Doga ucsuz bucaksiz, gokyuzu ulasilmazdi. Ve sonra bilinmeyenlerle kusatilmis insanin korkulari dogdu. Bulutlar gecip gidiyor, gunes, ay ve yildizlar hep kaliyordu. Sanki yasamin ritmini onlar belirliyordu. Sonra bazilari bu gizi cozmek icin, haritasini cikardi gokyuzunun. Atacaklari adimlara, evliliklere ve savaslara bu haritalar yon verdi.

Yildiz hareketlerinden gelecegini ogrenmeye calisan insanlarin sayisi gunumuzde yuksek. Yapilan bir arastirma, Almanya’da yasayanlarin yarisindan fazlasinin “gokyuzundeki gezegen ve yildiz konumlarinin insanin kaderini ve karakterini etkiledigine” inandigini ortaya koymus. CNN gibi buyuk kuruluslar bile eleman alirken isi adayin burcunu sormaya kadar goturuyor. ABD ve Avrupa’da onemli kararlar arifesinde astrologlara danisan yoneticilerin sayisi artiyor; “ekonomi yildiz fali” adiyla yeni bir “uzmanlik alani” ortaya cikiyor. Kendilerine falci, astrolog ya da medyum denen kisiler gazete ve dergi sayfalarindan, televizyon ekranlarindan eksik olmuyor.

Peki milyonlarca insanin hayatina iliskin “toptan” kelam eden bu astrolog, falci ve medyumlar nasil insanlar? Medyumculuk ve falcilik, para tuzagi kuran, dusleri somuren bir sarlatanlik mi? Medyada boy gosteren bu insanlar, parlak ve abartili giysileri, cam kureleriyle gercekten bizim gelecegimizi okuyabiliyorlar mi? Yoksa aldatiliyor muyuz?

Ata Nirun, astroloji dendiginde Turkiye’de akla gelen ilk kisilerden. “Dun cinlerle sohbet ettim, aksam yemegini de uzaylilarla yedim” diyenlerden olmadigini anlatan Nirun, Turkiye’de astrolojinin “ayaga dusmesinde”, “kendi dahil herkesin payi oldugunu” soyleyerek, ozelestiri yapiyor. Astrolojiyi ciddiyetle ele alanlarin golgede kaldigini soyleyen Nirun’a gore, “Insanlarin kaderiyle oynamaya kadar vardirilan bu sarlatanliga dur demek gerekiyor”. Ata Nirun. “yildizlar dunyasinda” cok tartisma yaratacak goruslerini, artiHaber’e anlatti:
– Insan gecmiste de gelecegini ogrenmenin yolunu ariyordu. Bugunle dun arasindaki fark ne?
Nirun: Yasadigimiz cagda teknolojinin, materyalist kavramlarin getirdigi agirligin altinda ezilen insanlar, siginabilecekleri bir yer ariyorlar. Gecmiste Musa ya da Suleyman, kitleleri yola tek bir cumle ile cikarmis. Bugun kitleler yok bireyler var. Dolayisiyla mistik arayislar da bireysel. Insan niye burcunun pesinde? Cunku bireysel tatmin ariyor. Gecmiste Mezopotamya’da astroloji “yagmur yagacak, Firat bol su verecek” dediginde, halk tatmin oluyordu. Astroloji sadece krallara ya da ruhban sinifa mahsustu. Bugun ise toplumun buyuk ilgisi yani talebin fazlalligi arzda ciddi bir deformasyon yaratti. Bu isi gecmiste yapan rahipler, kahinler ve din yetkilileri idi ve hepsi egitim kurumlarindan geciyorlardi.
– Dogaustu, yanitlarini bilimsel yaklasimlarla bulamadigimiz olaylar icin ne dusunuyorsunuz?
Nirun: Birey mistik arayisinin pesine dustugunde, bunu karsilamasi gerekiyor. Bugun, Nostradamus yasasaydi fazla ciddiye alinmezdi. Medyatik bir haber olmaktan oteye gidemezdi. Rusya’da 20 yil once yasayayan bir kadin cisimleri hic dokunmadan hareket ettiriyordu. Almanya’da yapilan deneylerde insanlarin ve kent gurultusunun olmadigi bir noktada yapilan kayitlarda insane sesleri kaydedildi. Bu olaylari cogaltabiliriz ama nereye kadar? 150 olaya cikarabiliriz ama otesi yok. Dogaustu dedigimiz pisisik olaylar si sik yasanmaz.
– Sosyal ve kulturel farklar bu tur inanisin gelisimini etkiliyor mu? Sanirim az gelismis toplumlarda bu tur olaylar daha az yasaniyor.
Nirun: Az gelismis yada cok gelismis ayrimini yapmak dogru degil. Batida da bu tur olaylar yasaniyor. Ataturk zamaninda cikarilan ‘tekke ve zaviyeler kanunu’nun amaci ender mistik kisilerin cok popular olmasini engellemekti. Gunumuz Turkiye’sinde ciddi bir sorun var. Ruhcu hareket ve inanc bicimleri icinde saygin cok insan var ama bu isi sagda solda yapan ‘haci-baci’ takimi da var.
– Astrolojiyle ugrasan ya da kendine medyum diyen bazi kisiler yaptiklari isin bilimsel olduklarini soyluyorlar. Hatta yurtdisinda bu isin egitimini aldiklarini belirtiyorlar. Bu ne derece dogru?
Nirun: Televizyona cikip ahkam kesenlerin iddialarinin aksine, Uzakdogu ulkeleri haric dunyanin hicbir yerinde bu konularla ilgilenen bir universite kursusu yok. Parapsikoloji ile ilgilenen bir universite yok ama kurumlar var. bu kurumlara gidip, 6 ay kurs gordukten sonra; ‘Ben enstitu mezunuyum’ demek, gercekleri inkar etmek, halki kandirmaktir. Ornegin; Hulya Kocak, Esin Uzer kitleleri kullaniyorlar ve “Biz batida astroloji okuduk” diyorlar. Bu isin bilimi yok ki! Astroloji bir bilim degil. Astroloji bir sanat. Bir gercekustuculuk, bir tur akim. Ben de boyle bir kursa gittim, benim de elimde bir kagit parcasi var. bunu Bati universitelerinde gosterseniz adami doverler! Elbette astrolojiyi iyi bilen onemli arastirmacilarla beraber olmak iyidir. Ancak bu da olaganustu bir Ingilizce ve felsefe bilgisi ister.
– Astrolojinin artik inandiriciligini kaybettigini dusunuyor musunuz?
Nirun: Astroloji Turkiye’de de Bati’da oldugu gibi ayaklar altina dustu. Uzulerek soyleyeyim ki bunda benim de katkim var. 90’larda baslattigimiz 900’lu telefon hatlarinin bu dususte cok onemli payi var.
– Bu haklar araciligi ile, insanlarin inanclari ile oynadiginizi mi soyluyorsunuz?
Nirun: Ingiltere’den alinan bir olaydi. Ben “Alo Bilgi” hattinin ilk kurucularindan biriyim. Gazetelerde yazilan burclar ses bandina okunuyordu. Bunu Turkiye’ye uyarladik ve hic beklemedigimiz bir taleple karsilastik. 900’lu patlamasi oldu, cok buyuk gelir kaynaklari dogdu. Bu girdiden faydalanmak isteyenlerin sayisi sinirsizdi. Her onune gelen “Ben de astrologum” diyerek bu hatlardan insanlarin gelecegini soylemeye basladi.
– Gazetelerdeki burc koselerinde verilen gelecekle ilgili bilgiler ne kadar ciddi?
Nirun: Burcunuzun koseleri iki turlu yapilir. Bu isin sorumlulugunu bir muhabirinize verirsiniz. O da gecen yilin burclarini alir, tersine cevirir yazar. Ikinci yol da astrologun yildiz haritasi cikarmasiyla olur. Ama bu harita nereye gore cizilmistir? Istanbul’a gore mi, Ankara’ya gore mi yoksa Van’a gore mi? Aslinda burclar astrolojisi olmadigi icin olay kendi icinde bir espri, mizah ya da okuyucunun eglence hakkini tatmindir. Hicbir ciddi tarafi yoktur.
– Medyum sayisi gelecekte azalir mi cogalir mi?
Nirun: Bu insanlar cogaldi ve cogalacaklar. Izmir’de iki kisi medyumciulukla ugrasiyor ve dukkanlarindaki vergi levhasinda yapilan is ‘Medyumluk’ olarak gorunuyor. Vergi levhasini duvara asmakla yasallik kazandirilamaz. Yarin dolandiricilik masasindan ekipler gelir ve bu kisileri goturebilirler. Cunku ortada bir yasa var. Medyum, ruhsal dunya ile bu dunya arasinda aracilik yapan, iletisim saglayan kisi demektir. Turkiye’de yapilan isle bu kavram arasinda bir ilgi yok. Bizde bunlari yapanlar sarlatanlardir.
– Herkes halkin bu inanisini kullaniyor herhalde?
Nirun: Irticadan medet uman odaklar ve bunlarin liderleri de halki mistik dusunusleri kullanarak kandiriyor. Necmettin Erbakan’in, Fethullah Gulen’in mucizevi gucleri oldugu anlatiliyor. Varsa biz de gorelim. Hayatimin 30 yilini bu konuya harcadim; morglarda yattim, mezarliklarda sabahladim. Dunyanin bircok yerinde bircok medyumla beraber oldum. Henuz ne olumden donen birini gordum, ne bir ruh gelip benimle konustu, ne de bir cinle sohbet ettim. Bir uzayliyla da el sikismadim. Butun bunlar olmadi olamayacak da. Boyle bir vakayla karsi karsiya kalabilmek, piyangoda buyuk ikramiyeyi yakalamak gibi birseydir. Doganin kendine ozgu bilinmeyen bir matamatigi var ve oralarda birseyler oluyor.
– Siz ruhlari ve cinleri de reddediyorsunuz degil mi?
Nirun: Evet. Bunlar biraz dinsel, biraz da pisikolojik tanimlamalar. Insanda gorunmeyen bir bilinc oldugu soyleniyor, boyle birsey var mi yok mu ben bilmiyorum. Kimse de bilemeyecek. Parapsikolojinin bazi dallarinda insan bedeninde bir enerji oldugu, bu enerjinin belli araclarla gozlenebildigi dogrudur. Henuz hickimse olup geri gelmedi. Uc saat morgta kalip dirilenler vardir. Ama bunlar olum olayi degil agir komalardir. Gercek astroloji ruh olayini Kabul etmiyor. Bu bir fantazidir. Sosyal sorunlar, ask, sevgi olaylari ya da baska beklentiler bu kanallarla cozumlenemez.
– Bu durumun onune nasil gecilebilir?
Nirun: Bir tartisma ortami olustrulmali. Bu tablo surecek ve medyanin yaklasimi da degismeyecek. Ortaya daha cok medium ve cok falci cikacak. Konuyu icerden bilen birileriyle, disardan gozlemleyen bilim adamlari tarismali. Bu sarlatanlara, bu bilim adamlar ‘Dur’ diyebilir. Biryerlerden baslamali. Zararin bir yerinden donmek gerekiyor.

18 Nisan 1998 ArtiHaber Dergisi




Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir