Google+ Facebook Twitter Flickr Skype RSS

Amerikan medyasında Rumsfeld ekolü

Gazeteler haber ve yorumlarında Pentagon’un ‘savaş şartları’ standartlarını zaman zaman zorlamayı deneseler de televizyon kanallarının Afganistan haberlerinde gazetelere oranla daha titiz bir uslup kullanmaları dikkat çekiyor.Afganistan’a düzenlenen hava saldırısı 7 Ekim günü yerel saatle 20:57’de başladı. Ertesi gün Reuters, Celalabad kentinde yaşayan ve Amerika’nın düzenlediği füze saldırısında bir bacağını yitiren 16 yaşındaki Assadullah adında bir Afgan’la yaptığı ropörtajı yayınladı. Haber dünyanın hemen hemen tüm medya kuruluşlarına ulaştı. Assadullah, Cruise füzelerinden nasibini almış ama hayatta kalmayı başarmıtı. Onun kadar şanslı olmayan yüzlerce Afgan, ABD’nin iki aydır devam eden hava bombardımanında yaşamını yitirdi. ABD’nin Taliban’ı hedef alan akıllı füzelerinin kurbanı olan sivillerin sayısı her geçen başkaları eklendi.

Şu ana kadar batılı haber kaynaklarının topladığı istatistiklere göre Afganistan’da yaşamını yitirenlerin sayısı üç bini açtı. Bu sayının ne kadarı Taliban, ne kadarı sivil halk olduğu konusunda ise kesin bilgiye ulaşmak neredeyse imkansız. Ancak bölgede bulunan gazetecilerin geçtiği haberlere göre öldürülen Taliban sayısının yaklaşık bin kişi olduğu belirtiliyor, geri kalanlar ise kayıtlara sivil kayıp olarak geçiyor… Sivil kayıp konusunda Amerikan medyası Pentagon’un uyguladığı savaş sansürü politikasına sıkı sıkıya bağlı. Medyada yer alan haberlerin büyük bölümünü Afganistan konusu oluşturuyor ancak Amerikan bombardımanı sırasında hayatını kaybeden sivil halkla ilgili bilgiler nedense Amerikan medyasının gözünden kaçıyor. Savaş bölgesinde görev yapan gazetecilerden gelen haberler Pentagon’un istediği standartlara uygun olarak gözden geçirildikten sonra yayınlanıyor. Gazeteler haber ve yorumlarında bu standartları zorlamayı deneseler de Pentagon’un nefesini her an enselerinde hissediyor. Televizyon kanal
larının savaş haberlerinde gazetelere oranla daha titiz bir uslup kullanmaya özen gösteriyor.

ABD’de Pentagon ile medya arasında şimdiye dek görülmeyen bir ilişki yaşanıyor. Afganistan’dan gelen resmi haberler genellikle askeri yetkililer ve zaman zaman Savunma Bakanı Don Rumsfeld tarafından düzenlenen basın toplantılarıyla kamuoyuna duyuruluyor. Bu toplantılar aslında soru-cevap tarzında devam ediyor, ancak gazetecilerin savaşla ilgili özel sorularının tamamı neredeyse ‘geçiştiriliyor’ ya da ‘bu konuda bilgi veremeyiz’ şeklinde yanıtlanıyor. Afganistan’da bulunan gazetecilerin geçtikleri görüntü ve haberlerde ise Kuzey Ýttifakı askerlerinin silahlı şovlarına ağırlık veriliyor.

ABD kamuoyu Afganistan ile ilgili gelişmeleri Pentagon’dan yapılan günlük basın açıklamalarıyla öğrenmeye devam ediyor. Bu toplantılarda yaşanan manzara ve seçilen dil standartın ötesine geçemiyor. ABD’nin Afganistana düzenlediği saldırı ikinci ayını geride bırakırken Pentagon sivil kayıplarla ilgili soruları yanıtsız bırakıyor, medya ise bu konuda kendisine ulaşan istihbaratı yayınlamaktansa Pentagon’un açıklamalarına sadık kalarak Amerikan kamuoyunun zaten pek ilgisi olmayan bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor. 11 Eylül’ün üçüncü ayını geride bıraktığımız şu günlerde Amerikan medyası, sivil kayıplarla igili haberlerden çok Osama bin Ladin’in nerede olduğu ya da Afganistan’da ele geçirilen Amerikalı Taliban’ın geleceğiyle ilgileniyor.

9 Ocak 2002

Yayın Tarihi: 28.12.2006 -- Kategori: notlar

YORUMLARINIZ

“Amerikan medyasında Rumsfeld ekolü” hakkındaki görüşünüz?

Son Eklenenler

Konular

Son Eklenenler

Biz Bıcır’ı çok sevdik

Biz Bıcır’ı çok sevdik Türkiye’de geçirdiğimiz 10 günlük yeni yıl tatilinden sonra Zürih’e dönmüştük. Hiç hesapta olmayan bu tatilde...

Zurih’te bir haftasonu

Zurih’te bir haftasonu Bu yıl Zurih’e kış gelemedi. Kar yağmadığı sürece biz de kışın geldiğini resmen söyleyemiyoruz. Bundan...

Bir gün üç ülke

Bir gün üç ülke Özel bir gün bugün. Takvimler 1.10.11 tarihini gösteriyor. Hava sisli ve biz her haftasonu olduğu gibi yine yoldayız. Hedef...

Eylülde 15 kilometre

Eylülde 15 kilometre Zurih’in ünlü iki gölü arasında (Greifensee – Zürichsee) uzun zamandır gerçekleştirmeyi düşündüğümüz...