Yaz güneşinin kavurduğu bir ağustos günü yolumuz bir kez daha Antep’e düştü.

Hava kararırken etkisini az da olsa kaybeden sıcak, yerini tatlı bir serinliğe bırakıyordu.

Antep’in yanı başındaki bir bağ evinde serin bir yaz akşamına merhaba diyorduk.

Sevdiklerimiz dört bir yanımızda, bize uzak olanlar da kalbimizin en aydınlık köşesindeydi.

Bağda dolaşırken bir yandan tertemiz toprak kokusunu soluyor bir yandan da akşam yemeğinden sonra masamızı süsleyecek meyveleri ağaçlardan koparıyorduk. Neler yoktu ki küçük beyaz kovamızda… Kirazlar, armutlar, elmalar, şeftaliler… Dalından koparılmış domatesler, biberler, salatalıklar…

Ve nihayet günün beklenen anı yaklaştı. Kebap için geri sayım başladı. Yapılan hazırlıklar birazdan mangalda buluşacak ve muhteşem bir lezzete dönüşecekti.

Kentin usta kasaplarından alınan etler, bahçeden toplanan sebzelerle birleşti. Balcanlar (patlıcan) itinayla şişe saplandı. Masanın etrafında telaşlı bir koşturmaca başladı. Herkes birazdan ortaya çıkacak sanat eserinin bir parçası olma telaşındaydı. Şişlere saplanan balcan kebabı mangala hazırdı. Her bir şiş ateşin üzerine özenle yerleştirildi.

Güneş, ceviz ağaçlarının ardından batarken bulutsuz bir gökyüzünün lacivertine yeni beliren yıldızlar eklendi.

Bahçedeki gül kokuları armut ağacının yapraklarından gelen rüzgarla birleşip kebabın dumanında dans etmeye başladı.

Bir yandan yiyor, bir yandan sohbet ediyorduk. Henüz yarınki yemeğin ne olacağı tartışması başlamasa da birazdan ateşle buluşacak künefe tepsisi hazırlanıyordu.

Ziyafetin ortasında bir mola verip sohbete daldık. O sırada bizi evinde ağırlayan büyüğümüz masadaki şişleri eline alıp keman konumuna getirdi. Birazdan vereceği tek kişilik unutulmaz bir konsere hazırlanıyordu İbrahim Germeyan.

Önce ud taksimi, ardından Türk Sanat Müziğinden eşsiz örnekler… Masadaki herkes pür dikkat onu izliyor. Sesi Antep’in bu güzel akşamında yemyeşil bağdan çıkıp rüzgarla birlikte yolunu buluyor. Nağmeler komşunun bahçesine gidiyor, oradan Antep’in yeşil tepelerine yansıyor ve hatta uzaklara çok çok uzaklara ulaşıyordu. Bestelerin her notasına gizlenmiş anılar İbrahim Germeyan’ın güler yüzüne bir kez daha yansıyordu. Unutulmayacak bir geceye tanıklık ettik…

Sıcak yerdir Antep. Bu sıcaklık Anteplilerin yüreklerine de yansır. Hele karşılarında Antepli olmayan misafirleri varsa… Kapılarını sonuna kadar açarlar, kalplerini de. Sofralarında baş tacı olursunuz, gönüllerinde de. Kebabın en güzeli size gelir, ekmeğin en tazesi sizin için ayrılır. Suyun en soğuğu önce sizin bardağınıza dökülür, baklavanın en güzeli yine size verilir. Eğer Anteplinin masasında Antepli olmayan bir misafiri varsa ona masanın adabı, kebabı yemenin ince sanatı da gösterilir. Evet kebabı hazırlamak kadar pişirmek de bir sanattır ama kebabı yemek başlıbaşına bir hüner ister. Çünkü kebap sohbetin temelidir, dostluğun harcıdır, sevginin, saygının anahtarı yine onda gizlidir. Hazırlaması, pişirmesi nasıl ustalık istiyorsa onu yemek de bir beceri ister. Bunu Antepli bilir, Antepli olmayanlar da onlardan öğrenir. Antep kültürünü bilmeyenlere kuralları anlatmak, yolu yordamı göstermek her Anteplinin vazgeçilmez bir görevidir.

Kıymetini bilen için güzel yerdir Antep, dinlemesini bilene de kulaklardan silinmeyecek bir şarkıdır… Mangalı çoktur Antep’in, yeşili, bağı, bahçesi de herkese yeter. Kebabını zaten anlatmaya gerek yok. Yolunuz Antep’e düşerse kentin sunduğu eşsiz lezzetleri tadacağınızdan şüphem yok. Ama İbrahim Germeyan‘ı herkesin tanıma fırsatı olmayabilir. Tanısanız da sesindeki güzelliği her zaman duyamayabilirsiniz. Onun fasılları dost meclislerinde sınırlıdır. Bu yüzden bu sayfada kebabın lezzetini yeterince anlatamasam da o geceden geriye kalan birkaç şarkıyı kendisinden aldığım izinle burada sizinle paylaşmak istedim.

1. Bölüm

2. Bölüm




Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir