylığından son derece memnun. Bugün oylamaya gidecek 450 sandalyeli Duma&#8217;da, 55 sandalyeye sahip Vladimir Jirinovski liderliğindeki aşırı sağcılar dışındaki tüm gruplar Primakov&#8217;a güvenoyu verme kararı aldı.</p>
<p>Tüm bunlar, Rusya&#8217;nın ekonomik çöküşle patlak veren siyasi krizi aşmakta olduğunun göstergesi. Duma Başkan Yardımcısı Vladimir Rizkov&#8217;un &#8220;Çok büyük ihtimalle Rusya&#8217;nın cuma günü bir başbakanı olacak ve o cumartesi günü ülkeyi finansal krizden çıkarmak için çalışmalarına başlayacak&#8221; sözleri Primakov&#8217;u çok zorlu bir görevin beklediğine işaret ediyor. Daha önce hiçbir ekonomik deneyimi bulunmayan Primakov&#8217;un krizin üstesinden gelip gelemeyeceği zihinlerde bir soru işareti.</p>
<p>Martta görevden alındıktan sonra geçen ay tekrar başbakanlığa getirilen Viktor Çernomırdin, halkın ve muhalefetin gözünde beş yıllık başbakanlığı boyunca ekonomik krizi hazırlayan kişiydi. Bu yüzden üst üste iki kez Duma&#8217;dan güvenoyu alamadı. Üç kez başbakan adayını geri çeviren Duma&#8217;yı feshetmek zorunda kalacak olan Yeltsin, hem kendine yakın bir isim olan, hem de komünistlerin aday listesinde bulunan Primakov&#8217;dan yana çark ederek, &#8216;doğru tercih&#8217;i yapmış oldu. Yeltsin, Duma&#8217;ya yolladığı mektubunda &#8220;Çernomırdin&#8217;in tekrar geri çevrilmesini göz önünde bulundurarak Yevgeni Maksimoviç Primakov&#8217;un başbakanlığının onaylamasını istiyorum&#8221; dedi.</p>
<p>Hem muhalefet, hem de Yeltsin yanlısı siyasi çevreler Primakov&#8217;un başbakanlığını memnuniyetle karşılayarak, Duma&#8217;nın bu atamayı onaylayacağını belirtti. Duma Başkanı Gennadi Selezniyov, &#8220;Bu en mantıklı karardı ve tabii ki Primakov, Duma&#8217;nın desteğini kazanacaktır&#8221; dedi. Komünist Partisi lideri Gennadi Züganov da başbakanlığını &#8220;Bu kez sağduyu galip geldi&#8221; diye yorumladığı Primakov&#8217;un güvenoyu almakta zorlanmayacağını kaydetti.</p>
<p>Gelgelelim Primakov&#8217;un uzmanlık alanı dış politika. Kurt diplomatın ekonomik krizle birlikte başgösteren toplumsal huzursuzluğu bastırmak için ne gibi önlemler alacağını kestirmek güç. Onun başbakanlığını memnuniyetle karşılayan siyasi gruplardan her biri güç dengesinin kendileri lehine dönmesini umut ediyor. Moskova&#8217;daki Alfa Capital yatırım bankasının ekonomi uzmanlarından Thierry Mallarett, &#8220;Primakov bir ekonomist değil, ülkenin gidişatını onun bakanlıklara hangi kişileri atayacağı belirleyecek&#8221; yorumunu yapıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><strong>Çernomırdin&#8217;in darbe iddiası</strong></strong></p>
<p>Krizle birlikte Rusya&#8217;nın siyasi yaşamına komünistler ağırlığını koymuştu. Rusya&#8217;nın kargaşaya sürüklenmemesi için adaylıktan çekilirken Primakov&#8217;u kendisinin önerdiğini söyleyen Çernomırdin de komünist darbe uyarısında bulunarak atmosferi yeniden gerdi. Komünistlerin başbakanlık vizesi vermediği Çernomırdin, Rusya&#8217;daki anayasal sistemi devirmeye yönelik tehditlerin bulunduğunu savunarak, &#8220;Komünist muhalefetin devrim sendromu yine ortaya çıktı. Varolan kargaşayı kullanarak, güç kullanımı yolu ile Devlet Başkanı Yeltsin&#8217;i devirmeye çalışıyorlar&#8221; diye konuştu. Bu tehlikenin, kendisinin çekilmesi ile geçmediğini savunan Çernomırdin, &#8220;Sinsice düzenlenmiş ve SSCB&#8217;yi yeniden kurmayı amaçlayan bir darbe, gündeme gelebilir&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Yeltsin&#8217;den &#8216;dönme&#8217; sinyali</strong></p>
<p>10 Eylul 1998</p>
<p>Rusya&#8217;da parlamentonun alt kanadı Duma&#8217;nın pazartesi günkü ikinci güvenoylamasında da Başbakan Vekili Viktor Çernomırdin&#8217;e onay vermemesinin ardından gözler Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;de. Yeltsin&#8217;in üçüncü güvenoylaması için yine Çernomırdin&#8217;i mi yoksa yeni birini mi aday göstereceği merakla bekleniyor. Herkesin umudu Yeltsin&#8217;in krizi bu kadar zorlamaması ve Çernomırdin&#8217;den başka bir adaya çark etmesi.</p>
<p>Yeltsin de bu arada boş durmuyor ve askeri bir darbe gerçekleşmemesi için gereken önlemleri alıyor. Kremlin, subay, polis ve özel tim maaşlarının ödenmesine öncelik verilmesini kararlaştırdı. Meteliğe kurşun atan ordu da askerleri ve ailelerini besleyebilmek için ekmek üretimine geçme hazırlığında. Askerler ancak haziran maaşlarını alabilirken, pek çok birlikte seyyar fırınların altı yakılmaya başlandı bile. Gerginlik dönemlerinde başkente sevk edilmeleriyle tanınan Hava İndirme Birlikleri ise tam alarm durumunda.</p>
<p>Rus halkı ve Rusya uzmanları, hesapsız kitapsız hareketleriyle tanınan Yeltsin&#8217;in Duma&#8217;yı feshederek ülkedeki krizi ve gerginliği doruk noktasına taşıyabileceğini olasılık dışı bırakmıyor. Ancak Yeltsin&#8217;in kararsızlığını yeni bir aday arayışına bağlayanlar çoğunlukta. Rus lider uzlaşmaya karar verdiyse bile bu kez başka bir engelle karşı karşıya. Muhalefetin başbakan adayı olarak adı geçenlerden hiçbiri başbakanlık görevini istemiyor. Moskova Valisi Yuri Lujkov, Dışişleri Bakan Vekili Yevgeni Primakov, Federasyon Konseyi&#8217;nin Başkanı Yegor Stroyev ve Krasnoyarsk Valisi General Aleksandır Lebed başbakanlık teklifini reddetti. Çünkü bu zor görevi kabul edip iktidarda yıpranmak, 2000&#8242;deki başkanlık seçimlerini kaybetmek anlamına geliyor. Bu durumda Yeltsin&#8217;in elinde kala kala komünist bir aday kalıyor: Sovyet döneminin önde gelen ekonomi yetkililerinden ve geçen ay görevden alınan reformcu Sergey Kiriyenko hükümetinin sanayi ve ticaret bakanı Yuri Maslukov. Yelpazenin hem sol ucunda hem de merkezinde bulunan liderler Maslukov&#8217;u destekliyor.</p>
<p><strong>Komünistlerin dediği oluyor</strong></p>
<p>8 Eylul 1998</p>
<p>Ekonomik kriz yüzünden hükümetin görevden alınmasıyla siyasi hayatı kitlenen Rusya&#8217;da parlamentonun alt kanadı Duma, Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in başbakanlığa atadığı Viktor Çernomırdin&#8217;i ikinci kez reddetti. Oylamada Çernomırdin&#8217;in başbakanlığına 273 &#8216;hayır&#8217;, 138 &#8216;evet&#8217; oyu çıktı. Oylama başlayıncaya değin sürdürülen sıkı pazarlıklar boyunca Duma&#8217;da çoğunluğu oluşturan komünistler Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in başbakanlığa yeni bir aday göstermesinde ısrar etti. Yeltsin ise geri adım atmadı, ancak Çernomırdin&#8217;in icraatının altı-sekiz ay denendikten sonra yeniden gözden geçirilebileceğini söyledi. Buna karşılık, Başbakan Vekili Çernomırdin, kendisine muhalefet eden Komünist Parti lideri Gennadi Züganov&#8217;un ülkeyi kriz döneminde hükümetsiz bırakmak istediğini söyleyerek, güvenoylaması öncesinde komünistlerle ipleri kopardı.</p>
<p>Komünistlerin adayları hazır</p>
<p>Komünistler de Çernomırdin&#8217;in bugünkü ekonomik krizin mimarlarından biri olduğu ve bu krizle başa çıkacak beceride olmadığı görüşünde. Komünistlerin kendi adaylarından oluşan listenin en önde gelen isimleri ise kurt Dışişleri Bakanı Yevgeni Primakov ile Moskova Belediye Başkanı Yuri Luşkov. KGB&#8217;nin eski şefi olan Primakov (68), Rusya&#8217;yı dışarda hâlâ bir süper güç olarak sunma çabalarından ötürü pek çok milletvekilinin oyunu alabilir. Hırslı ve otoriter bir siyasetçi olarak tanınan Luşkov (61) da, belediyenin gereksiz projelere yüz milyorlarca dolar harcamasını önleyerek halkın sevgisini kazandı. Listenin joker ismi ise Çeçen savaşına noktayı koyan dünün generali bugünün Krasnoyarsk Valisi Aleksandır Lebed. General Lebed, Yeltsin&#8217;in de sürpriz adayı olabilir.</p>
<p>1992 sonundan beri başbakanlık görevini yürüten Çernomırdin ekonomik krizin ilk belirtileri üzerine martta Yeltsin tarafından görevden alınmıştı. Onun yerine atanan genç Sergey Kiriyenko pek çok komünistin tüylerini diken diken edecek kadar reformcu olmasına rağmen, kapalı oylama sayesinde Duma&#8217;dan güvenoyu almayı başarmıştı. O yüzden Komünist Parti&#8217;nin önde gelen isimleri güvenoylamasının artık açık oyla yapılmasında ısrar ediyor. Duma, devlet başkanının sunduğu başbakan aday veya adaylarına üç kez güvenoyu vermezse, otomatik olarak feshediliyor. Bu durumda Rusya&#8217;nın daha büyük bir kaosa sürüklenmesinden korkuluyor.</p>
<p>Azletme süreci ufukta</p>
<p>Komünistler, bir yandan pazarlık masasına oturdukları Yeltsin&#8217;i, diğer yandan devlet başkanlığından azletmeye çalışıyor. Duma, Yeltsin hakkında &#8216;görevi suiistimal&#8217; suçundan soruşturma başlatmaya hazırlığında. Yeltsin&#8217;i görevden almak için yasal prosedürü geçen ay başlatan Duma&#8217;ya bağlı araştırma komisyonu, Devlet Başkanı&#8217;nın Sovyetler&#8217;in dağılması sırasında imzaladığı Belaverskaya Anlaşması&#8217;nda görevini kötüye kullandığını saptadı. Yeltsin ile ilgili bu önemli dosya, yarın Duma&#8217;da görüşülmeye başlanacak. Eğer Yeltsin&#8217;in bu anlaşmayı imzalayarak, ülke menfaatlerine aykırı davrandığına karar verilirse, hakkında yasal prosedür işlemeye başlayacak. Bir başka deyişle Duma, üçüncü tur güvenoylaması öncesi bu önemli dosyayı Yeltsin&#8217;e karşı blöf olarak kullanıyor ve şu mesajı gönderiyor: &#8220;Eğer üçüncü turda Çernomırdin dışında bir başka isim aday gösterilmezse seni başkanlıktan ederiz.&#8221;</p>
<p><strong>Rusya&#8217;nın kader günü</strong></p>
<p>7 Eylul 1998</p>
<p>Ekonomik ve siyasi krizden çıkamayan Rusya&#8217;da beklenen gün geldi. Parlamentonun alt kanadı Duma, Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in atadığı Viktor Çernomırdin&#8217;in başbakanlığını bugün ikinci kez oylayacak. Toplantı öncesi çoğunluktaki komünist milletvekillerinin Çernomırdin&#8217;in başbakanlığına karşı çıkışları sürüyor. Yeltsin, krizi çözecek bir hükümet üzerinde toplumsal uzlaşma için oylamadan önce muhalif milletvekilleri ve sendika liderleri ile biraraya gelecek. Yeltsin&#8217;in parlamentonun alt kanadı Duma ile üst kanadı Federasyon Konseyi&#8217;nin sekizer üyesiyle yapacağı görüşmeye Çernomırdin, Moskova Valisi Yuri Luşkov ve iki büyük sendikanın liderleri de katılacak.</p>
<p>Yeltsin dün Çernomırdin&#8217;den başka aday göstermeyeceğini bir kez daha tekrarladı. Ancak Komünist Partisi lideri Gennadi Züganov, başka bir aday için bastırıyor. Komünistler, eski Merkez Bankası Başkanı Gennadi Gerasçenko, Duma Bütçe Komitesi Başkan Yardımcısı Gennadi Kulik, Moskova Valisi Yuri Luşkov, eski Sanayi Bakanı Yuri Maslyukov, parlamentonun üst kanadının sözcüsü Yegor Stroyev&#8217;in yer aldığı beş isimlik bir aday listesi hazırladı. İddiaya göre, Yeltsin çok sıkışırsa karşı teklif getirip başbakanlık için Krosnayarsk Valisi eski General Aleksandır Lebed&#8217;in adını ortaya atabilir. Aşırı sağcı lider Jirinovski ise Duma&#8217;nın &#8217;7&#8242;nci veya 14&#8242;üncü oylamada&#8217; Çernomırdin&#8217;i başbakan yapacağını söyledi. Çernomırdin&#8217;i desteklediklerini bildiren Jirinovski, reformcuların partisi Yabloko ile solcuların oylamaya katılmayabileceğini kaydetti. Çernomırdin&#8217;in başbakanlık için 450 sandalyeli Duma&#8217;nın 226 oyuna ihtiyacı var. Çernomirdin&#8217;e üçüncü oylamada da hayır oyu çıkarsa bu Duma&#8217;nın sonu olacak. Yeltsin, anayasal yetkisini kullanarak Duma&#8217;yı lağvedecek ve atadığı bir hükümetle ülkeyi 1999&#8242;da yapılaması muhtemel erken seçimlere kadar tek başına yönetecek.</p>
<p><strong>Rusya&#8217;da soluklar tutuldu</strong></p>
<p>5 Eylul 1998</p>
<p>Rusya&#8217;da siyasi pazarlık tüm hızıyla sürüyor. Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in araya girerek geniş çaplı kriz görüşmeleri başlatılması önerisi karşısında, parlamentonun alt kanadı Duma, Viktor Çernomırdin&#8217;in başbakanlığı için bugün yapılması planlanan ikinci güvenoylamasını pazartesiye erteledi. Eyalet yöneticilerinin oluşturduğu parlamentonun üst kanadı ise Çernomırdin&#8217;in başbakanlığını desteklediğini açıkladı.</p>
<p>Yeltsin dün Duma Sözcüsü Gennadi Seleznyov&#8217;a telefon ederek siyasi krize son verecek bir uzlaşmaya gidilmesi için yuvarlak masa görüşmeleri yapılması önerisini getirdi. Yeltsin atadığı başbakanı üç kez onaylamayan Duma&#8217;yı anayasaya göre otomatik olarak feshedebiliyor. Ancak bu durumun Rusya&#8217;yı daha da büyük bir kargaşaya sürüklemesinden endişe ediliyor.</p>
<p>Komünistler inatçı Duma gerçi güvenoylamasını ertelemeyi kabul etti ancak Duma&#8217;da çoğunlukta bulunan komünistler Viktor Çernomırdin&#8217;in başbakanlığını onaylamamakta ısrar ediyor. Rusya&#8217;nın iki üç gün içinde muhakkak bir başbakana kavuşması gerektiğini söyleyen komünistler, yuvarlak masa görüşmeleri sonucunda Yeltsin&#8217;i yeni bir başbakan adayı için ikna etmeyi umuyor.</p>
<p>Komünist Partisi lideri Gennadi Züganov, dün bir kez daha Çernomırdin&#8217;in başbakanlığına ret oyu vermekteki kararlılıklarının sürdüğünü açıkladı. &#8220;Daha fazla görüşmeler yapılmasına ve güvenoylamasının ertelenmesine karşı değiliz&#8221; diye konuşan komünist lider, bu görüşmeler sonucunda hiçbir anlaşmaya varılamamasının Yeltsin&#8217;in tüm otoritesini kaybettiği anlamına geleceğini belirtti. Züganov güvenoylamasının açık oyla yapılmasından yana. Böylece parti içi disiplini koruyabilecek. Bazı komünistler bahardaki güvenoylamasında erken seçimden korkarak Yeltsin&#8217;in atadığı reformcu ve genç Sergey Kiriyenko&#8217;nun başbakanlığını onaylamıştı.</p>
<p>Rusya ekonomisinin çökmesi sayesinde yeniden güçlü siyasi kozlar ele geçiren komünistler, otoritesi zayıflayan Yeltsin&#8217;in istifa etmesi için tüm güçleriyle bastırıyor. Yeltsin ise istifa etmektense yetkilerinin bir bölümünü başbakan ve parlamentoya devrederek 2000 yılına kadar koltuğunda kalmaya çalışıyor. Ancak bugüne değin verdiği ödünlerden komünistler tatmin olmuş değil.</p>
<p>Parlamentonun üst kanadı olan Federasyon Konseyi ise Duma&#8217;ya mesaj niteliğinde bir oylama yaparak Çernomırdin&#8217;in başbakanlığını onayladı. Federasyon Konseyi&#8217;nin desteği Çernomırdin&#8217;in Rusya&#8217;da ekonomik diktatörlük uygulayacağını söylemesinin hemen ardından geldi.</p>
<p>Olası başbakan adaylarından olan üst kanat sözcüsü Yegor Stroyev, Federasyon Konseyi&#8217;nin kurulduğundan bu yana en önemli kararını aldığını belirtti. Ancak parlamentonun üst kanadının Çernomırdin&#8217;in başbakanlığını onaylamasının sadece sembolik bir anlamı var. Başbakanlığa geçiş kartı Duma&#8217;nın elinde.</p>
<p><strong>İç savaş korkusu</strong></p>
<p>3 Eylul 1998</p>
<p>İç savaş korkusunun tırmandığı Rusya&#8217;da Devlet Başkanı Boris Yeltsin ile komünistlerin çoğunlukta olduğu parlamentonun alt kanadı Duma arasındaki gerginlik tırmanıyor. Daha önce Yeltsin&#8217;in bazı yetkilerini kendilerine devretmesi ve hükümete alınmaları karşılığında Viktor Çernomırdin&#8217;in başbakanlığını onaylamayı kabul etmeyen Duma&#8217;daki komünistler, dün de Yeltsin&#8217;den yeni bir başbakan<br />
adayı sunmasını istedi. Pazartesi Çernomırdin&#8217;in başbakanlığını reddeden Duma yarın ikinci oylama için toplanacak. Duma&#8217;daki milletvekilleri, Çernomırdin&#8217;in ülkeyi krizden çıkaramayacağını belirterek, &#8220;Cenazeler, cinayetler ve facialar Rus yaşamının ana maddesi haline geldi. Çernomırdin&#8217;i reddetmekle devlet başkanını istifaya çağırıyoruz&#8221; dedi. &#8220;Yeltsin ülkeyi iç savaşa sürüklüyor&#8221; diyen Komünist Parti lideri Gennadi Züganov da parlamentoyu yeni başbakan adayı teklif etmeye çağırdı. Ancak Yeltsin, Çernomırdin&#8217;in başbakanlığında ısrar ediyor. Anayasaya göre, devlet başkanı atadığı başbakanı üç kez onaylamayan Duma&#8217;yı feshetme yetkisine sahip. Rus siyasetinin önde gelen isimlerinden olan Krasnoyarsk Valisi General Aleksandır Lebed, Yeltsin açısından Duma&#8217;yı feshetmenin siyasi intihar anlamına geldiğini söyledi. &#8220;Yeltsin aşırı bir karar alırsa herkes parlamentoyu korumaya koşar ve 1991&#8242;in bir tekrarı gerçekleşir&#8221; diyen Lebed, 1991&#8242;de Mihail Gorboçav&#8217;a yönelik komünist darbe girişiminde Yeltsin&#8217;le birlikte binlerce kişinin parlamentoyu korumasını hatırlattı. Rusya&#8217;nın günlük ekonomi gazetesi Kommersant-Daily &#8216;Züganov Savaşa Hazır&#8217; başlıklı manşetinde ülkenin iç savaş tehdidinin oluştuğu bir aşamaya geldiğini belirtti.</p>
<p><strong>Rusya karanlığa gömüldü</strong></p>
<p>1 Eylul 1998</p>
<p>Rusya parlamentosu, ülkenin siyasi ve ekonomik çöküşün eşiğinde olduğu yolundaki uyarılara karşın, Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in başbakan olarak atadığı Viktor Çernomırdin&#8217;e güvenoyu vermedi. Parlamentonun alt kanadı Duma&#8217;da üç saat süren hararetli tartışmalardan sonra yapılan oylamada, Çernomırdin, 94 &#8216;evet&#8217; oyuna karşılık 251 &#8216;hayır&#8217;la güvenoyu alamadı. Başbakan Vekili Çernomırdin&#8217;in, güvenoyu alabilmesi için 226 oya ihtiyacı var. Çernomırdin&#8217;in başbakanlığının onaylanmaması ülkeyi yeniden belirsizliğe sürüklerken, sertlik yanlıları da Yeltsin&#8217;e yönelik istifa çağrılarını yineledi.</p>
<p>Komünist lider Gennadi Züganov nisan ayına dek başbakanlık görevini sürdüren Çernomırdin&#8217;in Rusya&#8217;nın şu andaki sorunlarının sorumlusu olduğunu, yeniden iktidara gelmesiyle her şeyin daha da kötüleşeceğini söyledi. Yeltsin&#8217;in Duma&#8217;daki temsilcisi Alexander Kotenkov ise ülkedeki kaos birkaç hafta daha sürerse bir halk ayaklanmasının çıkabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Rus muhalefeti sokağa iniyor</strong></p>
<p>7 Ekim 1998</p>
<p>Ekonomik krizle boğuşan Rusya&#8217;da milyonlarca işçi bugün yaşam standartları ve ödenmeyen maaşları protesto için sokaklara dökülüyor. Komünist Parti&#8217;nin desteğiyle ülke çapında düzenlenen gösterilerde Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;e de istifa çağrısı yapılacak. Bağımsız Sendikalar Federasyonu, gösterilere dokuz milyonu grevde bulunan yaklaşık 28 milyon kişinin katılmasının beklendiğini bildirdi. Komünist Parti&#8217;nin lideri Genadi Züganov ise 40 milyon kişinin katılımını beklediklerini söyledi. Geçen yıl düzenlenen gösterilere iki milyon kişi katılmıştı.</p>
<p>Gösteriler için hükümetten de sert bir uyarı geldi. Adalet Bakanı Pavel Krasheninnikov, dün silahlı bir isyanı teşvik etmeleri halinde muhalefet liderleri hakkında adli suçlamada bulunacaklarını söyledi. Krasheninnikov, hükümeti güç kullanarak devirme çağırısı yapan Komünist Parti milletvekili emekli general Albert Makashov ile hafta sonu halka seslenen bazı muhaliflerin soruşturmaya alınabileceklerini kaydetti. Krasheninnikov, anayasal düzene aykırı davranışlara izin verilmeyeceğini duyurdu. Muhalefet ise gösterilerin barış içinde geçeceğini açıkladı. Kitle gösterileri nedeniyle Rusya&#8217;nın genelinde güvenlik önlemleri artırıldı. Sadece Moskova&#8217;da 11 bin polis ve dört bin İçişleri Bakanlığı&#8217;na bağlı asker görev yapacak.</p>
<p><strong>Yeltsin&#8217;in sağlığı yine sorun</strong></p>
<p>14 Ekim 1998</p>
<p>Özbekistan ve Kazakistan&#8217;a resmi ziyarette bulunduğu sırada fenalaşan Yeltsin gezisini yarıda keserek Moskova&#8217;ya döndü. Kremlin&#8217;den yapılan açıklamada, Yeltsin&#8217;in bronşit nedeniyle gezisini yarıda kesmek zorunda kaldığı ve evinde doktor kontrolünde dinlendiği belirtildi. Siyasi çalkantıyı atlatamayan Rusya&#8217;da 67 yaşındaki devlet başkanının sağlık problemlerinin kendisini 2000 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerine taşıyamayacağı yolundaki tartışmalar tekrar alevlendi.<br />
1996&#8242;da by-pass olan Yeltsin&#8217;in stres nedeniyle yorgun düşdüğü ve bir süre Gorki-9 adlı daçasından ayrılmayacağı belirtiliyor. Doktorlar, Yeltsin&#8217;in davranışlarında gözle görünen bir anormallik gösterdiğini, yürüyüş ve bakışlarında bir değişiklik olduğunu belirtiyor. Moskova International Health Center&#8217;dan Doktor Mikhail Vinogradov, &#8220;Yüzünde değişik bir ifade var. Yarı sinirli yarı durgun. Söylemek istediğini söyleyemiyor. Çok düşünüyor ve ne söyleyeceğini daha sonra hatırlıyor. Bütün bunlar yaştan kaynaklanan bunama belirtileridir&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Yeltsin istifa kıskacında</strong></p>
<p>15 Ekim 1998</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in sağlık sorunu nedeniyle Kazakistan gezisini yarıda kesip Moskova&#8217;ya dönmesiyle &#8216;Yeltsin&#8217;in başkanlığı sürdüremeyeceği&#8217; tartışmaları yeniden alevlenirken, parlamentonun üst kanadı Federasyon Konseyi de, ilk kez Yeltsin&#8217;in istifaya davet edilmesi yönünde hazırlıklara girişti.</p>
<p>Yerel yöneticilerden oluşan Federasyon Konseyi bugüne kadar genellikle Yeltsin&#8217;in politikaları ile çelişkili tutumlara girmekten kaçınırken, ülkede 7 Ekim&#8217;de yapılan genel protesto eylemlerinden sonra bu tutumunu değiştirdi.</p>
<p>Konsey&#8217;in Toplumsal Politika Komitesi tarafından hazırlanan karar tasarısında, &#8217;7 Ekim eylemlerinde halkın, Yeltsin&#8217;in istifa etmesi talebini dile getirdiği göz önünde bulundurularak, ülkenin çıkarı için, Devlet Başkanı&#8217;nın bu makamından çekilmesi&#8217; öneriliyor. Bu tasarıyla birlikte hazırlanan bazı ekonomik ve siyasi içerikli tasarılar, Konsey&#8217;in dün başlayan oturumlarında gündeme alındı.</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin ise, hastalığı dolayısıyla doktorların bir hafta istirahat önermesine rağmen dün sabah yatağından kalktı ve Moskova yakınlarında bulunan Gorki-9&#8242;daki ikametgâhından Kremlin Sarayı&#8217;na gitti. Yeltsin, Kremlin&#8217;de Başbakan Yevgeni Primakov, Dışişleri Bakanı İgor İvanov ve Savunma Bakanı İgor Sergeyev&#8217;i yanına çağırarak, bir toplantı yaptı ve işinin başında olduğu mesajını verdi.</p>
<p>Görüşmeden sonra gazetecilere, Yeltsin&#8217;in sağlığının çok iyi olduğunu söyleyen Primakov, &#8220;Yeltsin&#8217;e, doktorların önerilerini dinlemesi ve kendisine dikkat etmesi gerektiğini söylediğimde, bana, &#8216;Onları dinlemeyeceğim&#8217; yanıtı verdi&#8221; dedi. Dışişleri ve savunma bakanlarının da katıldıkları görüşmede Yeltsin&#8217;in, Kosova sorunu konusunda sağlanan gelişmelerden ötürü kendilerine teşekkür ettiğini belirten Primakov, &#8220;Devlet Başkanı, aynı doğrultudaki çalışmalarımızı sürdürmemiz emri verdi&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Yeltsin istifa edecek mi?</strong></p>
<p>18 Ekim 1998</p>
<p>Sağlık durumu gün geçtikçe bozulan Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in 2000 yılında yapılacak başkanlık seçimlerine kadar görevini sürdürüp sürdüremeyeceği konusundaki tartışmalar, ekonomik krizi atlatamayan Rusya&#8217;nın siyasi gündemini değiştirdi. Ülkede, Federasyon Konseyi&#8217;nden Duma&#8217;ya, siyasi partilerden başkanın yakın dostlarına kadar herkes Yeltsin&#8217;in sağlık durumunu gerekçe göstererek siyasetten çekilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor. Ancak Rusya&#8217;nın 67 yaşındaki lideri, kendisi ile ilgili yapılan tartışmalara katılmayarak sessizliğini koruyor. Orta Asya gezisi sırasında rahatsızlanarak Moskova&#8217;ya dönmek zorunda kalan 67 yaşındaki Rusya Devlet Başkanı doktorların tüm tavsiyelerine rağmen Kremlin&#8217;e gelerek çalışmaya başladı. Anayasa Mahkemesi Başkanlığı&#8217;na yeni atanan Anatoli Sliva&#8217;yı önceki gün Kremlin&#8217;de kabul eden Yeltsin&#8217;in yüzündeki donuk ifade bu toplantı süresince de göze çarptı. Kremlin&#8217;in sözcüsü Dimitri Yakuşkin, başkanın sağlığında bir anormallik olmadığını, kendisinin Orta Asya gezisi sırasında soğuk aldığını söyledi.</p>
<p>Rusya&#8217;nın en güçlü siyasi isimlerinden biri olan Moskova Belediye Başkanı Yuri Lujkov da ilk kez Yeltsin&#8217;in istifa etmesi gerektiğini dile getirdi. Yeltsin&#8217;i siyasi iktidarı boyunca destekleyen Lujkov, &#8220;Devlet Başkanı&#8217;nın sağlık sorunları onun görevini ciddi bir biçimde etkiliyor. Kendisi bu görevden ayrılmalı ve sağlığının başkanlık görevini sürdürmesine engel olduğunu kamuoyuna inkâr açıklamalıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Lujkov&#8217;un bu beklenmedik çıkışı siyasi gözlemciler arasında &#8216;sürpriz bir açıklama&#8217; olarak yorumlandı. Moskova Siyasi Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Yuri Korgunyuk, 2000 yılında yapılacak başkanlık seçimleri için en güçlü adaylardan biri olan Lujkov&#8217;un Yeltsin&#8217;i artık siyasi rakip olarak görmediğini belirterek, &#8220;Lujkov, bugüne dek Yeltsin ile ilişkilerinde çok dikkatli davranan bir politikacıdır. Ancak artık o bile başkanın siyasi gücünü tükettiğini görüyor&#8221; dedi. Korgunyuk, yapılan kamuoyu yoklamalarında başkanlık seçimlerine en güçlü aday olduğu ortaya çıkan Lujkov&#8217;a Rus halkının yüzde 42&#8242;sini, yeni başkanları gözüyle baktığını da sözlerine ekledi. Haftalık Obshçaya gazetesine bir demeç veren Lujkov yakın bir gelecekte merkezde yeni bir parti kuracağını ve partinin ilk toplantısını kasım ayında yapacağını belirtti.</p>
<p><strong>Odinsova kasabası sakin</strong></p>
<p>22 Ekim 1998</p>
<p>Başbakan Mesut Yılmaz&#8217;ın, &#8220;Apo Rusya&#8217;da&#8221; şeklindeki açıklamasıyla gözler Þam&#8217;dan sonra Moskova&#8217;ya çevrildi. Moskova&#8217;nın sayfiye yerlerinden biri olan bu sakin kasaba, gerçekten Abdullah Öcalan&#8217;ı ağırlıyor mu? Bu sorunun yanıtını aramak amacıyla Odintsova&#8217;ya yaptığımız incelemelerde, 40 bin nüfuslu kasabada göze çarpan tek şey olağanüstü sakinliğiydi. Moskova&#8217;nın 30 kilometre batısında yeralan kasaba, Rusların &#8216;daça&#8217; adını verdikleri sayfiye evleriyle de tanınan bir uydu kent.Başbakan Yılmaz&#8217;ın açıklamasıyla bir anda &#8216;hedef&#8217; haline gelen kasabanın caddelerine dün de sessizlik hâkimdi. Kasabada dolaştığımız süre içinde olağanüstü güvenlik önlemleri göze çarpmadı. Rutin polis kontrollerinin azlığı dikkat çekiciydi. Moskova&#8217;yı batı bölgelerine bağlayan Majoskoye adlı karayolu üzerindeki kasabada Türk nüfusu da yok denecek kadar az. Konuştuğumuz tüm kasaba sakinleri Odintsova&#8217;nın sakinliğine ve temiz havasına dikkat çekiyor ve kasabalarında herkesin birbirini tanıdığını ve yabancıların bu sakinlik yüzünden Odinstova&#8217;yı tercih etmediklerini söylüyor. Kısacası Abdullah Öcalan&#8217;ın nasıl ve hangi yolla Moskova&#8217;nın bu sakin kasabasına geldiği ve neden Odintsova&#8217;yı seçtiği yolundaki sorulara cevap bulmak güç.</p>
<p><strong>Yılmaz&#8217;dan Apo için Primakov&#8217;a mektup</strong></p>
<p>24 Ekim 1998</p>
<p>PKK lideri Abdullah Öcalan&#8217;ın Moskova&#8217;da kaldığının belirlenmesi üzerine Başbakan Mesut Yılmaz&#8217;ın Rusya Başbakanı Yevgeni Primakov&#8217;a 21 Ekim tarihinde bir mektup gönderdiği ve Öcalan&#8217;ın Moskova yakınlarındaki Odinstovo kasabasında kaldığının belirlendiğini ilettiği öğrenildi. Primakov&#8217;un, Yılmaz&#8217;ın mektubu üzerine Öcalan konusuyla bizzat ilgilendiği ve ilgili devlet kuruluşlarına konunun acilen araştırılması emrini verdiği belirtildi.</p>
<p>Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vladimir Rahmanin, dün düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Yılmaz tarafından 21 Ekim&#8217;de Rus meslektaşı Primakov&#8217;a konuyla ilgili bir mektup gönderildiğini açıkladı. Rahmanin, &#8220;Primakov, bu mektubu alır almaz ilgili devlet kuruluşlarına emir vererek, konunun acilen araştırılmasını istedi. Sonuç alınır alınmaz, Türkiye bilgilendirilecektir&#8221; dedi.</p>
<p>Rahmanin, mektubun içeriği konusunda bir açıklama yapamayacağını belirterek, &#8220;Bu iki ülke başbakanı arasındaki diplomatik bir yazışmadır ve mektubun içeriğini sadece iki başbakan bilebilir. İçerik konusunda başbakanımız tarafından bakanlığımıza herhangi bir bilgi ulaşmadı&#8221; dedi. Primakov&#8217;un Öcalan konusuyla yakından ilgilendiğini belirten Rahmanin, Öcalan konusunun iki ülke arasındaki ilişkileri bozmayacağını, konunun diplomatik yoldan incelendiğini söyledi.</p>
<p><strong>Duma&#8217;nın Apo ayıbı</strong></p>
<p>5 Kasim 1998</p>
<p>PKK&#8217;lı terörist Abdullah Öcalan, Rusya&#8217;dan resmi sığınma hakkı talebinde bulunurken, Rusya Parlamentosu&#8217;nun alt kanadı Duma, dün bu talebin kabul edilmesi için Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;e çağrı yapan bir tasarıyı kabul etti. Abdullah Öcalan, sığınma başvurusu için Duma&#8217;ya 30 Ekim tarihli ve Rusça kaleme alınmış bir mektup yazdı. Duma&#8217;da tasarı oylanmadan önce okunan mektupta Öcalan, &#8220;Rusya Federasyonu&#8217;nun, geçerli uluslararası hukuk normları ve Rus mevzuatına göre, bana, Rusya Federasyonu&#8217;nda siyasi sığınma verilmesini resmen istiyorum&#8221; dedi. Öcalan&#8217;ın mektubunda, &#8220;Bölgedeki karışık durum nedeniyle karargâhımdan ayrılmak yönünde acil bir karar almak zorunda kaldım&#8221; ifadeleri dikkat çekti. Öcalan mektupta, &#8220;Her zaman Moskova&#8217;ya gelmeyi istiyordum, şimdi de istiyorum&#8221; derken, geçen yıl Rusya&#8217;ya bir ziyaret yapmaya çalıştığını belirten sözleri de yer aldı.</p>
<p>Duma&#8217;da 11 milletvekilinin imzasıyla hazırlanan ve Yeltsin&#8217;e, Öcalan&#8217;a siyasi sığınma hakkı verilmesi konusunda başvuru yapılmasını öngören tasarı dün sabah yapılan bir oylamayla önce Genel kurulun gündemine alındı, ardından da oya sunuldu. Tasarı, 450 üyeli Duma&#8217;da</p>
<p>298 olumlu, bir çekimser ve bir de aleyhte oyla kabul edildi. Tasarıda, Türkiye de ağır bir dille eleştirilerek, &#8216;uluslararası toplumun Kürt sorununun barışçı siyasi çözümü yönündeki isteklerini görmezden gelmeyi sürdürmek&#8217;le suçlandı.</p>
<p>Rusya, daha önce yaptığı açıklamalarda elinde Öcalan&#8217;ın nerede olduğuna dair bir bilgi bulunmadığını bildirmişti. Başbakan Mesut Yılmaz, geçen hafta Rusya&#8217;dan Öcalan&#8217;ın Rusya Federasyonu içinde barındırılmayacağına dair yazılı bir söz aldığını açıklamıştı.</p>
<p>Bağlayıcı değil</p>
<p>Siyasi gözlemciler Duma&#8217;nın bu kararının Yeltsin&#8217;i ve hükümeti bağlayıcı bir nitelik taşımadığını belirtiyor. Duma&#8217;nın bu kararla Primakov hükümetini Türkiye karşısında zor duruma düşürmeyi hesapladığı kaydediliyor. Duma&#8217;nın her konuda karşı çıktığı Yeltsin&#8217;e başvurmasının da konuya siyasi boyut katma amacı taşıdığı belirtiliyor. Yeltsin&#8217;in bu başvuruya yanıt verip vermeyeceği ise merakla bekleniyor. Moskova kulislerinde, sağlık durumu gittikçe kötüye giden Yeltsin&#8217;in Duma&#8217;nın bu başvurusuna ilgi göstermeyeceği ve konuyu hükümet politikası düzeyine getirmeyeceği konuşuluyor.</p>
<p>Sürpriz olmadı</p>
<p>PKK liderinin Moskova&#8217;da olduğu iddialarını yanıtlamaktan kaçınan Rusya&#8217;da Duma&#8217;dan bu kararın çıkması sürpriz olmadı. PKK&#8217;ya sempati duyan ve Türkiye&#8217;nin Güneydoğu politikasını her fırsatta eleştiren bir grup milletvekili, tasarının ön hazırlıklarına yaklaşık iki hafta önce başlamıştı. Duma&#8217;da PKK&#8217;ya sempati duyan kesimin başını Jeopolitik Komitesi çekiyor. PKK liderinin Rusya temsilcisi Mahir Vellat ile de yakın ilişkileri olan bu komite özellikle Öcalan&#8217;ın Moskova&#8217;da olduğunun belirlenmesi üzerine Türkiye aleyhtarı bazı faaliyetlerde bulunmuştu. Bazı komünist parti milletvekillerinin de desteğini alan bu komite geçtiğimiz hafta PKK temsilcisi Vellat&#8217;ı Duma&#8217;ya davet ederek bir toplantı düzenlemesi için girişimlerde bulunmuştu. Türkiye ile Rusya arasında ciddi bir diplomatik krize neden olabilecek bu toplantı son anda iptal edilmiş ve Öcalan&#8217;ın açıklamalarının okunacağı &#8216;Türk-Kürt Sorununa Barışçıl İnisiyatifler&#8217; adlı panel ileri bir tarihe ertelenmişti.</p>
<p>Duma&#8217;dan çıkan kararın iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin de geleceğini belirleyecek nitelikte olduğu belirtiliyor.</p>
<p><strong>Rusya&#8217;da Bolşevik nostalji</strong></p>
<p>Devrimin 81. yıldönümü gösterilerine beklenen ilgi olmadı. Komünist Parti, tüm çabalarına rağmen Moskova&#8217;da yüz binlerce kişiyi meydanlarda toplayamazken, sendikalar da düzenlenen yürüyüşe katılmadı</p>
<p>8 Kasim 1998</p>
<p>Rusya&#8217;da 1917&#8242;deki Bolşevik Devrimi&#8217;nin 81. yıldönümü başkent Moskova&#8217;da ve diğer kentlerde yürüyüş ve gösterilerle anıldı. Ancak komünist rejimin yıkılmasından sonraki en kötü ekonomik krizle boğuşan halkın çoğunluğunun kayıtsız kalması nedeniyle, yapılan yürüyüşler geçmişe özlem duyan birkaç bin kişinin katılımıyla sınırlı kaldı ve Sovyet dönemindeki görkemine ulaşamadı.</p>
<p>Sendikalar, dün yapılan gösterilere yüz binlerce kişinin katılımını sağlamak için Komünist Parti ile el ele verse de kendileri gösterilere katılmadı. Çoğunu yaşlıların oluşturduğu sertlik yanlısı muhalifler Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;i affetmeye hiç niyetli olmadıklarını protestolarıyla gözler önüne serdi. Moskova&#8217;da Kremlin Sarayı yakınlarında düzenlenen gösteride, halk arasında Yeltsin&#8217;in görevinden alınmasını talep eden bir imza kampanyası da başlatıldı. Komünist Parti lideri Gennadi Züganov, Lubyanka Meydanı&#8217;nında 8 bin kadar taraftarına seslendiği konuşmada parlamentoda Yeltsin&#8217;i görevden alma yönünde bir girişim başlatılması için çalışacağını belirtti. Moskova&#8217;daki gösteri için yaklaşık 2 bin polis görevlendirildi, ancak belirli bir güzergâhta sürerken Lubyanka Meydanı&#8217;nda mitinge dönüştürülen eylemde, polis ve göstericiler arasında uyum olduğu gözlendi. Son zamanlarda yapılan bir kamuoyu yoklaması Rus halkının yalnızca yüzde 13&#8242;ünün komünist ideolojiye inandığını ortaya koydu.</p>
<p><strong>Rusya ne yapacağını şaşırdı</strong></p>
<p>6 Kasim 1998 Cuma</p>
<p>Rusya Parlamentosu&#8217;nun alt kanadı Duma&#8217;nın PKK&#8217;lı terörist Abdullah Öcalan&#8217;a kucak açmasının ardından gözler Rus hükümet yetkililerinin açıklamalarına çevrildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vladimir Rahmanin, dün düzenlediği basın toplantısında, Duma&#8217;nın kararıyla ilgili önceden hazırlanmış bir metni okudu. Rahmanin, &#8220;Konuyla ilgili yeni bir şey yok. Duma&#8217;nın başvurusu yasal prosedürler çerçevesinde ele alınır. Dışişleri Bakanımız İgor İvanov&#8217;un Türkiye ziyareti sırasında Başbakan Mesut Yılmaz&#8217;a verdiği sözler hâlâ geçerlidir&#8221; dedi. Rahmanin, toplantının ardından Türk gazetecilerin soruları üzerine, &#8216;Rusya&#8217;nın Öcalan&#8217;a topraklarında barınma olanağı vermeyeceği&#8217; garantisi üzerine belirsiz ifadeler kullandı. Rahmanin, &#8220;Rusya, Türkiye&#8217;ye teminat vermişti. Bu değişti mi?&#8221; sorusuna, &#8220;Sorunuz varsayıma dayanıyor&#8221; yanıtını verdi. Rahmanin Öcalan&#8217;ın Rusya&#8217;da bulunduğuna ilişkin resmi makamların elinde bilgi olmadığını da yineledi.</p>
<p>Rusya İçişleri Bakanı Sergei</p>
<p>Stepaşin ise Öcalan&#8217;a siyasi sığınma hakkı verilmeyeceğini söyledi. Stepaşin, Devlet Başkanı Yeltsin&#8217;in de bu görüşte olduğunu kaydetti. Stepaşin, Duma&#8217;nın kararına ilişkin olarak da, &#8220;Duma, istediğini söylemekte özgürdür. Ancak bir kişinin siyasi sığınma hakkı alıp almamasına Duma karar vermez&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yasalara aykırı</p>
<p>Öcalan&#8217;ın Duma&#8217;dan istediği resmi siyasi sığınma talebinin mültecileri ilgilendiren uluslararası yasalara aykırı olduğu ortaya çıktı. Rusya Dışişleri Bakanlığı dün Öcalan&#8217;ın sığınma hakkıyla ilgili olarak kendilerine talepte bulunmadığını açıkladı. Diplomatik prosedüre göre siyasi mülteci sıfatıyla bir başka ülkeye başvuran bir kişinin o ülkenin konsolosloğuna ya da dışişleri bakanlığına başvuruda bulunması gerekiyor.</p>
<p>Duma&#8217;nın kararının, parlamentonun üst kanadı Federasyon Konseyi&#8217;nde oylanması gerekmiyor. Karar, &#8216;Yeltsin&#8217;e çağrı&#8217; niteliği taşıyor ve devlet organlarını bağlamıyor. Rusya yürütme organlarının Öcalan&#8217;a siyasi mülteci hakkı tanınmasına sıcak bakmadığı belirtiliyor.</p>
<p>Diplomatik kaynaklar, Öcalan&#8217;ın siyasi sığınma talebiyle daha önce de Rusya yönetimine başvurduğunu, ancak hükümetin aceleci davranmadığını belirtti. Rusya&#8217;nın böyle bir nedenle Türkiye&#8217;yi gözden çıkarmak istemeyeceğine dikkat çeken çevreler Rusya Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın Duma&#8217;nın aldığı karardan duyduğu gizli memnuniyetsizliği de dile getirdiler.</p>
<p><strong>Moskova&#8217;da silah pazarı kavgası</strong></p>
<p>7 Aralik 1998 Pazartesi</p>
<p>&#8216;Made in Russia&#8217; etiketli ürünler dünya pazarlarında pek ilgi görmez. &#8216;Teknoloji fakiri&#8217; Rusya&#8217;nın ihraç ettiği ürünler hammadde ve yakıtın dışında yok denecek kadar azdır. Ancak bu etiket herhangi bir silahın üzerinde bulunuyorsa o zaman iş değişir. Bu etiketi taşıyan bir silahın güvenilirliği herkesçe kabul edilir. Ekonomik kriz nedeniyle zor günler yaşayan Rusya&#8217;nın en büyük gelir kalemlerinden olan silah ticaretinde bugünlerde ciddi sıkıntı yaşanıyor. Bir yandan satışların azalması, diğer yandan hükümetin silah pazarındaki etkisini artırmak istemesinden kaynaklanan sorunlar dünyanın ikinci büyük silah ihracatçısını kara kara düşündürüyor.</p>
<p>Hükümet, satışların azalmasında Rusya&#8217;nın en büyük silah ihracatçısı olan Rosvoorujeniye şirketinin yöneticilerini sorumlu tutarken, sektöre müdahaleyi tartışıyor. Bugün, 1991&#8242;deki satışlarının sadece yüzde 10&#8242;unu gerçekleştirebilen Rus silah pazarındaki tartışmaların yeni bir siyasi krize dönüşebileceği belirtiliyor.</p>
<p>Savunma sanayii için ayrılan bütçenin 1998&#8242;de bir önceki yıla oranla 27 milyar rubleden 15 milyar rubleye düşmesine silah üreticilerinin zarar etmesi de eklendiğinde sektörde yeni önlemler alınması zorunlu görünüyor. Bunların başında değişik silahları üreten şirketlerin birleştirilmesi ve 2 milyonu bulan silah işçisi sayısının 900 bine çekilmesi geliyor.</p>
<p>1997&#8242;de silah satışından elde edilen gelirin düşmesinden rahatsız olan hükümet, sektörün sorunlarını masaya yatırdı. Başbakan Yevgeni Primakov, olup biteni araştırmak için hükümette en çok güvendiği kişiyi, Başbakan Yardımcısı Yuri Maşlukov&#8217;u görevlendirdi. Maşlukov, haftalar süren çalışmasının sonuçlarını geçenlerde açıkladı. Maşlukov, Rosvoorujeniye&#8217;ye bütçeden ayrılan paranın yeniden artırılması gerektiğini belirtti ve tüm şimşekleri üzerine çekti. Maşlukov&#8217;un, bir gazeteye demecinde şirketi hedef göstererek, &#8220;Üst düzey yöneticilerden yeterli verimi alamıyoruz&#8221; diyince, şirketin Genel Müdürü Yevgeni Ananyev&#8217;den şu yanıt geldi: &#8220;Sorun atışlarımızdaki başarısızlık değil, dünya pazarında bizim dışımızda gelişen faktörlerdir.&#8221;</p>
<p>S-300&#8242;lerin satıcısı</p>
<p>Rosvoorujeniye ismine aslında Türkiye hiç de yabancı değil. Kıbrıs Rum Yönetimi&#8217;ne S-300 füzelerini pazarlayan şirket, aynı zamanda Rusya&#8217;nın silah satışını da neredeyse tek başına yönetiyor. Þirket özerk bir yapıya sahip ve Kremlin&#8217;le sıkı ilişkileri var. Viktor Çernomırdin&#8217;in başbakanlığında en rahat günlerini yaşayan şirket, Çernomırdin&#8217;in görevinden ayrılmasıyla bir anlamda öksüz kaldı. Ekonomik krizle boğuşan Kriyenko hükümetinin şirkete yeterli desteği sağlamaya zamanı olmadı. Primakov&#8217;un başbakan olmasından sonra mali yapısı kontrol altına alınan Rosvoorujeniye&#8217;den silah satışındaki düşüşün hesabı soruldu. Þirket silah siparişlerinin bu yıl 1.6 milyar dolar civarında olduğunu belirterek hükümeti rahatlatmaya çalıştı. Rosvoorujeniye, bu yılki toplam silah satışının 8 milyar dolara ulaşacağının garantisini verse de, Primakov&#8217;un sağ kolu Maşlukov&#8217;u ikna edemedi. Hükümet ile Rosvoorujeniye arasındaki kavganın sonucunu belirleyecek tek isim Devlet Başkanı Boris Yeltsin. Ancak o da hastalığı nedeniyle devlet işlerinden elini çekmiş durumda. Þimdi merakla beklenen Maşlukov&#8217;un krizdeki silah pazarı için nasıl bir çözüm üreteceği&#8230;</p>
<p>Uzmanlar çözümün silah endüstrisinde küçülmeyle aşılabileceği görüşünde. Bu yılın ilk dokuz ayında pazarda yüzde 10 oranında bir küçülmenin önümüzdeki yılda da devam edeceği belirtiliyor. Zaten Maşlukov&#8217;un planı bu küçülmeyi sürdürmek ve yakın bir gelecekte ünlü Rus savaş uçaklarının üreticisi AVPK Sukhoi ile VPK MAPO&#8217;yu tek bir şirket haline getirmek. Ayrıca füze sistemi üreten Splav şirketi ile denizaltıların yapımcısı Tekhnika&#8217;nın da bir çatı altında toplanmasının hesapları yapılıyor.</p>
<p>Güç savaşı</p>
<p>Fakat söz konusu şirketlerin yöneticileri birleşmeden yana değil. Bunun ekonomik olmayacağı görüşündeler. Asıl neden ise sahip oldukları gücü yitirmemek. Maşlukov&#8217;un planlarından biri de silah ihracatının nasıl kontrol edileceği. Halen, 16 Rus silah şirketi kendi satışlarını kendileri yapıyor.</p>
<p>Rusya geçen yıl silah ticaretinden 3.5 milyar dolar kazandı. Hindistan&#8217;a denizaltılar, Kolombiya&#8217;ya savaş helikopterleri sattı. Rusya dünya silah ticaretinin yüzde 14&#8242;ünü elinde bulunduruyor. Bu oran ABD&#8217;nin üçte biri olsa da, Fransa&#8217;dan yüksek.</p>
<p>Sovyet rejiminin en önemli mirası olan savaş endüstrisi artık devlet kontrolünde değil. Devletin yaptığı pazarlıkları artık yeni Ruslar yönetiyor. Ama yeni hükümetin silah politikası öncekilerden biraz farklı. Silah sanayi 2 milyondan fazla kişiyi istihdam ediyor ve Asya krizinin satışları olumsuz etkilediği iddia ediliyor. 1997&#8242;nin silah satışında en düşük gelirin elde edildiği yıl olduğu biliniyor ve 1998&#8242;le ilgili veriler henüz açıklanmadı. Rus yapımı silahların satışı ve elde edilen gelir, Sovyet döneminde en parlak günlerini yaşıyordu. 1990&#8242;da silah ticaretinden elde edilen gelir 15 milyar doları buluyordu. Ancak bu satışın büyük bölümü uydu ülkelere yapıldığından, satıştan elde edilen gelir bu ülkeler tarafından geri ödenmedi. Rejim çöktüğünde silah ticaretinden elde edilen gelir 1992&#8242;de 2.3 milyar dolara kadar düştü. Ancak bu para Rusya Federasyonu&#8217;nun kasasına nakit olarak girdi ve 1996&#8242;da 3.9 milyar dolara kadar yükseldi. Rusya&#8217;nın en çok sattığı silahlar arasında Sukhoi savaş uçakları, denizaltılar ve füzeler yer alıyor. Fakat bu gelir geçtiğimiz yıl 3.5 milyor dolara düşünce şirket yöneticileri başarısızlıkla suçlandı.</p>
<p><strong>Suriye&#8217;ye yeni silahlar</strong></p>
<p>Rusya, Suriye ile gelecek beş yıl içerisinde 2 milyar dolarlık silah<br />
satışıyla ilgili olarak pazarlığa oturdu. İki hafta önce Þam&#8217;a giden Rusya Savunma Bakanı İgor Sergeyev, Suriye ordusunda kullanılan eski model uçak ve tank gibi Rus silahlarının modernizasyonunu önerdi. Rus askeri çevrelerine göre, Suriye, şiddetle ordusunu modernize etmek istiyor. Türkiye ile yaşanan krizde, elindeki eski Sovyet silahlarının hiçbir işe yaramayacağını bildiği için modern Türk ordusu karşısında çaresiz kaldığı bir gerçek.</p>
<p>Rus yetkililer, Suriye&#8217;nin öncelikle, elinde bulunan dört bin Rus yapımı tankı ve 500 savaş uçağını (T72 tankları ve eski MIG serisi uçaklar) acilen elden geçirmeyi istediğini, bu iş için Þam yönetiminin birkaç yüz milyon doları hemen harcamaya hazır olduğunu belirtti. Suriye&#8217;nin uzun vadede de SU-27, T-80 tankları ve S-300 ve benzeri hava savunma silahları gibi, son teknolojik silahlardan satın almak istediği belirtiliyor.</p>
<p>Uzmanlar, iki ülke arasında gelecek beş yıl içinde yapılacak toplam silah ticaretinin hacminin yaklaşık 2 milyar doları bulacağı tahminini yapıyor. Ancak bu ticaretin Ortadoğu barış sürecinin geleceğiyle Türkiye-İsrail ilişkilerinin derecesine bağlı olacağı da kaydediliyor. Rusya-Suriye askeri işbirliği konusunun, Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad&#8217;ın önümüzdeki aylarda Moskova&#8217;ya yapacağı ziyarette de ele alınması bekleniyor. Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, Savunma Bakanı Sergeyev aracılığıyla Esad&#8217;a bir mektup göndermiş ve ilişkilerin<br />
daha geniş bir tabana oturtulmasına hazır olduklarını belirtmişti.</p>
<p><strong>İran&#8217;da korkutan nükleer reaktör</strong></p>
<p>7 Aralik 1998 Pazartesi</p>
<p>ABD ve İsrail&#8217;in nükleer silah üretilebilir savıyla karşı çıktığı İran Körfezi&#8217;ndeki Buşehr reaktöründe Rusya ısrar ediyor. Rusya ile ABD arasında sorun olan 1000 megavat gücündeki nükleer reaktörün ilk ünitesinin 2003 yılında devreye gireceği belirtiliyor.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta nükleer santralın geleceği ile ilgili konularda temaslarda bulunmak amacıyla Tahran&#8217;a resmi bir ziyarette bulunan Rusya Atom Enerjisi Bakanı Yevgeni Adamov, İranlı yetkililerle santralın yapımında anlaştı ve üç santralın daha yapımı konusunda görüş birliğine varıldı. İran&#8217;da yapımı devam eden santralın 3-4.5 milyar dolara mal olacağı belirtiliyor.</p>
<p>Tahran ziyareti sonrası Moskova&#8217;da bir açıklama yapan Adamov, &#8220;Tahran ziyaretimde İranlı yetkililerden bu santralda nükleer silah üretilmeyeceği konusunda güvence aldık&#8221; dedi. Dışişleri Bakanı Igor Ivanov ise, Rusya ile İran arasındaki nükleer enerji imajıyla imzalanan bir protokol var. Buna göre İran tamamen barışçıl amaçlarla nükleer santralın yapımına hız verilmesini istiyor. Santralın yapımında uluslararası sözleşmeleri Rus yetkililer tarafından gözardı edilmesi mümkün değildir&#8221; dedi.</p>
<p>1974 yılında Almanya tarafından yapımına başlanan Buşehr Nükleer Santralı İran-Irak savaşı sırasında hasar almış ve yapımı bir süre ertelenmişti. Amerika ve İsrail&#8217;in nükleer silah üretileceği endişesiyle karşı çıktığı santralın reaktörlerinin temini Ukrayna tarafından üstlenilmişti. ABD&#8217;nin yoğun baskıları nedeniyle Ukrayna, santralın yapımından vazgeçmiş ve proje Rusya&#8217;ya devredilmişti.</p>
<p><strong>O artık çok hasta</strong></p>
<p>Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in sağlık problemleri Rusya&#8217;da idari sistemin tıkanmasına yol açtı. Görevini sürdüremeyecek kadar rahatsızlanan Yeltsin tedavi nedeniyle iki haftalığına Kremlin&#8217;i terk etti. Kremlin, Yeltsin&#8217;in artık eskisi kadar aktif olamayacağını dün resmen açıkladı. Kremlin Sözcüsü Dmitry Yakuşkin, Yeltsin&#8217;in doktorlarını dinlemeyerek çalışmalarına devam ettiğini ve bu durum nedeniyle Başkan&#8217;ın sağlığını daha da kötüye gittiğini söyledi. Yeltsin&#8217;in sağ kolu olarak bilinen Oleg Susuyev de, &#8220;Başkan artık hükümetle yakından ilgilenemeyecek, günlük ekonomik sorunlara kafasını yormayacak. Ancak durumu anayasal görevlerini yerine getiremeyecek kadar kötü değil&#8221; dedi. Ortaya çıkan boşluk şimdilik Başbakan Yevgeni Primakov tarafından dolduruluyor. 2000 yılında görev süresi sona erecek devlet başkanının bu süreye kadar koltuğunda kalıp kalamayacağı ise ülkede en çok konuşulan konu haline geldi. Sağlık sorunlarını gerekçe göstererek iki hafta önce Asya gezisini yarıda kesen Yeltsin, son olarak Avusturya ziyaretini de aynı gerekçeyle iptal etti. Yeltsin&#8217;i temsilen Avrupa Birliği toplantısına Başbakan Yevgeni Primakov katıldı. Primakov&#8217;un önümüzdeki günlerde Rusya&#8217;nın siyasetinde daha aktif olacağı belirtiliyor. Siyasi kulislerde Primakov&#8217;un adı devlet başkanı yardımcısı olarak anılıyor. Yeltsin sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kalırsa başbakan ülkeyi erken seçimlere kadar devlet başkanı olarak yönetecek.</p>
<p>Muhalefet kolları sıvadı</p>
<p>Boris Yeltsin&#8217;e istifa baskısını artıran muhalefet 2000 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçimleri için şimdiden kolları sıvadı. Devlet başkanlığı seçimleri için Moskova Belediye Başkanı Yuri Lujkov ile Krasnoyarsk Valisi Alexander Lebed, resmen adaylığını ilan etti. Komünist Parti lideri Gennadi Züganov, Yeltsin&#8217;in kendi isteğiyle görevi terk etmesi gerektiğini belirterek &#8220;İstifa etmelidir ancak o bunu yapacak iradeye sahip değil&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Rusya&#8217;da gizli devalüasyon</strong></p>
<p>18 Agustos 1998 Sali</p>
<p>MOSKOVA &#8211; Rusya&#8217;yı bir süredir etkileyen, ekonomik kriz dün Rusya Merkez Bankası&#8217;nın aldığı bir dizi kararla daha da büyüdü. Merkez Bankası&#8217;ndan sabah erken saatlerde yapılan açıklamada Rusya&#8217;nın 90 gün süreyle dış borçlarını ödemeyi ertelediğini ve rublenin dolar karşısında değer kaybetmesini önlemek için yıl sonuna kadar 6.3 olması hesaplanan döviz koridorunu 9.5&#8242;a çıkarıldığını açıkladı. Merkez Bankası yabancı kuruluşların kısa süreli borsa işlemlerini de durdurdu. Bu arada faiz oranlarına da müdahale eden Rusya Merkez Bankası gecelik faiz oranlarını yüzde 150&#8242;den yüzde 250&#8242;ye çıkardığını açıkladı. Alınan şok kararlar sonrasında Moskova Borsası yüzde 6.5 değer kaybederken para birimi rublenin bir günlük değer kaybı ise yüzde 15&#8242;lere ulaştı.</p>
<p>Bir süredir devalüasyon söylentileriyle çalkalanan Rus ekonomisi Merkez Bankası&#8217;nın aldığı bu kararla sarsıldı. Finansa çevreleri kararı devalüasyon olarak yorumlarken Başbakan Sergei Kriyenko merkez bankasının bu kararının devalüasyon olmadığını açıkladı. Gelişmelerle ilgili olarak hükümetin 19 Ağustos&#8217;ta ayrıntılı bir açıklama yapacağı belirtildi.</p>
<p>Rus borsası çöktü</p>
<p>Rusya Merkez Bankası&#8217;nın dün sabah saatlerinde yaptığı bu kısa açıklama hemen borsaya ve para piyasalarına yansıdı. Moskova Borsası&#8217;ndan ilk seansta yüzde 8,5 oranında bir düşüş yaşanırken bankalararası piyasada işlem yapılmadı.</p>
<p>Açıklamadan sonra Moskova Borsası&#8217;nda özellikle devlet destekli şirketlerin hisselerinde düşüş yaşandı. Birleşik Enerji Þirketi&#8217;nin hisseleri yüzde 16 değer kaybetti.</p>
<p>Başbakan Kriyenko ve ekonomi kurmaylarıyla Kremlin&#8217;de bir toplantı yapan Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in açıklama yapması bekleniyor.</p>
<p>Merkez Bankasının aldığı bu kararın hafta sonu gerçekleştirilen Yeltsin &#8211; Clinton görüşmesinin hemen ardından gelmesi Rusya&#8217;da batının ekonomik istikrar konusunda uyguladığı baskının gücü olarak yorumlanıyor.</p>
<p>Bu arada Rusya&#8217;da yaşanan gelişmeler halkı da yakından ilgilendiriyor. Sabah saatlerinde yaşanan panik havasından sonra döviz büroları bir süre dolar bozmadı. Uzun bir süre 6.2 dolayında seyreden ABD dolar döviz bürolarında öğle saatlerinde 7 rublenin üzerine çıktı.</p>
<p>Rusya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Denis Kiseylov&#8217;un Rusya&#8217;nın döviz rejimini değiştirmeyeceği yolundaki açıklamalarına karşın merkez bankasının aldığı son karar rus finans çevrelerinde &#8216;Rusya&#8217;nın devalüasyona teslim olması&#8217; şeklinde yorumlanıyor.</p>
<p>&#8216;Bu devalüasyon değil&#8217;</p>
<p>Rusya Başbakanı Sergei Kiriyenko, kur politikasındaki değişikliklerin devalüasyon anlamına gelmediğini söyledi. Kiriyenko, dış borç ödemelerindeki 90 günlük moratoryumun iflas olmadığını da sözlerine ekledi. Yetkililer, sanayiyi desteklemek ve ekonomiyi spekülatörlerden korumayı amaçladıklarını söyledi.</p>
<p>Borcumuzu ödeyeceğiz</p>
<p>Rusya&#8217;nın dış borçlarla ilgili kuruluşu Vheshekonombank (VEB) hükümet ve merkez bankasının dün açıkladıkları 90 günlük moratoryum gibi önlemlerin federal dış borçları kapsamadığını bildirdi. VEB&#8217;in açıklamasında, &#8220;Rusya dış borçlarını plana uygun olarak yerine getirilmektedir.&#8221; denildi.</p>
<p>Ajanslar farklı yorumladı</p>
<p>Uluslararası haber ajansları da kararları, özellikle rublenin değeriyle ilgili kararı, farklı yorumladılar. Amerikan AP ajansı gelişmeleri &#8220;Rusya&#8217;da devalüasyon&#8221; başlığıyla verirken, İngiliz Reuters ajansı &#8220;Rus para politikasında sert değişiklik&#8221; deyimini tercih etti. Fransız AFP ajansı da, &#8220;kararların fiilen devalüasyon anlamına geldiğini&#8221; belirtmekle birlikte, bu sözcüğü kullanmaktan kaçındı.</p>
<p><strong>Brejnev adı yeniden sahnede</strong></p>
<p>19 Ekim 1998 Pazartesi</p>
<p>Rusya&#8217;nın istikrarsız siyasi ortamında Brejnev&#8217;in kurduğu partinin komünist ideolojiye meyilli olacağı, ancak kapitalist düzeni de inkâr etmeyeceği belirtildi. Brejnev, yaptığı açıklamada Rusya&#8217;da mevcut siyasi gelişmelerin halkı umutsuzluğa sürüklediğini, amaçlarının ülkeyi Sovyetler Birliği&#8217;nin 1970&#8242;lerdeki eski güçlü günlerine tekrar döndürmek olduğunu belirterek, &#8220;O günlere özlem duyan çok sayıda insanın beklentilerini yerine getireceğiz. Ancak bunu gerçekleştirebilmemiz için yeni neslin oylarına da ihtiyacımız var&#8221; dedi.</p>
<p>Komünist nostalji</p>
<p>Siyasi gözlemciler, Brejnev&#8217;in kurduğu yeni partinin ve temsil ettiği görüşün geçmişi özlemle anan, nostaljiyi arayan yaşlı kesime hitap ettiğini, partinin Rusya&#8217;nın yeni nesli tarafından itibar görmeyeceğini belirtiyor. Brejnev adının özellikle işçi kesiminde olumlu bir izlenim bıraktığı ve mevcut Komünist Parti&#8217;nin politikasından hoşnut olmayanların Brejnev&#8217;in partisine kayabileceği belirtiliyor.</p>
<p>30 Eylül tarihinde Adalet Bakanlığı&#8217;nca tescil edilen Brejnev&#8217;in, &#8216;Rus Komünist Sosyal ve Siyasi Harekâtı&#8217; adlı partisinin Rusya&#8217;nın 47 bölgesinde 5 bin üyesi bulunduğu açıklandı.</p>
<p>Komünist ideolojiyi halen savunduğunu, ancak değişen dünya düzeninde komünizmin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünen Brejnev, Marx, Engels ve Lenin&#8217;in çalışmalarında özel mülkiyetin olumsuzluğuna dair bir söylem bulunmadığını belirtti, ancak anahtar sektörlerin devlet tarafından yönetilmesi gerektiğinin de altını çizdi. Brejnev, dedesi Leonid Brejnev&#8217;in kendisine yüklü miktarda bir servet bıraktığı yolundaki iddiaları reddetti ve &#8220;Benim Rembrandt tablolarım, araba koleksiyonlarım, adalarım ya da altınlarım yok. Dedemden bana kalan tek şey bugün onurla taşıdığım ona ait madalyalardır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Demokrasi tutkunu milletvekili öldürüldü</strong></p>
<p>22 Kasim 1998 Pazar</p>
<p>Rusya&#8217;da 2000 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerine katılmayı planlayan liberal bir milletvekili önceki gün St. Petersburg&#8217;da öldürüldü. Parlamentonun alt kanadı Duma&#8217;nın en dikkate değer kadın üyelerinden biri olan Galina Starovoytova&#8217;nın, oturduğu apartmanın girişinde saldırıya uğradığı belirtildi. Polis kanlar içindeki cesedi bulan bir kişinin ambulans çağırdığını açıkladı.</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, &#8216;demokrasi tutkunu&#8217; olarak tanımladığı Starovoytova&#8217;nın öldürülmesiyle ilgili soruşturmayı bizzat denetleyeceğini söyledi. Polis siyasi bir cinayet olasılığını göz ardı etmiyor. Eski başbakanlardan Yegor Gaydar da, bu yöndeki kuşkuları doğrularcasına Starovoytova&#8217;nın &#8216;Rusya&#8217;da demokrasinin mümkün olduğu tezini kanıtlamaya çalıştığını&#8217; ve bunu hayatıyla ödediğini söyledi.</p>
<p>Interfaks haber ajansı, bir toplantıya katılmak üzere St. Petersburg&#8217;da bulunan Starovoytova&#8217;nın danışmanı Ruslan Linkov&#8217;un da ağır yaralandığını bildirdi. Hastaneye kaldırılan Linkov&#8217;un başından yaralandığını ve durumunun kritik olduğu belirtildi. Polis cinayetin iki kişi tarafından işlendiğini açıklarken, Itar-Tass ajansı olay yerinde susturucu takılmış bir silahla, bir otomatik tüfeğin bulunduğunu duyurdu. İçişleri Bakanı Sergey Stepaşin apar topar St. Petersburg&#8217;a gitti.</p>
<p>Demokratik Rusya Partisi üyesi Starovoytova 1996&#8242;da devlet başkanlığı seçimlerine katılmak istemiş, ancak teknik nedenler yüzünden bunu başaramamıştı. Starovoytova 2000 yılında yeniden aday olacağını açıklamıştı.</p>
<p><strong>Krize rağmen Ramstore</strong></p>
<p>27 Kasim 1998 Cuma</p>
<p>Rusya&#8217;daki krizden daha da büyüyerek çıkan Migros bir yıl aradan sonra ikinci hipermarketi Moskova&#8217;da açtı. 32 bin metrekarelik alana kurulu Ramstore, Beylikdüzü&#8217;ndekinin ardından Migros&#8217;un ikinci büyük, Rusya&#8217;nın ise en büyük mağazası unvanını kazandı. Enka&#8217;nın yedi ayda tamamladığı mağaza 45 milyon dolara mal oldu. Ramstore&#8217;un bir başka özelliği de kredilerin kısıldığı bir ortamda Dünya Bankası&#8217;ndan 30 milyon dolarlık krediyi almış olması.</p>
<p>Moskova&#8217;daki ikinci Ramstore&#8217;un dün yapılan açılış töreninde buluşan Moskova Belediye Başkanı Yuri Lujkov, Türkiye&#8217;nin Moskova Büyükelçisi Nabi Þensoy, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç ve Enka Yönetim Kurulu Başkanı Þarık Tara yaptıkları konuşmaların ardından Moskova&#8217;nın en modern alışveriş merkezini hizmete açtı. Törene Koç Ailesi, Koç Holding, Enka Holding, Migros ve Ram yetkilileri katıldı.</p>
<p>Moskova&#8217;nın imajını yükseltti</p>
<p>Devlet Bakanlığı seçimlerinin en önemli adaylarıdan Moskova Belediye Başkanı Yuri Lujkov, açılış töreninde yaptığı konuşmada, mağazanın Moskova&#8217;nın imajını yükselttiğini belirtti. Koç Holding ve Migros Türk Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç ise 1996 yılında ilk Ramstore&#8217;un açıldığını ve yeni Ramstore yatırımları hedefinin hızla gerçekleştirilmesinden duyduğu mutluluğu belirtti. Moskova&#8217;da perakende sektöründe yatırımların süreceği konusunda kararlılığını belirten Koç, gelecek yıl Moskova&#8217;da üçüncü Ramstore Alışveriş Merkezi&#8217;nin ve 2000 yılına girerken dördüncü Ramstore&#8217;un hedeflendiğini belirtti.</p>
<p>Rusya&#8217;nın yaşanan krizden güçlenerek çıkacağına inandığını ifade eden Koç, 1997-98 yılında Rusya&#8217;ya sadece Ramstore&#8217;lar için 100 milyon dolarlık yatırım yapıldığını belirtti. Tören sonrasında Rahmi Koç, Þarık Tara ile beraber IFC ile 30 milyon dolarlık kredi anlaşmasını imzaladı. Yeni hipermarket inşaatı için kullanılacak bu kredi, 10 yıl geri ödemeli. Moskova&#8217;nın Maryina Roscha bölgesinde yer alan Ramstore Alışveriş Merkezi, içinde bulunan hipermarket, 80 ihtisas mağazası, fast food restoranlar, 700 kişilik dört sinema salonu ile eğlence ve aktivite merkezinden oluşuyor.</p>
<p>Ramstore Genel Müdürü Aziz Bulgu&#8217;ya göre, çokuluslu şirketler &#8216;risk hesabı&#8217; yaparken, Ramstore ilk olmanın avantajıyla köşe başlarını tuttu. Gelecek yıl üçüncü hipermarketin temelinin atılacağını belirten Bulgu şunları dedi:</p>
<p>&#8220;Ilk mağazamızı bir yıl önce açtığımızda, Batılı hipermarket zincirleri bizi şaşkınlıkla izliyordu. &#8216;Rusya çok riskli bir pazar. Böylesi bir yatırımı nasıl göze alıyorsunuz&#8217; diyorlardı. Biz 3-4 milyon dolar harcayıp, Moskova&#8217;nın ilk çağdaş alışveriş merkezini açtık. Kriz süresince, sadece eylül ayında satışlarımız çok ciddi oranda düştü. Ruble yüzde 100&#8242;den fazla değer kaybetti. Ama şimdi işler yolunda. Saatte 1000 kişi Ramstore&#8217;a alışveriş için geliyor. Hatta reel olarak yüzde 20 büyüme sağladık. Çünkü halk artık parasını daha dikkatli harcamak zorunda. Ramstore, piyasaya göre daha ucuz ve daha kaliteli. Biz temel tüketim malları satıyoruz. Kriz bizi etkilemez.&#8221;</p>
<p>Birincisine fark attı</p>
<p>Ramstore, imaj sorunu yaşayan Türk ürünlerinin Rusya&#8217;daki vitrinini de oluşturruyor. Hesap makinesi yerine optik okuyucuların kullanldığı ramstore, Rusların alışveriş alışkanlığını da değiştiriyor. Ramstore&#8217;da alışveriş in alışkanlık yarattığını belirten Moskovalı, mağazayı prestij merkezi olarak da tanımlıyor. Moskova&#8217;da açılan ilk Ramstore, 34 milyon dolara malolmuştu. 32 bin metrekare büyüklüğündeki ikinci Ramstore hem metrekare hem de maliyet olarak birincisine fark attı. İkinci Ramstore&#8217;un büyüklüğü birincisinden 12 bin metrekarebüyük, maliyeti ise 11 milyon dolar daha fazla. Yeni Ramstore&#8217;da 40 kasayla hizmet veriliyor.</p>
<p><strong>Programlı darbe tehdidi</strong></p>
<p>12 Temmuz 1998 Pazar</p>
<p>Rusya 1993&#8242;ten bu yana ilk kez darbe söylentileriyle çalkalanıyor. Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;e karşı bazı güçlerin gizli bir çalışma içinde olduklarının açıklanması, ekonomik kriz içinde kıvranan Rusya&#8217;nın yeni bir siyasi krize yöneldiğini gösteriyor. Ordunun üst düzey generalleriyle savunma ve içişleri bakanlarını Kremlin&#8217;e çağıran Yeltsin, askeri yetkililerle bir araya gelerek, kamuoyuna orduyla iyi ilişkilerin sürdürüldüğü mesajını verdi ve darbe girişimlerini sert bir dille yanıtladı. Bütün bunlar Yeltsin&#8217;in darbe girişimlerine karşı planlı bir çalışma içine girdiği şeklinde yorumlandı.</p>
<p>Devlet Başkanı&#8217;nın kararlı açıklamalarının temelinde son günlerde Yeltsin karşıtı eylemlerin artması ve çalışanların içinde bulunduğu ekonomik kriz yatıyor. Ancak uzmanlar ortada daha tehlikeli ve ciddi bir durumun olduğunu belirtiyor. Bugüne kadar kamuoyuna açıklanmayan bu durum, muhalefetteki sol güçlerin sosyal ve politik krizi kitlesel bir kaosa dönüştürerek, iktidarı tabandan gelen baskılarla devirme girişimleri olarak yorumlanıyor. Olayın ilginç boyutu, bu girişimlerin ardında bir süre öncesine kadar Yeltsin&#8217;e yakınlığıyla bilinen nüfuzlu işadamı Boris Berezovski&#8217;nin de adının geçmesi. Yapılan yorumlara göre Berezovski ve çevresindeki finans oligarşisi, Yeltsin karşıtı bir tutum içine girdi. Bu durumu ilk açıklayan Nezavismaya gazetesi oldu. Gazetenin bir yorumunda, programlı bir devlet darbesinden söz edildi. Yorumda uzun zamandır çeşitli kesimlerde konuşulan, fakat kamuoyuna yansımayan Geçici Devlet Konseyi&#8217;nin kurulması planlarından ilk kez söz edildi. Böyle bir konseyin, ülkeyi devlet başkanlığı seçimlerine götürmesinin ve konseyde hiçbir askeri yetkilinin bulunmamasının kararlaştırıldığının altı çizildi. Bu konseyin şu anki anayasal sisteme karşı olduğu da vurgulandı.</p>
<p>Batı&#8217;ya güvence</p>
<p>Yeltsin üst düzey askeri yetkililerle Kremlin&#8217;de yaptığı görüşmeden sonra, iktidarı ele geçirmek için hazırlanan planları ezmek için yeterli güce sahip olduklarını söyledi. Yeltsin Fransa, Almanya ve Britanya liderleriyle telefon görüşmeleri yaparak darbe girişimlerine karşı Batı&#8217;ya &#8216;Her şeye hâkimiz&#8217; mesajı ve Rusya&#8217;da askeri bir darbe olmayacağına dair güvence verdi. Aniden askerlerle yakın ilişkiye giren Yeltsin, ekonomik krizin askeri kuruluşlara yansımayacağı güvencesini vererek, askerlerin ekonomik sorunlarının düzeltileceği vaadinde bulundu.</p>


<p>No related posts.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.remgo.com/11/radikal-gazetesi-moskova-arsivi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
