Amerika lehine bir yazı
Gündüz Vassaf, Radikal’deki köşesinde ABD ile ilgili ilginç bir konuya değiniyor. Yazının orjinal metnine buradan da ulaşılabilir.
Geçen hafta ABD seçimlerini kim kazanacak diye sormuş olsaydınız, “Obama’nın seçilmesini bir tek ona sıkılacak kurşun engelleyebilir,” diye cevap verirdim.
Adaylığını açıklar açıklamaz hükümetin ona verdiği koruma, ülkenin tarihinde herhangi bir başkan adayına verilenin fevkinde. Cumhuriyetçı partinin adayı McCain’e, o da kendi istediği üzerine, daha geçen ay koruma verildi.
ABD’nin tarihinde başkanlara suikast girişimleri unutulacak kadar çok. Özellikle gençler arasında yayılan Obama coşkusuna benzer bir kitlesel heyecan bu ülkede en son John Kennedy başkan seçilmeden önce, bir de kardeşi Robert’in başkan adaylığında görülmüştü. İkisi de öldürüldü. İkisinin de çocukları Obama’yı destekliyor.
ABD politikasını tarihi açıdan değerlendirenler bu ülkenin emperyalist politikasının kim başkan olursa olsun değişmediğini söylediklerinde haklı olabilir. Ancak başkanların kim olduğunun farketmediğini söylemek de, tarihte insan unsurunun etkisini hiçe indirgeme gafletine düşmek olur.
Sanırım Çin dışında, bütün dünya ABD seçimlerini özellikle Obama’nın adaylığı nedeniyle izliyor. Obama’nın seçilmesiyle gerginliklerin, savaşların azalacağını, ABD tarihinin en az sevilen başkanı, benden yana olmayan benim düşmanımdır diyen Bush’dan kurtulmanın dünya için büyük bir kazanç olacağını düşünüyor.
Obama’nın dünyaca benimsenmesi, ona ABD’de düşmanmış gibi bakanların, onu yeterince Amerikalı saymayanların, ekmeğine yağ sürüyor.
Obama seçimleri kazanırsa ABD hükümetinin nasıl bir politika izleyeceğini bilemeyiz.
Ama, önseçimlerde en çok oyu almasına rağmen partisinin adayı olamaması ihtimali gibi akla gelen ya da akla gelmeyen nedenlerden ötürü partisinin adayı olmaması, başkan seçilememesi halinde ABD demokrasisinin gerek dünya kamuounda gerek kendi vatandaşları nezdinde meşruiyetini daha da yitireceğine kesin gözüyle bakabiliriz.
Benim yerim dünyada mazlumların yanında,
ABD seçimlerinden bana ne diyebilirsiniz.
21. yüzyıl Çin yüzyılı mı olacak?
Günümüzde ABD’nin karşısında her gün güçlenen, uzay savaşlarına, siber savaşlara giderek daha hazırlıklı olan, Afrika gibi koca bir kıtanın doğal kaynaklarını kapatmaya yeltenen Çin var. Demokrasinin esamesi okunmayan, hangi dinden olursanız vicdan özgürlüğü olmayan, köylünün, işçinin kırıldığı, köle gibi çalıştırıldığı, geçen haftadan itibaren de dünyayı en çok kirleten ülke konumunda da olan Çin.
Dünya kamuoyunun Çin üzerinde etkisi sivri sinek vızıltısından az. Sansürden geçebilirse, barbarların düşmanlığı diye algıladıkları eleştiriler, Çin milliyetçiliğini bir o kadar daha körüklüyor.
Evrensel hukuk ve insan haklarının en son Irak’da olduğu gibi ulu orta çiğnenmesine rağmen, ABD’nin önderlik yaptığı Batı cephesinde durum farklı. Son bir kaç yüzyılın özgürlük mücadelesinin kazanımları, bugün bu ülkelerin vatandaşlarının gündelik yaşamında geçerliliğini koruyur. Geçerliğini koruduğu için de, sanattan siyasete kadar bu ülkelerdeki egemen düzene karşı en büyük muhalefet gene bu ülkelerin bağrından çıkabiliyor.
Son yıllarda dünyada Amerikan düşmanlığı otomatiğe bağlanmış durumda.
Bundan en çok yararlananlar infiali kendi emellerine alet eden totaliter düzen meraklıları. Batı’da ve özellikle ABD’de yerleşik özgürlük normların korunmaması, bu ülkelerde demokrasinin meşruiyetini yitirmesi dünyanın kaybı. Yaşatılıp geliştirilmesi hepimizin kazancı.
Gündüz Vassaf
Benzer Yazılar:
- Yeni yıl tesellisi daha zayıf Amerika Yeni yıl yaklaşıyor. Herkesin 2006 yılı için farklı hedefleri, beklentileri...